PORTRE | Fatma Yavuz: “Bir yaraya merhem olma ihtimali” için yaralanmayı göze almak

10.01.2022

Zeynep Sena Çomoğlu,  “PORTRE | Fatma Yavuz: “Bir yaraya merhem olma ihtimali” için yaralanmayı göze almak” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

Fatma Yavuz, 14 yıllık bir Diyanet İşleri Kuran Kursu öğretmeniydi. 2017 yılında katıldığı bir Hrant Dink anmasında kendisine uzatılan bir mikrofona söyledikleriyle tanındı. O günden sonra kendisini “Müslüman Ermeni” olarak tanıtmaya karar verdi. 2019 yılında “İslam, itikat, ibadet, ahlak törelerine uygun olduğunun çevresinde bilinir olması gerekliliği” maddesine aykırılıktan Diyanet’ten ihraç edildi. İmamoğlu’nun davetiyle İBB’nin İnanç Masası’nda çalışmaya başladı. “İBB’de teröristler çalıştırılıyor” suçlamaları sırasında gözler İnanç Masası’na çevirilince Yavuz da eski tweetleri ve Ermeni kimliği üzerinden günlerdir linç ediliyor. Ama tek bir nedenle tercih ettiği kimliğinde ısrarlı: “Ermeni dölü” gibi söylemlerin yaygın olduğu bir ülkede başörtülü bir kadının ağzından bunların duyulmasının bir yaraya merhem olma ihtimali.”

Fatma Yavuz 14 yıl boyunca Diyanet’te Kur’an Kursu Öğreticisi olarak çalışmış, kendisini “Müslüman Ermeni” veya “Türk Ermenisi” olarak tanımlayan bir kadın.

Yavuz aslında etnik köken olarak Ermeni değil. Kendisini “self devşirme” olarak tanımlıyor. “Nasıl ki gayrimüslimler devşirilerek Müslüman-Türk olabiliyorsa ben de kendimi devşirip Türk Ermenisi olmaya karar verdim” diyor.

Yavuz’un bu kimliği oluşturmaya başlamasında dönüm noktası 2017 yılında katıldığı Hrant Dink anması olmuş. Yıllardır “öteki”nin peşinden koşup hak savunuculuğu yaparken o gün yaşadığı yüzleşme ve yolculuk onu Ermenilerle yakınlaşmaya yöneltmiş. Sık sık Ermeni vakıflarına giderek cemaatle içli dışlı olmaya, Ermenice öğrenmeye başlamış.

Aynı dönemlerde Garo Paylan’ın twitterda Ermeni bir aydın için Ermenice “Allah rahmet eylesin” şeklinde bir başsağlığı paylaşması çok tepki alınca Fatma Yavuz da sinirlenip adının Ermenice yazılışını öğrenmiş bu tarihten sonra Twitter’da kullanıcı adını bu şekilde kullanmaya başlamış.

“Müslüman Ermeniler” Youtube sayfası yöneticilerinin kendisine hediye ettiği Ermenice Kur’an-ı Kerim mealini Twitter’da “Müslüman Ermeni olmaz diyorsunuz, işte bal gibi olur” deyip paylaşınca da “Müslüman Ermeni” olarak etiketlenmiş ve itiraz etmeden bu kimliği benimsemiş. Ermeni olduğu için ona saldıranlara karşı da “Elhamdülillah Ermeni’yim” cevabını vermiş.  

Gerçekten de Fatma Yavuz’un Twitter hesabında dolaştığınızda karşınıza trans cinayetlerinden, eşcinsellerin temel haklarına, mini etek giyen kadınlara yapılan saldırılara kadar her konuda tepkisini ortaya koymaktan çekinmeyen bir insan hakları aktivisti çıkıyor.

Bir yandan Hrant Dink anmalarına katılarak da ezberleri bozan, tüm bunları “Allah rızası için” yaptığını söyleyen,  hepsine gerekçe olarak “Allah’ın adaleti emretmesi”ni gösteren Müslüman bir kadın Yavuz.

Ama alışılmadık bu profil bir süre sonra çalışanı olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dikkatini çekmiş. 2019 yılında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın iç yönetmeliğinde geçen “İslam, itikat, ibadet, ahlak törelerine uygun olduğunun çevresinde bilinir olması gerekliliği” maddesine uymadığı gerekçe gösterilerek önce hakkında soruşturma açmış, ardından da ihraç edilmiş.

Yavuz ihraç olduktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yönetim değişti. Ve 2019 yılında yeni başkan Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesinde her dinden ve mezhepten din insanların görev yaptığı İnanç Masası’nı kurdu.

Ekrem İmamoğlu bizzat sosyal medyadan Fatma Hanım’ın paylaşımlarını takip ederek, İnanç Masası için çok uygun olduğunu düşünüp kendisine beraber çalışma isteğini iletmiş. İBB ile yolculuğu da bu şekilde başlamış Yavuz’un.

İnanç Masası İstanbul’da yaşayan çeşitli inanç topluluklarına hizmet verme, İstanbul’un inanç kültüründeki zenginliği koruma ve yaşatmaya katkı sağlamak üzere kurulmuş bir birim. Birim inanç grubu temsilcileri ile temaslar kuruyor, grupların temel ihtiyaçlarını tespit etmeye çalışıyor ve eksiklere çözüm bulmaya çalışıyor. Tüm bu çalışmaları yaparken de birimin ilkesi bütün gruplara eşit mesafede durmaya özen göstermek.

İnanç Masası’nın öne çıkan icraatlarının içinde farklı inanç gruplarından din görevlisi ve gassallar işe alarak vatandaşların kendi usullerine göre cenaze işlerini yürütmelerine imkan sağlamak, ihtiyaç sahibi gayrimüslim cemaatlerin cenaze aracı, tabut gibi ihtiyaçlarına çözüm bulmak, inanç takvimi kullanarak gruplarının Ramazan, Kurban, Noel, Paskalya, Hanuka, Hamursuz gibi özel günlerini kutlamak var. İnanç masasında şafi meleler de var, Arap alevilerinin din adamları da.

İnanç Masası, her ne kadar kabul edilmemiş olsa da, cemevlerinin ibadethane statüsü kazanması ve gayrimüslimlerle Müslümanların mezar ücretlerinin eşit olması için de İBB meclisine önerge de sunmuş.

Fotoğraflar: Yeni Asya Gazetesi,  http://www.turkiyeermenileripatrikligi.org/

Fatma Yavuz’un son günlerde linçe uğramasının sebebi de zaten İnanç Masası’nda çalışıyor olması.

Çünkü, önce İçişleri Bakanı ardından Cumhurbaşkanı İBB’de terörle iltisaklı kişilerin çalıştırıldığını iddia etti. İçişleri Bakanlığı İBB’de terör örgütleri ile iltisaklı kimselerin işe alınması iddiasıyla teftiş başlattı. İddiaların merkezinde ise İBB İnanç Masası’ndaki Şafii Kürt alimlerin derneği DİAYDER’e yönelik başlatılan soruşturma vardı.  Oklar İnanç Masası’na çevirilince bazı köşe yazarları ve troll hesaplar İnanç Masası’nda çalışan Fatma Yavuz’un Twitter arşivine girip, Yavuz’un 1915, Atatürk ve LGBT haklarıyla ilgili tweetlerini bulup linç kampanyası başlattılar.

Türklüğe hakaret ettiğini, Atatürk’ü eleştirdiğini, “İslami törelere uygun davranmadığını” iddia ettiler. Tabii bunu yaparken Ermeni kimliğinin altını da ırkçı imalarla çizdiler.

Yavuz tweetlerinin çarpıtıldığını ve Türk kimliğiyle ilgili hiçbir sıkıntısının olmadığını söylüyor.

 “Türk Düşmanı Ermeni Sevici” şeklinde manşetler atılan Yavuz içinde bulunduğu durumu Hrant Dink’in son yazısına atıfla “Güvercin Tedirginliği” olarak betimliyor. Ülkede hala bu şekilde bir manşet atılabiliyor olmasını endişe verici buluyor.  

Yavuz’a destek için günlerdir #FatmaYavuzYalnızDeğildir hashtagi altında destek mesajları atılıyor, bazı arkadaşları ise Yavuz’a bu lince prim vermemesini, sakin kalmasını tavsiye etmiş.

Yavuz ise sosyal medyada “Güvercin Tedirginliği” adında açtığı sohbet odasında saldırılar karşısında asla sessiz kalmayacağını, cevap verilmesi gereken noktalarda susmayacağını söyledi.

Fatma Yavuz, bütün bu linçlere, hakaretlere rağmen Türkiye’de benzeri çok olmayan kimlik tercihinin ve mücadelesinin tek bir amacı olduğunu söylüyor:

“Afedersiniz Ermeni”, “Ermeni dölü” gibi söylemlerin yaygın olduğu bir ülkede başörtülü bir kadının ağzından bunların duyulmasının bir yaraya merhem olma ihtimali. Çok da güzel sonuçlar aldım, toplumun birçok kesimi tarafından kabul gördüm. Tüm bu etnik tartışmaları yapabilmek için elbette uygun bir zamanın geleceğini umuyorum ve o zamana kadar da bu profili sürdürmeye, tacizlere göğüs germeye kararlıyım.”

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.