Arif Mostarlı: Aykırı Olmanın Onuru: Uri Davis

05.01.2024

Arif Mostarlı, yeniyasamgazetesi5.com’da “Aykırı Olmanın Onuru: Uri Davis” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz.

“Sonra biri beni bir okaliptüs ağacı kümesinin olduğu bir kibbutz’un (Yahudi yerleşim yeri) çevresine götürdü. Bana bir yığın taş gösterdi ve ne gördüğümü sordu. Ben de ‘Bir yığın taş’ dedim. ‘Hayır’ dedi o, ‘Burası bir Arap köyüydü. Eski sakinleri şimdi mülteci. Şimdi neden bizden nefret ettiklerini ve bizi denize dökmek istediklerini anlıyor musun?”

“Ben de dedim ki: ‘Evet, ama bir alternatif var. Onları tekrar davet edebilir ve her şeyi onlarla paylaşabiliriz.’ Bana umutsuz bir vakaymışım gibi baktı. Ve ben bugün hâlâ ‘umutsuz vaka’ olmaktan ötürü gurur duyuyorum.”

Uri Davis… Filistin El Fetih örgütünün en üst düzey organı olan 120 kişilik Devrim Konseyi’ne seçilen ilk Yahudi… 4 ağustos 2009’da yapılan konsey seçimlerinde 80 yeni üye seçilirken Uri Davis, 600 aday arasında 31. sıradaydı. Seçim sonrasında yaptığı konuşmada, “Bu oylamada sadece şahsıma yönelik bir güven değil, aynı zamanda Nelson Mandela’nın Güney Afrika Apartheidine karşı mücadelesinden esinlenen konsey önünde savunduğum siyasi çizgiye güvenin belirtisi olarak da görüyorum” demiş ve “Filistin davasına gönül vermiş ancak Arap olmayan insanları temsil edeceğim” diye seslenmişti.

Anti-siyonist bir aile

Uri Davis, 8 Haziran 1943’te Kudüs’te doğdu. Çekoslavakya işgal edildiğinde annesi Blanka’nın bütün ailesi Naziler tarafından katledilmişti. O büyük kıyımdan kurtulup gelmişti Filistin’e annesi. Babası Joseph ise İngiltere kökenli bir Yahudiydi.

Baba Joseph, bir Yahudi devletinin kurulmasına karşı çıkan, Yahudiler ve Filistinliler arasında “mutlak politik eşitlik” düşüncesini savunan ‘Manevi Siyonizm’ grubunun üyesiydi ve Uri böyle bir ailenin çocuğu olarak ilk aykırı eylemini -babasının da desteğiyle- pasifizm adına askere gitmeyerek yaptı. 1967’deki Altı Gün Savaşı da dâhil olmak üzere tüm İsrail savaşlarına karşı çıktı, hiçbirine katılmadı. Yarı askeri bir toplum olan İsrail’de yaptığı zor bir işti elbette. Daha sonra, İsrail’in Filistin köylerine el koyduğu Celile bölgesinde -kendisi gibi anti-siyonist Yahudi gençlerle birlikte- eylemlere katıldı ve defalarca gözaltına alındıktan sonra Nasıra Askeri Mahkemesi tarafından 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İkinci günah: El Fetih

Bu arada, Kudüs İbrani Üniversitesi Arap Edebiyatı ve felsefe bölümlerinde lisans eğitimini bitiren Uri, yüksek lisansını da aynı üniversitede felsefe alanında yaptı. ABD’de antropoloji doktorasına başladı. Daha sonra İngiltere’ye geçti. Bu arada, bir başka günah daha işledi: El Fetih örgütüne katılmak! 1984’te, İngiltere’de Bradford Üniversitesi’nde öğretim üyeliğinin yanında bir eylemci olarak tanınmışken, El Fetih kurucusu ve askeri lideri Abu Cihad tarafından Tunus’a davet edildi ve üyelik önerildi. Arafat tarafından Amman’daki Filistin Ulusal Konseyi’nin konferansına çağrıldı ve Filistin Konseyi’ne üye oldu.

Davis, İsrail’in Holokost’u “kötüye kullandığını” düşünüyor ve Batı Şeria’da gaz odaları olmamasının İsrail’in ırkçı bir devlet olmadığı anlamına gelmediğini savunuyor. Geleneksel anlamda inançlı bir Yahudi olarak da tanımlamıyor kendisini. “1943’te Filistin ülkesinde Kudüs’te doğdum, doğum belgemin başlığında ‘Filistin Hükümeti’ yazar. Bunun bir önemi yok. Ben bir anti-Siyonist Yahudiyim” diyor.

‘Apartheid İsrail’ kitabı ona ait ve Davis, Mandela/ANC deneyiminin önemine, Arap olmayanların da katıldığı bir örgütlenmeye inanıyor. İsrail’de yaşanan şeyi, basit ırkçılık değil, ırkçılığın hukuka yerleşmiş biçimi olan Apartheid olarak tanımlıyor ve tıpkı ANC örneğindeki gibi FKÖ’nün, bütün Filistin topraklarına bir demokratik program sunması gerektiğini düşünüyor. Kendisini sosyalist olarak tanımlasa da FHKC gibi marksist yapılarla değil El Fetih’le çalışmayı tercih ediyor Davis. Ancak, anti-militarist düşüncelerine karşın, silahlı mücadelenin meşruiyetini de teslim ediyor, “İntikamı siyasi eylem için bir temel olarak kabul etmiyorum ve sivillere yönelik eylemleri kınayan seslere adımı eklemekte sorun yaşamıyorum. Ben bir anti-militaristim, ancak belirli durumlarda, uluslararası hukukta yasal olan silahlı direnişte güç kullanma hakkını tanıyorum. Artık ideolojik olarak bir pasifist değilim” diyor ve ekliyor: “Devlet terörist şiddetin ilk suçlusudur.”

Kendisini tanımlarken de ‘Yahudi’ terimi benim duygusal bağlılığımın, yani Yahudi kabile geleneğinin, tarihinin ve mirasının ifadesi olabilir” diyor ve ateist olarak bile bu kültürün parçası olunabileceğini düşünüyor.

Şimdi 77 yaşında olan Davis, uzun süredir El Fetih Dış İlişkiler Sorumlusu olarak faaliyet gösteriyor ve özellikle Siyonizme karşı Yahudi topluluklarını örgütlerken, Batı kamuoyuna Filistin davasını anlatıyor. Bu arada, kendisini Filistinli bir İbrani olarak tanımlasa da eşi Miyassar Abu Ali ile evlenebilmek için Müslümanlığı da kabul etti. Bu onun üçüncü günahıydı. Ama umurunda değil Uri Davis’in. O zaten daha en baştan, halkların kardeşliği gibi bir günaha adım atmıştı…

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

 

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.