Şükrü Gülmüş: Ölüm Kimseyi Öldürmüyor

23.02.2022

Şükrü Gülmüş, ocakmedya.com’da “Ölüm Kimseyi Öldürmüyor” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

Ölüm de en az yaşam kadar masumdur.

Biz kendimiz ölüme tüm kötülükleri yüklüyoruz.

Özünde bizi öldüren ölüm değil, yaşama karşı vermiş olduğumuz yanlış kararlarımızdır. Biz her zaman suyun üstüne çıkan yağ damlacığı gibi kendimizi aklar, tüm suçu ölüme yükleriz.

Bakın bugün benim yakalanışımın 42 yıldönümü.

Siz kendi ölüm kararlarımı sıralıyayım.

O zamanlar 26 yaşında bir delikanlıydım.

Sevdadan yana fena bir darbe yemiş, feleğim şaşmış bir şekildeyken; anamın ısrarlarına ‘’ he’’ demiş ve bira da ‘’sırf bir gün de anamın gönlü hoş olsun’’ diyerek bir görücü elliliğine adım atmış ve o boş bulunmamdan dolayı 26 Haziran 1976’da evlenmiştim.

Bu kararla; hem kendi hayatımı hem de eşim olacak genç kızın hayatını karartmış, beni bekleyen kardeşlerimin umutlarına kibrit suyu dökmüştüm.

1977’de kızım. 1978’de oğlum doğmuştu.

Evim, mesleğim, eşim, iki kardeşim ve iki evladım varken; tutmuş yeni bir karar alarak, BİR BAŞIMA, atlı süvariler birliği dediğim partili arkadaşlarımla her şeye bir Sezar kılıcı çekmiştim.

İşte her kararım yalnız bana değil bana bel bağlayanlara da birer Ölümdü.

Ben bu kararlarımla her ölüm listesine adımı ve sevdiklerimin adını tereddütsüz yazıyordum.

Bu nedenle asla ve asla suçu kimsede bulmadım. Kararlarımın eseriyim ben. Ölüyordum hem de parça parça. Ama bir türlü fiziki ölüm gelmiyordu. Her defasında yine hayat ana; beni YAŞAMAK ’la cezalandırıyordu.

1978’lerde irademi teslim ettiğim ve beraber yürümeye ant içtiğim Mehmet Hayri Durmuş yoktu artık. Onun yerine direksiyonda olan ve bana göre yüce emelleri temsilde çok geri olan biri karar organıydı.

İşte tam 42 yıl önce bugün gibi. Beni ülkeye gönderdi.

Ben değil ülkeye, ölmeye bile her daim hazırdım.

Geldim.

Tam Cemil Bayık’la buluşup görevini devralacakken; basıldık.

Onu kurtarmak için kendimi yaktım.

Ve 11 yıl boyunca Diyarbakır Zindanı dene yeraltı gemisinde kaldık.

Gemide olanların çoğu gitti. Ben yine yaşamaya devam ettim.

Lakin kalbim kırıktı, gönlüm yaralıydı. Beni ülkeye gönderen bir dahi sormamıştı.

11 yıldan sonra gitmiş ve karşı karşıya gelmiştik.

11 yıldan sonra 11 dakika bile konuşmamıştı.

İşte o zaman karar verdim. ‘’Ben bu adamla yürümem’’, yürümezsin ama nereye gideceksin. Alsan alınmaz, satsan satılmaz bir bela. Gidilecek ne bir yer kalmış ne de şartlar var.

Dudili durumu. Yani ne yardan ne serden oluyorsun.

Halk, ülke, idaller ve devrim adına ‘’Osun! Kol kırlır yen içinde. Yürüyelim’’ dedim. Baktım ki adam hayır. ‘’Kesin kes biat ve itaat’’ diyor. Bu sefer celallendim.

Sen tanrıysan, ben peygamberin değilim,

Sen peygambersen ben senin ashabın değilim.

Bu halk, bu ülke ve bu mücadele senin olduğu kadar benimdir de.

İnayetinle bir sandalye sorumluluğu bile almam.

Hakkari’ye gönüllü gitmeye hazırım, dedim.

KÖR GÖZÜNE! NE HALİN VARSA GÖR, dedim.

Resmen vur, dedim vurabilirsin ama biat ettiremesin, dedim.

Ve ben tam 15 Şubat 1999’a kadar içlerinde iç tecrit yaşadım.

O dayı yurduna dönüp ‘’Anam Türk’tür, Hizmete hazırım’’ dediği an.

Ben meydan okudum. Senin ananı ve babanı bilmem.

Benim anam da babam da Kürd. Ben asla hizmet etmem ve ne sana ne senin efendilerine boyun eğmem, dedim

İşte 42 yıl geçti.

Bunun 11 yılı yalınkat zindan ve direniştir. Onurdur, mücadeledir. 10 yıl basındaydım ‘’Bir satır bile ABD ile başlayan bir cümlem yok.’’ Geri kalan hastalıktır. 2 yıl hastane, 1 yıl tımarhane, 1 yıl hapishane ve geri kalanı hem ona hem onun efendilerine KARŞI KOYUŞTUR!

Gerek Nasname ve gerek Serçavan sitemlerimle onun bağırsaklarına kadar deştim.

Bir 42 yılım daha olsa yine aynı şekilde yaşayacağım.

Zafer mümkün cesaret gereklidir.

Ben cesaret rantçısıyım.

Sınıra vuruyorum/Sınırsız vuruyorum Yılmaz Odabaşı’ndan aldığıma ekleme yaptım. Ölümle seviştim/Ölümüne seviştim.

Ölüm kimseyi öldürmüyor.

Bizi aldığımız kararlar öldürüyor.

Ben karar adamıyım. Kararımı alır, sözümü verir ve yoluma devam ederim.

Hayat bir emrin var mı?

Selam ve devamla.

21. Şubat.22

Almanya-Essen

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir yorum: “Şükrü Gülmüş: Ölüm Kimseyi Öldürmüyor

  1. selamlarımla.
    Bir arkadaşımın haber vermesiyle sizin yayınladığınız iki yazımı gördüm.
    Bu cesaretinizden dolayı sizi kutlarım.
    Çünkü Kürdlerden ÖCALAN Abdullah gib bir fiauruna karşı durmamdan dolayı sürekli öteleniyorum.
    En büyük muarızlarım iste dün bizler her türlü hakareti yapan Solcu, Demokrat, sosyalist ve Komünist kisvesi altında olanlardır.
    Selem ve devamla. