Altan Tan: Hırsızlar ve diktatörler kader mi?

21.01.2022
Altan Tan, indyturk.com’da “Hırsızlar ve diktatörler kader mi?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

İllüstrasyon: Mirko Ilic/NYT

‘Hırsızlar mı diktatörlükleri, diktatörlükler mi hırsızları doğurur?’ sorusu yaman bir soru.

Doğudan Batıya, Kuzeyden Güneye İslam dünyası hırsızlar ve diktatörlerle dolu.

En son halk isyanıyla gündeme gelen Kazakistan’dan, Fas’a; 

Çeçenistan ve Azerbaycan’dan;

Mısır ve Sudan’a kadar bütün bir ‘Mülk-i İslam’ aynı ortak kaderi yaşıyor.

En az birkaç asırdır dünya hercümercinde geriye düşmüş yenik bir medeniyetin evlatları, her ‘kurtulduk’ dediklerinde yeni bir kurt kapanına daha düşüyorlar, bir kez daha debelenmeye başlıyorlar.

Bu kısır döngü her ne hikmetse bir türlü kırılamıyor.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm cephelerde esir alınan Müslümanlara emperyalizmin ağaları olan İngiliz/ABD kumpanyası ile Ruslar aynı ‘hediyeyi’ bıraktılar;

Hırsız diktatörler!

Kapitalist ve sosyalist bu diktatörlere sonraları anlı şanlı ‘İslamcılar‘ da katıldı.

Bu diktatörlerin bazıları papyon kravatlı, fötr şapkalı;

Bazıları sarıklı, entarili,

Bazıları ise Mao’nun yoldaşları gibi kasketli ve tek tip elbiseli oldu.

Kıyafetleri ve halklarına sundukları ideolojiler farklı farklı olsa da icraatları hep aynıydı.

Halklarına zulüm, baskı ve yoksulluktan başka bir şey vermediler.

Başlarında metrelerce sarık taşıyan Afgan mollalar bile afyon-esrar ticaretine ‘haram’ diyemediler.

Afganistan’ın perişanlığının içinden servetleri milyarlarca dolara ulaşan siyasiler çıktı.

Birinci Dünya Savaşı’nın üzerinden yüz yıldan fazla bir zaman geçti.

Sene 2022 bizim dünya yine ‘eski tas, eski hamam.’ 

Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’da her türlü hukuku ayaklar altına almış ‘laik-ulusalcı’ diktatörler,

Çeçenistan’da İslam’ı kalkan yapmış bir şovmen,

Irak Kürdistan Bölgesi’nde 30 yıllık bir iktidara rağmen hala maaş ödemekte zorlanan bir yönetim,

Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde sözde şeriatçılar! 

Ülkelerini soyup soğana çevirdiler.

Paranın dini imanı olmadığı gibi, 

Hırsızın da Türkü, Kürdü, Arabı, Acemi, Afganı fark etmiyor!

Çalıyorlar!

Durmadan, dinlenmeden, bıkıp usanmadan çalıyorlar.

Doymak nedir bilmiyorlar.

Tevfik Fikret’in;

“Yiyin efendiler, yiyin; bu han-ı iştiha sizin;
Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!” 
demesine de kulak asmıyorlar!

Doyunca durmuyorlar, çünkü asla doymuyorlar.

Doğru düzgün işleyen şeffaf bir demokratik düzende yolsuzluk ve hırsızlık mümkün olmadığından, daha fazla yolsuzluk yapabilmek ve daha fazla çalabilmek için de mecburen otoriterleşiyor, hukuku rafa kaldırıyor ve diktatörleşiyorlar. 

Saddam’ın, Kaddafi ve İran Şahı’nın yüz milyarlarca dolarına ne olduğunu düşünmüyorlar;

Bu paralara bizzat onları iktidara getiren ağababalarının nasıl el koyduklarını ise unutuyorlar.

Bu makus kaderin mutlaka değişmesi/değiştirilmesi gerekiyor.

Bugün sorun, sosyalizm, kapitalizm ve siyasi İslam tartışmalarından öte bir hukuk ve şeffaflık sorunu.

Yoksa ne Hz. Muhammed, ne de Marks ve Lenin ‘her türlü yolsuzluk ve hırsızlık meşrudur’ dediler. 

Felsefi olarak halkları soyan kapitalizmin uygulandığı Almanya ve Japonya gibi ülkelerde bile bu derecede bir yoksulluk ve hukuksuzluğa rastlanmıyor. Kendi içinde tutarlı bir hukuk uygulanıyor, halkın refahı gözetiliyor.

Türkiye’ye gelince;

İktidarın da muhalefetin de konuya bu gözle bakma mecburiyetleri var.

İdeolojiler ve hayat tarzları üzerinden bir kayıkçı dalaşının halka bir yarar sağlamadığını aklı başında herkes görüyor.

Ne yazık ki iktidarın da muhalefetin de ‘Yeni bir Türkiye’ hikayesi yok.

İşin özüne inildiğinde ‘Bu dümenin başından sen kalk ben oturayım’ kavgası yaşandığı gözüküyor.

Halbuki bizzat bu dümenin ve bu çarkın kırılması gerekiyor.

‘Aranan kan’ bir türlü bulunamıyor.

Türk, Kürt, Alevi, Sünni, dindar, muhafazakar, milliyetçi, Kürt, Atatürkçü, ulusalcı, laik, laikçi, liberal…bir şey ifade etmiyor.

Ülke her şeyden önce adalet ve şeffaflık istiyor.

Gerisi lafı-güzaf.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.