Mehmet Aslan: Deprem kitaplara bakışımı değiştirdi

13.03.2023

Mehmet Aslan, yenisafak.com’da “Deprem kitaplara bakışımı değiştirdi” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

Mehmet Aslan, deprem bölgelerinden biri olan Malatya’da doktorluk yapıyor. Aynı zamanda paha biçilmez bir imzalı kitap koleksiyonunun da sahibi. Depremin üzerindeki yükleri sorgulamasına yol açtığını vurgulayan Aslan, “Bu deprem bende büyük bir zihinsel dönüşüme yol açtı. Ben kitabı hayatının merkezine koyan biriydim. Her şeyi yeniden düşüneceğim hayata dair. Kitap da bundan payını alacak elbette” ifadelerini kullanıyor.

Mehmet Aslan.

Mehmet Aslan.

Depremin yaraları yavaş yavaş sarılırken bölgedeki ihtiyaçlar da çeşitleniyor. İhtiyaç listeleri her gün yenileniyor: Oyuncaklar, eğitim setleri, kırtasiye malzemeleri, kitaplar… Bu yönde de bir seferberlik başladı. Fatih’te uğradığım sahafta üniversite öğrencisi gençler bir sürü kitap seçti, sonra içlerinden biri sahafa dönüp “Biz bunları” dedi “deprem bölgesine, Malatya’ya göndermek için alıyoruz da…” Cümlenin devamı gelmeden sembolik bir fiyat eşliğinde, kitaplar çoktan torbalara konup gençlerin eline verilmişti bile.

ENİS BATUR’UN YAZDIKLARI

O esnada Malatya’da yaşayan, Türkiye’nin en vasıflı şahıs kütüphanelerinden birine sahip Mehmet Aslan’ı hatırladım. Aslan aslında çocuk doktoru, ayrıca İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi. Kültür çevreleriyse onu çoğu nadir, imzalı kitap koleksiyonuyla tanıyor. Bakın Enis Batur, son kitabında ondan nasıl bahsediyor:

“Sıkı takipçi okurum, bütün kitaplarımı toplamayı sürdüren Dr. Mehmet Aslan, ayrıca imzalı kitabıma rastladığında da edinmekten geri durmuyor. Tansu ve Ert’e imzalı kitabıma o ulaşmıştı, Özkök hoş bir yazı döşenerek, taşınma sürecinde depodan kitap kutularının çalınış öyküsünü aktardı. Dr. Aslan, bu kez de Orhan Pamuk’a imzaladığım, Başka Yollar nüshasını satın almış bir sahaftan, ithaflı sayfanın fotoğrafını göndermiş.”

YIKILAN CAMİDEN ALINAN KİTAPLAR

Kitapsever ve koleksiyoner Mehmet Aslan depremi iki türlü yaşadı Malatya’da: Evvela ailesiyle birlikte depremzede olarak, ikincisi de hastanede depremi karşılayan bir doktor olarak. “Elbette ilk önce ailemizin, akrabalarımızın, arkadaşlarımızın, hastalarımızın yardımına koştuk. O an da kitaplar aklıma bile gelmedi” diyor. Peki ya sonra?

Aslan’ın doğup büyüdüğü evde bir kütüphane yoktu. Kitap okuma serüveninin başlangıcını okul ve arkadaş çevresinin etkisine bağlıyor. İlkokul yıllarında babasının verdiği harçlıklarla maalesef son depremde yıkılan Yeni Cami’deki yer sergisinden kitaplar alıyordu. Aldığı kitabı hemen o gün okuyor, ertesi günkü harçlığıyla bir tane daha alıyordu. Biriktirme serüveni tâ o yıllara dayanıyor yani.

45 DERECELİK AÇIYLA OKUNAN KİTAPLAR

Bir başka kitap kaynağı da arkadaşının abisinin ilçedeki kitapçıdan ödünç aldığı yeni kitaplar. Yalnız bu kitaplar 45 derecelik bir açıyla tutularak okunuyor. Çünkü okunduktan sonra kitapçıya yıpranmamış şekilde iade edilecek.

İlkokul, ortaokul, lise derken okuma ve biriktirme serüveni İstanbul, Cerrahpaşa’daki tıp eğitimi sürecinde de devam eder. Bu yıllarda bir taraftan düşünce ve edebiyat alanında kitaplar okurken bir yandan da İsmail Kara, İsmet Özel, Dücane Cündioğlu, Adnan Büyükdeniz, Mustafa Özel gibi isimlerin derslerine katılır. Üniversite son sınıfta evlendiğinde kaldığı öğrenci evinden kitaplarını ve onları dizdiği 4-5 rafı alıp çıkacaktır.

100 BİN KİTAP YÜZLERCE DERGİ

Genelde okuyacağı yeni kitaplar alan Aslan, 2000’lerden sonra kitabı artık bir ‘nesne’ olarak da toplamak istedi. Artık bir hedefi de vardı: Edebiyat, sanat, felsefe, fikir ve kültür alanlarında kitap ve dergilerden oluşan büyük bir kütüphane kurmak. Yolunun nereden geçeceği de belliydi: Sahaflar… Malatya’dan İstanbul’a ya da Ankara’ya gittiğinde bazen 10 koli bazen 40 koli kitapla dönüyordu. İnternetten satış yapan sahaflar da daima takibindeydi. Sayı günden güne arttı. Kendi evi ve ofisi yetmedi kitaplara, dergilere. Annesinin evinde de yer açtı kendine. O da yetmeyince yeni bir kiralık ev tuttu. Bir aşamadan sonra kütüphanesinin hacim olarak değil nitelik olarak büyümesi gerektiğini düşünerek Osmanlıca ve imzalı kitaplar almaya karar verdi.

Kısa sürede 100 binin üzerinde ulaşan kitap ve süreli yayından oluşan bir kütüphane kurdu.

İMZALARLA EDEBİYAT TARİHİ RESMİGEÇİDİ

Aslan’ın kütüphanesi zaman içinde Osmanlı’dan günümüze ünlü yazar ve şairlerin imzalarıyla resmigeçit yaptığı bir edebiyat tarihi albümüne dönüştü. Mesela Edip Cansever, Cemal Süreya, Turgut Uyar gibi isimlerin 10’dan fazla, Sezai Karakoç’un ise 30’dan fazla imzalı kitabı var. Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl, Sabahattin Ali, Asaf Halet Çelebi, Orhan Veli, Ziya Osman Saba, Halid Ziya Uşaklıgil, Refik Halid Karay, Behçet Necatigil, Ülkü Tamer, Hilmi Ziya Ülken, Halil İnalcık, Kemal Karpat imzalı kitapları olan diğer isimler. En kıymetlilerinden biri ise Tanpınar’ın Halide Edip’e imzaladığı kitabı şüphesiz.

KURULAMAYAN KÜTÜPHANE

Mehmet Aslan’ın, memleketi Malatya’da büyük bir kütüphane kurma fikri vardı. Hatta bununla ilgili yetkililerle bazı görüşmeler de yaptı ancak -Türkiye’deki pek çok şahsi teşebbüs gibi- bu da neticesiz kaldı. Hem teşebbüsünün gerçekleşmemesi hem de maddi ve manevi yükünün artması sebebiyle 100 bin kitaplık kütüphanesinin bir kısmını elden çıkardı. İmzalı kitaplarına, Osmanlıcalara, kendisi için seçtiği başucu kitapları ile tam takıma yakın Sebilürreşad, tam takım Yön, Papirüs, Mavera, Diriliş, Ötüken gibi dergilere ise kıyamadı.

YERLERE SAÇILAN KİTAPLAR

Kütüp-hanesinin bir kısmını elden çıkarsa da kitapları hâlâ birkaç farklı yerde duruyor. Depremden birkaç gün sonra evine uğradığında karşılaştığı manzarayı şöyle anlatıyor Mehmet Aslan:

“Birkaç gün sonra eve uğradım, özellikle bütün varlığımı ve vaktimi verdiğim imzalı kitapların yerlere dökülüp saçıldığını gördüm. Annemin evindeki kitaplarımın bulunduğu odanın kapısını açamadım orada neler olduğunu hala bilmiyorum. Binaların ne kadar güvenli olduğunu bilemiyoruz, zaten depremler de devam ediyor. Binalarımızın durumu güvenli bir hale gelirse tekrar gideceğim.”

HAYATIMIN MERKEZİNDEYDİ AMA…

Depremin üzerindeki yükleri sorgulamasına yol açtığını söyleyen Aslan, “Pişman mıyım? Elbette değilim ama…” diyor:

“Ben kitabı hayatının merkezine koyan biriydim. Bütün maaşımı, hatta gelecekteki 3-4 maaşımı da kitaba yatıran biriydim ancak bugün artık bunu yapmam, yapamam. Bu deprem bende büyük bir zihinsel dönüşüme yol açtı. Her şeyi yeniden düşüneceğim hayata dair. Kitap da bundan payını alacak elbette. Bugünkü süreç beni neye mecbur kılarsa onu yapacağım. Öncelik ailem. Üç kardeşimin evleri ağır hasar aldı. Yeniden evler, işler, hayatlar kuracağız. Ailemin merkezinde de ben varım. Her şeyim aileme, anneme, babama ve kardeşlerime feda olsun, kitaplarım da dahil!”

Malatya artçı depremler neredeyse her saat başında sallanırken Mehmet Aslan bir yandan her gün hastanede çocuklara şifa dağıtıyor, bir yandan da depremin ailesi ve yakın çevresi üzerindeki etkilerini azaltmak için çabalıyor. Yıllar içinde, büyük bir itina ve özveriyle inşa ettiği kütüphanesinin geleceği ise şimdilik sallantıda…

Ali Emiri Efendi.

ÇÖPE GİDEN SÜRPRİZ

Mehmet Aslan kütüphanesini kurarken bazı yol kazaları da yaşayacaktı. Sahaf Turkuaz’ın ortaklarından Nedret İşli, uzun yıllardır tanıdığı bu kitapsever müşterisine bir sürpriz yapmak istedi ve kitap kargosuna Ali Emiri Efendi’nin elyazısıyla bir şiiri iliştirdi. İstanbul’dan Malatya’ya giden kargo kolisinin içinde sadece kitaplar değil, iki kartonun arasında, Türkçenin ilk sözlüğünü bulan ve hayatı boyunca gittiği her yerden kitap toplayarak kurduğu 16 bin ciltlik kütüphanesini millete hediye eden Ali Emiri Efendi’nin elinden çıkan bir sayfa da vardı. Birkaç gün sonra Sahaf İşli, kargonun teslim edildiği mesajını aldı ve sürprizin yankısını beklemeye başladı. Bir saat, iki saat, üç saat derken sonunda kendisi telefon açıp Aslan’a merakla “Hediyeni görmedin mi?” diye sordu. O esnada Ali Emiri’nin kaleminden çıkan evrak, kargo poşetiyle birlikte çoktan önce hastanenin çöplüğüne, oradan şehir çöplüğüne, en son da imha yerine gitmişti bile. Aslan, kitapları almış ancak içindeki kâğıdı fark etmemişti. Hem kendisinin hem usta sahaf İşli’nin bu duruma ne kadar üzüldüğünü tahmin edebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.