Hamid Dabashi: Gazze’de Savaş: Eleştirmenler Frantz Fanon’un Mirasını Nasıl Çarpıtıyor?

29.03.2024

Hamid Dabashi, ydh.com.tr’de “Gazze’de Savaş: Eleştirmenler Frantz Fanon’un Mirasını Nasıl Çarpıtıyor?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz.

img

Columbia Üniversitesi profesörü Hamid Dabashi, Middle East Eye’da yayımlanan makalesinde, Amerikan ana akım medyasının Frantz Fanon’un devrimci şiddet kavramını nasıl çarpıtmaya çalıştığını anlatıyor.

Hiçbir laf cambazlığı sömürgeci zulmü yok eden yerli direnişinin hayati önem taşıyan gerçekliğini inkar edemez.

‘Martinique’li Afro-Karayipli eleştirel filozof Frantz Fanon üzerine New York Times’ın sayfalarında her gün bir şeyler okuyamazsınız. Böyle bir şeye rast geldiyseniz gözünüzü dört açın. 

Yüksek tirajlı sözde gazeteler, Fanon’un öneminin altını oymaya ve Filistinlilerin ulusal kurtuluş mücadelesinin itibarını zedelemeye kararlı görünüyor. 

Filistinliler, ancak bir İsrailli yetkilinin deyimiyle “insansı hayvanlar” olabilir hatta eski bir büyükelçinin deyimiyle “insanlık dışı hayvanlar” olarak görülmelidir.

Eğer şiddete başvururlarsa, bunun tek sebebi ‘terörist’ olduklarındandır -anavatanları için mücadele verecek devrimci idealler üzerinde temellenmiş geçerli bir sebepleri olduğundan değil.

New York Times’ta yakın zamanda yayımlanan bir yazıda, Filistin yanlısı sosyal medya kullanıcıları “Fanon’dan bağlam-dışı alıntılar” yapmakla suçlanıyor.

Yazar elbette okuyucularına güvence veriyor: “Gana’nın Kwame Nkrumah’ı, Hindistan’ın Jawaharlal Nehru’su ve Fanon, sömürgeci baskıya karşı cesurca mücadele eden ikonlar olarak çocukluk idollerim oldular ve bana entelektüel anlamda ilham vermeye devam ediyorlar. Ancak, onların özünü ve ideolojilerini, esas olarak İsrail ve Filistin’in yerli sakinlerinin tanımlanması etrafında dönen sömürgecilikten kurtulma konusundaki mevcut söylemde yansıtıldığını görmek bana zor geliyor.”

Peki bu meselede anlaşılması zor olan kısım nedir? Filistinlilerin (Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve diğerleri dahil) hepsi bu toprakların doğuştan yerlisidir. 

İsrail, Cezayir’deki Fransızlar, Kongo’daki Belçikalılar, Güney Afrika’daki İngilizler gibi bir Avrupalı yerleşimci kolonisi olarak kurulmuştur. Bu çok basit.  

 

Yazar, Fanon gibi sömürgecilik karşıtı mücadele ikonlarının Filistinlilerin anavatanları için verdikleri mücadeleyle ilgisiz olduğunu öne sürüyor gibi görünüyor. Peki neden? 

Söz konusu olan Fanon’un ikonik metni Yeryüzünün Lanetlileri’nde yer verdiği şiddetle ilgili tutumu gibi görünüyor: “Şiddet arındırıcı bir araçtır. Yerliyi aşağılık kompleksinden, umutsuzluğundan ve eylemsizliğinden arındırır; onu korkusuz kılar ve öz-saygısını geri kazandırır.”

Kırmızı Ringa Balığı

Times makalesi, Fanon’un ‘The Rebel’s Clinic’ adlı biyografisinde farklı bir bakış açısı sunan Amerikalı bir kaynak olan Adam Shatz’a atıfta bulunuyor. 

