Ayşen Şahin: Devletin Gündelik Hayata Hayrı: Var Mı?

17.06.2024

Ayşen Şahin, evrensel.net’te “Devletin Gündelik Hayata Hayrı: Var Mı?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

Üzerinde soru işareti olan bir dövizi suratını kapatacak şekilde tutan bir erkek.

Fotoğraf: Pixabay

Devlet neydi?
Devletin tanımını yapamayan insanlar gördüm, duydum. Bir iki değil bir sürü.
Bir tahtayı kavrarken yüzüğün narin ellerine yakıştığını düşünen siyasi parti liderinden mi ibaret en mantıklı yanıtlar tablosu? Evet, maalesef.
Fikirleri yok, devleti karıştırmışlar; iktidarla, cumhurbaşkanıyla, gayrisafi milli hasılayla, içişleri eski bakanıyla. Bana sormayın, siyasete bulaştırmayın diyen var. O zaman cebindeki kimliği göstermek bile siyaset olmuyor mu bey amca?
Devlet ne işe yarar, hükümet neydi, başbakan kimdi, kabine kime denir, ne kimin yetkisi Arap saçı olmuş kafalarda.
Düşündüm devlet benim hayatımın neresinde?
Eski usul emekli olmuş, ikramiye almış ailem bastırıyor: EYT’yi hallettin mi?
EYT’de eksik günümü halletmek 500 bin civarı tutuyor, emekli oluyorum ve ayda 10 bine hak kazanıyorum. 
Ya da eksik prim günüm kadar (3.5 sene) çalışıp emekli oluyorum, bugünün parasıyla yine 10 bin.
Bunu hak edebilmek için hâlâ ödediğim primleri üç buçuk sene daha ödeyeceğim.
Prim az buz değil, bu parayı bireysel emeklilik fonlarında değerlendirsem daha çok kazanıyorum, çalışıp borsa öğrensem çok daha fazla belki. Ya da her ay dayanıklı tüketim malına yatırsam bile kârdayım.
Ama yooo bunu sosyal güvenlik kurumuna ödüyorum. Sistemde kalmak için. Sağlık güvencesi hem de.
Devlette bir kere smear testi verdim, 5 hafta bekledim, sonuç yok. Hekime gittim, “Sizin raporda bir şey yok” dedi. “Ben göremiyorum” dedim, “Ben görüyorum” dedi.
“Peki” dedim eve gittim. Her gün bakıyordum. 7. haftada rapor sisteme düştü: Boş. Raporda bir şey yok dedikleri gerçekten bir şey yok. Boş. Sonuç yok.
Adım soyadım, işlem bilgisi, tarih o kadar.
Bir kere de Şişli Etfal’in kapısına çömelip ağlamıştım, insanım ben, ben insanım, siz kimsiniz, nesiniz böyle diye.
“Bedava havlu dağıtımında izdiham” haberindeki utanç verici insanlar gibi, sanki sıra No’muz yokmuş gibi dakikada iki kaynak yapma teşebbüsü sonucu çıkan kavga, gerçekten kaynak yapanların uyarılması, odaya bir doktor girdiğinde kapıya parmağımızı, ayağımızı kaptırma pahasına yüklenip sıkışmamız, sonra kimse dahil değilmiş gibi herkesin birbirini cıkcıklaması, herkesin canının en çok kendine kıymetli olması, hastanenin gerçekten dağın başında olması vesaire vesaire.
Aslında senelerdir medeniyet meşalesini ve bilimin bayrağını onurla taşıyan aile hekimimiz dışında hastaneye pek gitmemeye çalışıyordum. Aile hekimim kesin git demezse hastaneye gitmiyordum. 
Sorun doktorlar değil, bizim her yerde göze batan insanlıktan çıkmışlığımız. Çiğ etle beslenen ve dövüştürülen hayvanlar gibiyiz, tersine proteinsiz, b-c-d ve bilumum vitaminden mahrum bırakılmış, hayalleri yıktırılmış, ukdeleri unutturulmuş çaresizler ordusu olarak gerçekten açken biz, biz değiliz. Önümüze çıkana vitaminsizlikten cılız bir tekme. Neyse, hangi sağlığa ne için ödüyorum bilmiyorum. Devlet yok bana. Neredeyse sağlıkta da.
Güvenlik işini hiç sayma. 
Bir kere cüzdanım çalındı, polise gittim yeni evrak için tutanak şartmış. Bulunmaz dediler. Ümidi kes dediler. Zaten tutanak dışı talebim olmamıştı. Ben bir semtteki doğru kişiye sorarak cüzdanın akıbetini kendim öğrendim, iki gün sürmedi.
Güvenlik benim için konu komşudur, kapıda çift sürgüdür, havayı iyi koklamaktır, kendi korumaya dair bir iki ders almışlıktır.
Benim için kolluk; ağzıma yüzüme gaz sıkan, kafamı asfalta yapıştıran, çok hakaretini işittiğim bir üniformadır, görünce kaldırım değiştiririm. Bu hizmeti aldığımı açıkçası söyleyemeyeceğim.
Hayatımda sonucu beni olumlu şaşırtan tek dava oldu. Şoke edip saç yolduranları saymaya ansiklopedi gerekir.
Yargı hizmeti ödediğim verginin karşılığını veriyor diyemem.
Yollar çok pahalı diye zaten yola çıkamıyorum, o hizmeti de alırken alamaz oldum.
Günlük hayatımda belediye hizmeti dışı devlet hizmeti düşünüyorum: Çocukları en başta kesin kararım olan devlet okulunda okutmadık, daha 9 yaşlarında ağızlarından çıkan bir söz yüzünden el kadar çocukları başka veli mahkemeyle tehdit edince kapandı o ısrarın kapısı. Yaparlar biliyor musunuz, 9-10 yaşında ağzından çıkanı kulağı duymaz evladını bile cezaevine atarlar yani.
Eğitim hizmetini yaklaşık 20 sene önce devletten almayı bıraktım.
Devlet benim ne işime yarıyor günlük hayatta?
Tehdit, tebligat, soruşturma, kovuşturma, tenkit, sıkıcı Silivri şakaları, belirsizlik, plansızlık, geleceksizlik dışında ne veriyor bana bu devlet düşünüyorum…
Bulamıyorum.
İzlemeyince paralı kanalı, gitmeyince spor salonu üyeliğini iptal ediyorsun, devlete o vergiyi ne olduğunu bilemediğin hizmet için veriyorsun.
Adın yan yana yazılacak diye aklın çıkan partinin seçim bütçesini bile sen ödüyorsun.
Belalar okuduğun tacizci ya da ağzı torba, tarikatçı bir kurum temsilcisini sen besliyorsun mesela, hiç otomobilin olamayacağını kabul ederken, o tasarruf tedbirlerini delip geçen araçları ödüyorsun, istediğin bir evi bu dünyada göremeyeceğinden eminken yazlık, kışlık, baharlık derken neredeyse “mevsim geçişlik” sarayları masraflarıyla bir ödüyorsun.
Ödediklerimizi ödemeye devam ettikçe yenisi geliyor. Bakan Şimşek gündeminde bu hafta “Moto kuryelere sürpriz” var. Yeni yükü biraz da onlar sırtlanacaklarmış… Devletin yetkilisi buyurdu al buyur…
Örnekler sonsuza gider, yerim doldu, kafam taştı, içim sıkıştı.
Yanıtı bulamıyorum:
Bu devlet bizim ne işimize yarıyor?
Hâlâ düşünüyorum, bulursanız bana da yazın.
Düşünceli ve devlete işiniz düşmeyecek bir hafta dilerim.
Böylece daha sorunsuz, masrafsız ve huzurlu olur…

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.