Altan Tan: Dövize ne oldu?

31.12.2021
Altan Tan, indyturk.com’da “Dövize ne oldu?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

Fotoğraf: AA

Ünlü bir Türk büyüğünün dediği gibi;

‘Hiç bir şey olmadıysa da mutlaka bir şeyler oldu!’

Sakın bu ünlü Türk büyüğünün sözünü hafife almayın.

Sizin yedi sülalenizde ağzından hasbelkader çıkan bir söz, atasözü haline gelen biri var mı?

Benim yok.

O zaman saygı göstermiyorsanız bari istihza etmeyin! 

Demek ki hazrette bir cevher vardı ki, alelusul ettiği bir kelam bile atasözü oldu.

(Z Kuşağı ‘istihza’ nedir bilmiyorsa, sözlüğe baksın! Hem Z Kuşağı olacaksın hem de ‘istihzayı’ bilmeyeceksin, peh!)

Dövizin çıldırarak, dört nala koşmaya başlayan bir küheylan gibi son hız doruğa çıktıktan sonra, her nedense aniden kazık fren yaparak zınk diye durması ve birden geriye dönerek kendini şuursuzca bayır aşağı bırakmasını izah eden/edebilen bir babayiğit varsa çıksın ortaya. 

Çıksın ortaya da, bizim gibi her gece onlarca alleme ekonomi profesörünü dinleyip de tek kelime anlamayan fakir-i pür taksirleri bu azaptan kurtarsın!

Hızla yoksullaşarak elimizdeki avucumuzdakileri yitirmemiz bir yana, kendimizi ebleh hissetmemiz bir yana! 

Bize en fazla koyan da bu.

Ziya Paşa merhumun dediği gibi;

‘Terazimizin bu sıkleti çekmesi’ mümkün değil.

Mal mülk geri gelir de giden akıl bir daha gelmez.

Allah’ım bize bir akıl fikir ver;

Bu ‘küheylan’ niye çıldırdı?

Bir hafta zarfında niye arş-ı alaya çıktı?

Niye 20 Aralık gece yarısı zınk diye durdu?

Durdu da;

Daha Londra, New York, Tokyo, İstanbul borsaları kapalıyken niye sabahı beklemeden kendini bayır aşağı attı?

Ne oldu da 21 Aralık günü erken seçim kararı bekleyen anlı şanlı muhalefetimiz şeşi-beş oldu! 

Aklımızda bin bir soru, elimizde ise sıfır!

Tabii ki bu sorulara kendilerince cevap veren/vermeye çalışan bir sürü zevat var.

Ancak ne yazık ki söyledikleri bir fındık kabuğunu doldurmuyor.

Başlıca birkaç şey söylüyorlar:

‘1. Bu yapılan 50 yıl önceki Süleyman Demirel dönemine dönüştür.

Günü kurtarmaya yöneliktir, hiçbir yarar sağlamaz ve faturası bugünkünden daha ağır olur.

2. Hükümetin bu durumda bile yapacağı, yapabileceği şeyler sınırlıdır;

-Ya dışarıdan (Katar, BAE, Suudi Arabistan, İngiltere…) sıcak para getirecek,

-Ya para basacak,

-Veya ağır vergilerle bu açıkları kapatmaya çalışacak.

Seçim döneminde ağır vergiler salması mümkün olmadığına göre hükümetin ilk iki ihtimalden başka bir seçeneği yok.

Dışarıdan ilanihaye ‘bedava’ bir para gelmez. Karşılığında ekonomik veya siyasi tavizler vermesi gerekir. Bu pazarlıkları da halktan gizleyemez.

Para basması ise enflasyonu azdırır.

Ölümlerden ölüm beğen’

Muhalefetin bu söylediklerini bilmek için ‘alleme’ olmaya; Oxfordlara, Cambridgelere gitmeye gerek yok.

Tüm bunlar Ticaret Lisesi mezunlarının bile bildikleri şeyler.

Ali Babacan gibi ekonomiyi yalayıp yuttuğunu söyleyenlerden daha ‘anlamlı’ açıklamalar beklerdik.

Diye diye dövizin bir gecede yüzde 30 düşmesini devlet bankalarının 7 milyar dolar satmalarına bağladı.

Bağladı da her gün dillerine pelesenk ettikleri 128 milyar Dolar meselesinde;

128 milyar dolar satılmasına rağmen, doların niye durmadığını/durdurulamadığını; 

128 milyarla becerilemeyen işin 7 milyar dolarla nasıl halledildiğini anlatamadı.

Evet!

Hiçbir şey olmadıysa da bir şeyler oldu!

AK Parti Hükümeti asgari ücret oranını yüzde 50 arttırarak,

Emekli, dul, yetim ve çalışanların maaşlarına zam yaparak, dövizi görece olarak dizginleyerek…en azından bir 6-7 ay kazandı; ‘isyanı’, bastırdı, paniği durdurdu.

‘Bu iş başa gitmezmiş, 

Dış tavizler verecekmiş,

Birkaç ay sonra bu dikişler patlayacakmış,

Ya para basacak veya vergi salacakmış,

Enflasyon ve pahalılık daha da artacakmış’

Mış, mış, mış!

Kim ne derse desin 6-7 ay elde!

Sonrası?

Sonrası Allah Kerim!

Bu muhalefet olduktan sonra;

Haziran, temmuz ayında ‘şapkadan bir tavşan daha çıkarılır, olur biter’

Böyle muhalefet dostlar başına. 

Bu işlerin ajitasyon ve polemiklerle salt eleştirerek değil, nasıl düzeltileceğinin yol ve yordamının halka anlatılması gerekiyor.

Muhalefetin yaza kadar, bu kış ve bahar okuduğu tüm kitapları değiştirerek dersini yeni kitaplardan çok daha iyi çalışması, lazım.

Çalışırken de ister Neşet Ertaş’tan, ister Müslüm Baba’dan;

‘Dersini almış da ediyor ezber’ türküsünü bol bol dinlemesi lazım!

‘Ağır abiler’ Nida Tüfekçi’den de dinleyebilirler

 

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir