İbrahim Kiras: Kendisi muhalefette, fikirleri iktidarda!

07.06.2023

İbrahim Kiras, karar.com’da “Kendisi muhalefette, fikirleri iktidarda!” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

Seçmenin yüzde 52’si mevcut iktidarın ülkeyi yönetmeye devam etmesine, Millet İttifakı partilerinin ise muhalefette kalmalarına karar verdi. Burası net. Gelgelelim seçimde halkın oyuna sunulan ve netice itibariyle seçmen çoğunluğundan onay alan fikirler de kadrolar da –sanki sandıktan tam aksi yönde bir karar çıkmış gibi– iktidar mevkiinden uzaklaştırılmış görünüyor.

Şöyle anlatayım: Seçimde biz Türk halkı olarak hükümetin ekonomi yönetimine geçer not verdik. (52 sayısı 48’den büyük olduğu için sonuçta hepimiz aynı kararı vermiş olduk.) “Faiz sebep enflasyon sonuç” görüşünün doğru olduğuna.. “Nas” sebebiyle tabela faizinin düşürülmesi gerektiğine.. Dolar kurunu yerinde tutmak için sürekli döviz borçlanıp bunları sönmemesi gereken bir fırına atarak yakmanın yanlış olmadığına karar verdik.

Yani yüzde 52 buna karar verdi. Yüzde 48 ise uygulanan ekonomi politikalarının yanlış olduğu görüşüne destek verdi. Ama en nihayet yüzde 52’nin desteğiyle iş başına gelen hükümet yüzde 48’in görüşlerini uygulayacağını açıkladı!

Halkın çoğunluğu Bakan Nebati’nin temsil ettiği ekonomi anlayışının uygulanmaya devam edilmesi yönünde bir irade ortaya koyduğu halde Nebati’nin yerine Altılı Masa’nın ekonomi anlayışını temsil eden Şimşek getirildi.

Biraz kafa karıştırıcı bir durum…

Üstelik, yalnızca ekonomi alanında görülen bir şey de değil bu kafa karıştırıcı durum.

***

Atanmış bir devlet memuru olarak” siyasi açıklamalar yapıp Kılıçdaroğlu’na “Siz kimsiniz, ne olduğunuzu zannediyorsunuz?”, Akşener’e “Siyasi çapsızlık yapmasın”, Davutoğlu’na “Allahtan kork” diye seslenebilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da gitti.

Parti toplantısındaki “Vur de vuralım, öl de ölelim” sloganlarına “Onun da zamanı gelecek, bekleyin” yanıtını veren Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da gitti.

Millet İttifakı’na giden her oy teröre nefes olur. 14 Mayıs akşamı ya şampanya patlatıp bunu sabaha kadar kutlayanlar olacak ya da temiz alnını secdeye koyup Rabb’ine hamd edenler olacak” ifadeleriyle bölücülüğün nasıl yapılacağını gösteren Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da gitti.

Evet, sel 15 canımızı aldı ama toprak da suya kavuştu” diyen Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi de gitti.

Deprem bölgesinde Erdoğan konuşma yaparken soğuğun altında kürsünün önünde bekleyen çocuklardan birinin başından kapüşonunu ve beresini çıkardığı görüntülerden hatırladığımız Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da gitti.

Şanlıurfa’da bir okul müdürünü, “Buraya bir basketbol sahası yapılmaz mı? Siz ne biçim adamsınız ya? Siz ne iş yapıyorsunuz? Para istediniz de para mı vermedik?” diyerek azarlayan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer de gitti.

Bunlar gelirse erkekler erkeklerle, insanlar hayvanlarla evlenecek” diyerek halkın çoğunluğunu ikna eden, “Seçimi biz kazanamazsak bunu darbe kabul ederiz” sözleriyle de muhalif seçmene mesaj veren İçişleri Bakanı gitti.

Yüzde 52 Süleyman Soylu’nun işini iyi yaptığına, söylediklerinin doğru olduğuna karar vermişti. Ama neticede Bakan Bey’in siyaset tarzını beğenmeyen yüzde 48’in dediği oldu. Kabinedeki görevlerinden ayrılan diğer bakanlar için de aynen geçerli bu durum.

Bu işte bir terslik yok mu?

***

Yüzde 48’in dediği oldu derken ironi yapmaya çalışmıyorum. İroni seçimin ardından ortaya çıkan siyasi manzaranın kendisinde.

Düşünsenize, önceki kabinedeki bakanlardan yalnızca ikisi kaldı görevinin başında. Nöbet değişimi diyebilirsiniz buna tabii. Ancak bu kadar geniş ölçekli bir nöbet değişimi hiçbir yerde olmaz. Başarı kazanmış –çünkü seçim kazandırmış– bir kadro komple değiştirilmez. Futbol takımında da şirket yönetiminde de değiştirilmez. Demek ki burada bir başarı görmüyor bakanları toptan değiştiren irade. Ya da oyların çoğunluğunu almış olma başarısını hükümet icraatıyla ilişkilendirmiyor belki.

Bakanların zaten seçimde milletvekili adayı yapılmış –yani kabinenin değişeceğine önceden karar verilmiş– olması da çelişkiyi ortadan kaldırmıyor. Ona bakarsanız, seçimden önce “Yeni dönemde rasyonel ekonominin geri getirileceği”, hatta “Eski AK Parti’nin politikalarına dönüleceği” yolunda da açıklamalar yapılmıştı. Aslında daha o günden ortaya konulan yaklaşım seçmenden oy isterken hükümet icraatına pozitif bir referansa gerek görülmediğiydi.

Peki, burada bir ironi var mı? Bilmiyorum.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.