Shatz, ‘la violence désintoxique’ ifadesinin ‘şiddet arındırıcı bir güçtür’ şeklinde çevrilmesinin biraz yanıltıcı olduğunu savunmaktadır. 

Shatz’a göre bu çeviri, kirin bertaraf edilmesi anlamını taşıyor ki bu tam olarak doğru değildir. Shatz bunun yerine Fanon’un seçtiği klinik kelimelerin, sömürgeci boyun eğdirmenin neden olduğu bir sarhoşluk halinin üstesinden gelindiğini gösterdiğini öne sürer.

Ee yani? Bu, şu anda İsrail’in barbarca bir vahşetle uyguladığı soykırıma maruz kalan Filistinlilere şiddetsizlik vaaz etmek için kurgulanan kırmızı bir ringa balığı. Bir soykırımın kurbanlarına şiddetsizlik vaaz etmek müstehcen değil mi?

Endişelenen ve ahkâm kesenlerin çoğu 7 Ekim’de öldürülen İsraillilere takılı kalmış durumda ancak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Ekim sonunda, İsrail’in 700 Filistinliyi öldürdüğü gün söylediği gibi, şiddet o tarihte başlamadı: “Filistin halkı 56 yıldır ezici bir işgale mecbur bırakılıyor.” 

Aynı yorumcu ve yazarlar, İsrail’in on yıllardır insafsızca öldürdüğü ya da sakat bıraktığı on binlerce Filistinli ve kendi vatanlarında yerlerinden ettiği milyonlarca Filistinli için ya çok az endişeleniyor ya da hiç endişelenmiyor.  

Fanon’u nötralize edemezsiniz. O, şu anda Gazze’de olup bitenlere benzer şekilde, sömürgeleştirilmiş halkları, sömürgeci tahakkümün vahşetinden kurtarmaya kendini adamış devrimci bir düşünürdü. 

Aynı metinde şunları da söylüyordu: “Yalnızca şiddet, halk tarafından uygulanan şiddet, liderleri tarafından örgütlenen ve yönlendirilen şiddet, kitlelerin toplumsal gerçekleri anlamasını mümkün kılar ve onlara anahtar verir. Bu mücadele olmadan, eylem pratiğinin bu bilgisi olmadan, süslü kıyafetler içinde geçit törenleri ve trompet patlamalarından başka bir şey yoktur.” Bu da mı yanlış çeviri?

Burada da Shatz’ın yazdığı: “Fanon gerçekten de sömürgeciliğe karşı silahlı direnişi desteklemiştir; ancak ezilenler tarafından kullanılan şiddeti yaygın olarak yanlış yorumlandığı gibi ‘arındırma’ değil ‘zehirsizleştirme’ olarak tanımladığını açıklığa kavuşturmak önemlidir, dolayısıyla ‘arınma’ yanlış bir çeviridir. 

Sömürgeciliğe karşı mücadelenin ölümcül direniş pratikleri biçimlerine yönelik kavrayışı bir reçete sunmaktan ziyade bir psikiyatrist bakışıydı yıllarca süren sömürgeci baskının neden olduğu derin travma ve öfkeye verilen bir yanıt olarak tanımlıyordu.

Gerçekten mi? Nasıl yani? Fanon’un söz konusu ettiği şiddet, yerleşimci sömürgecilerin çok daha acımasız şiddetine çok spesifik kavramlarla bir yanıt niteliğindedir. 

Sartre’ın önsözünde belirttiği gibi, “kolonilerdeki şiddetin amacı sadece bu köleleştirilmiş insanları zapt etmek değildir; onları insanlıktan çıkarmaya çalışır. Bu insanların geleneklerini yok etmek, dilimizi onlarınkinin yerine koymak ve bizimkini onlara vermeden onların kültürünü yok etmek için her şeyi yapmak.”

İsrail’in soykırım şiddeti sömürgeciliğin ahlaki çöküntüsünün apaçık bir örneğidir. Bu soykırım şiddeti, şiddet ile icra edilen direnişin temelidir; Fanon’un tüm okurları bunu anlayamaz. 

