Hakan Tahmaz: Şam’la el sıkışmanın bedeli

06.01.2023

Hakan Tahmaz, politikyol.com’da “Şam’la el sıkışmanın bedeli” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

Ankara, Beşşar Esad yönetiminin değiştirilmesi konusunda uzun süredir yalnız. Yeni dönemde bunun gereklerini yerine getirecek farklı adımlar atacağı kesin. Başka yolu kalmadı. Esad, Rusya ve İran’ın desteğiyle vekâlet savaşanın kazananı oldu. 

Ülke seçim sath-ı mailine girdi; Suriye konusu ülke gündeminin başköşesine oturdu. Muhalefetin bunu salt, iktidarın içeride sıkışmışlığı ve seçim yatırımı olarak değerlendirdiğini görüyoruz.

Her şeye iktidarda kalma ve seçmenini konsolide etme penceresinden bakan AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın, bu konudaki zamanlamasının değişmediği bir gerçek. Ama Suriye girişiminin seçimlerle sınırlı bir konu olmadığı da ortada.

Suriye konusu yeni bir döneme giriyor. 12 yıldır süren Suriye’deki vekâlet savaşının ortasında 2015’te başlayan Rusya, İran, Türkiye üçlüsünün Astana görüşmelerinde taraflar istedikleri sonuca şimdiye kadar ulaşamadılar.

2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme girişimi ile geriye düşen Suriye konusu, Ukrayna savaşının kalıcılaşma eğilimi sonrasında yeniden öncelik kazandı.

Şimdi Rusya lideri Putin’in arabuluculuğunda Şam ve Ankara merkezli bir süreç başlatılıyor. Kürtlerin kazanımlarına ve Türkiye’nin Suriye’deki varlığına bir biçimde son vermek için kartlar yeniden dağıtılmaya başlandı.

Bu çerçevede bir süredir konuşulan Ankara-Şam görüşmesinin ilki 28 Aralık 2022 tarihinden Moskova’da gerçekleştirildi. Görüşmeye; Rusya, Türkiye ve Suriye Savunma Bakanları ile üç ülkenin istihbarat örgütlerinin birinci yetkilileri katıldı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun açıklamasına göre ikincisi görüşme, önümüzdeki hafta içinde Türkiye, Suriye ve Rusya Dışişleri Bakanlarının görüşmesi şeklinde olacak.

Görüşmenin içeriğiyle ilgili taraflar bir açıklama yapmadılar. Şam merkezli yarı resmi El Vatan gazetesine konuşan ve ismini açıklamayan Suriye yetkilisinin aktardığı bilgiler var.

El Vatan gazetesinin haberinde 5 noktada uzlaşma sağlandığı iddia ediliyor. 1-Türkiye’nin Suriye’den tamamen çekilmesi, 2-Suriye’nin egemenliğine ve bütünlüğüne saygı duyulması, 3-2020 Moskova Mutabakatı’nın uygulanması, M-4 yolunun açılması, 4-PKK’nin ABD ve İsrail’in ajanı olarak Türkiye ve Suriye için en büyük tehdit olduğunun kabul edilmesi, 5-Uzlaşma konularının hayata geçirilmesi için ortak komitelerin kurulması.

İlk görüşmede tarafların bu maddeler üzerinde uzlaşma sağlamış olması zor görünse de ileri aşamalarda imkânsız değil. Bu maddeler şimdilik tarafların tartışma ve uzlaşma çerçevesine ilişkin veri sunuyor. 

AK Parti’nin 12 yıldır ısrarla sürdürdüğü hatalı Suriye politikası üç ayaklıydı. İlki Beşşar Esad yönetiminin değişmesini sağlamak ve bölgesel etkisini genişletmek. İkincisi yeni Suriye’de hangi biçim altında olursa olsun Kürtlerin anayasal statü kazanmalarını engellemek. Üçüncüsü mülteciler sorununu iç siyasette ve AB ile ilişkilerde kullanmak.

Ankara, Beşşar Esad yönetiminin değiştirilmesi konusunda uzun süredir yalnız kaldığının farkında. Yeni dönemde bunun gereklerini yerine getirecek farklı adımlar atacağı kesin. Başka yolu kalmadı. Esad, Rusya ve İran’ın desteğiyle vekâlet savaşanın kazananı oldu.

Mültecileri artık ne AB’ye karşı kullanabiliyor ne de onlar ekonomik ve siyasi olarak taşınabiliyor.

Kürt sorunu, Şam ile görüşmelerin omurgasını oluşturduğu yukarıda özetlenen beş başlıkta da ana konu olarak görülmektedir. Kürt meselesinin; Rojava yönetiminin geleceği, Türk askeri ve siyasi varlığına son verilmesi gibi bir dizi başlığı bulunuyor.

Türkiye’nin, Kürtlerin fiili kazanımlarını en azami noktada yok etmek, asgari tavizle 2. Adana Mutabakatı imzalamak ve Şam ile barışmak hedefiyle hareket edeceği açık. Bir anlamda Kürtleri ABD’den uzaklaştıracak, Şam mecbur bırakmaya zorlayacak. Bu arada Rusya, Suriye’de oyun kurucu gücünü ve stratejik ortaklığının teyit etmiş oldu.

Bu stratejiyi eninde sonunda hayata geçirecek bir manevra yapabilecek iktidar ile karşı karşıyayız. Bunun seçimlere kadar sonuçlanması ise şimdilik mümkün değil.

Her şeyden önce ABD’nin Türkiye’nin bu stratejisine gözü kapalı evet demeyeceği çok açık. Bu ABD’nin; Irak’ta, Afganistan’da ve İran’da olduğu gibi Suriye’de de pahalıya patlayacak bir tür beyaz bayrak çekme hareketi olur. ABD’nin, bu durumda Türkiye’yi sınırlama olasılığı çok yüksek.

AK Parti’nin, her yerde olduğu gibi müteahhitlerine Suriye’nin yeniden inşasında ‘milli politik’ maskeli ihaleler almayı ıskalamayacağı anlaşılıyor.

Buna dair ilk açıklama ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’tan geldi. Ned Price; 28 Aralık 2022’de Moskova’da yapılan üçlü görüşmeye ilişkin bir soruya yanıt olarak “Söyleyebileceğim tek şey şu; politikamız değişmedi. Acımasız diktatör Beşar Esad’ı eski durumuna döndürmek için ilişkilerini iyileştiren veya destek veren ülkeleri desteklemiyoruz. Devletleri, Suriye halkına zulmetmeye devam eden Esad rejiminin son 12 yıldaki korkunç insan hakları sicilini ve yıllardır acı çeken Suriye halkının insani yardıma erişimini engellemeye devam etmesini dikkate almaya çağırıyoruz” dedi.

Diğer taraftan esas olarak bunca yatırım sonrasında, Türkiye’nin askeri ve siyasi olarak Suriye topraklarından çekilmesi de çok kolay olabilecek bir şey değil. Bütün bunlar kısa sürede olabilecek şeyler olmasa da bölgesel, küresel gelişmeler ve ilişkiler nedeniyle olmayacak şeyler de değiller.

Bu doğrultudaki gelişmelerin nasıl ve hangi zaman aralığında gerçekleşeceğinden bağımsız olarak, Şam-Ankara ilişkilerinin yeni döneminde bir dizi sorun Türkiye’yi bekler olacak.

Bunların başında, Kürt sorununun ülke içinde ve bölgede derinleşmesi ve mahiyetinin ağırlaşması var.

İkincisi, Türkiye’nin desteğiyle Şam yönetimine karşı savaşan cihatçı İslami silahlı örgütler, Türkiye’ye karşı saldırganlaşabilirler.

Bu örgütler; İdlib, Azez, El Bab, Cerablus, Afrin, Tel Abyad, Ras’ul Ayn gibi yerlerde geçen Cuma günü yaygın gösteriler yaptılar.

Bu gösterilerde kullanılan “Suriye halkının düşmanlarının müttefiki Suriye halkının düşmanıdır”, “Uzlaşmayacağız”, “Rejimi devirmek istiyoruz”, “Eğer uzlaşmak istiyorsan, git Kürtlerle uzlaş”, “Biz bir katille uzlaşmayız” gibi sloganlar muhtemel yeni sorunların ilk belirtileri.

AK Parti’nin, her yerde olduğu gibi müteahhitlerine Suriye’nin yeniden inşasında ‘milli politik’ maskeli ihaleler almayı ıskalamayacağı anlaşılıyor.

Bütün bunların nasıl bir yolda ilerleyeceği önümüzdeki dönemde netleşecek. Muhalefetin; sorunu seçim yatırımıyla sınırlamadan, bütünlüklü bir güvenlik, Kürt, Suriye ve dış politika geliştirmesi zorunluluğu ortada.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.