Gösterişli Aşık Atma

Shatz, Fanon’un Fransızca orijinalinin İngilizce çevirisindeki bir yanlışlığa parmak basıyor. Kimin umurunda? Bu, Fanon’u Filistinlilerden esirgemek için onun devrimci şiddet teorisini nötralize eden, Fanon’la aşık atmak çabasından başka bir şey değil. 

Fanon, İsrail devletinin acımasız ve örgütlü şiddetine tepki olarak patlak veren Filistin şiddetinin nedeni değildir. 

Fanon’un orijinal militan Fransızcasından pasifize edilmiş bir İngilizceye nasıl çevrildiği kimin umurunda? Dünyanın dört bir yanındaki insanlar Fanon’un eserlerini orijinal Fransızcasından ya da Arapça, Farsça, Türkçe, İspanyolca, Hintçe gibi kendi dillerine yapılan çevirilerden okuyor.

Fanon’un cüretkâr ve dikkate değer şiddet kuramını sömürgesizleştirme için vazgeçilmez bir araç olarak nötralize etmedeki ayrıcalık ne diye İngilizceye tanınacak? Fanon’un eserini başlangıçta İngilizce olarak erişilebilir kılan çevirmenlerin yetkinliğinden şüphe mi edeceğiz?  Fanon’un ilk olarak kimler tarafından, nasıl, nerede ve hangi dillere çevrildiği sorusunu İsrail kurşunları ve bombaları altında acımasızca katledilen Filistinliler mi yanıtlayacak? 

Şiddet kuramcısı yalnızca Fanon değildi, Che Guevara’dan Karl Marx’a kadar pek çok teorisyen tarih boyunca şiddetin kuramsallaştırdı. Fanon’un kuramını Fransızca bir cümle üzerinden spekülasyon yaparak nötralize etmeye çalışmak, “ne pahasına olursa olsun” özgürlükleri için inançla mücadele eden Filistinlileri de nötralize etmeyecektir. 

Malcolm X de mi Afrikalı Amerikalılar için yanlış çevrildi? Bu ezber o kadar anlamsız ki! 

Filistinlilerin uyguladığı şiddetin büyük bir kısmı, Siyonistlerin yüzyılı aşkın bir süredir Filistinlilere uyguladığı uzun süreli, sistematik ve amansız şiddete (en son Gazze’de aralarında binlerce çocuğun da bulunduğu 30 binden fazla insanın öldürülmesi) doğrudan bir yanıttır. Fanon’un şiddete ilişkin teorileri hakkında safsatalarla dolu spekülasyonlar yapmak yerine analistlerin sahadaki gerçeklerden hareket etmeleri gerekiyor.  

Avrupalı yerleşimciler Filistin’i işgal etmiş, Avrupalı bir koloni Filistin’i toprağın gerçek sahiplerinden çalmıştır. Bu gerçek Fanon’u bilgilendirmiştir ve bugün onu okumak isteyenleri de bilgilendirmelidir. Bu gerçek tarafından bilgilenen Fanon gibi bugün Fanon okurları da bu gerçek ile bilgilenmelidir. 

Önceki sömürgeci zulümler, sömürgecilerin yardımseverliği ile veyahut Mahatma Gandhi’nin nazikçe bunu yapmamalarını rica etmesiyle sona ermedi. Yerli şiddetinin direnişi sömürgecinin sonunu getirdi. Bu ABD’li ağzı süt kokan Fanon okuyucularının öğrenmeye başlaması gereken basit bir ilk derstir. 

Hamid Dabashi, New York’taki Columbia Üniversitesi’nde İran Çalışmaları ve Karşılaştırmalı Edebiyat alanında Hagop Kevorkian Profesörüdür ve burada Karşılaştırmalı Edebiyat, Dünya Sineması ve Sömürge Sonrası Teori dersleri vermektedir.

 

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.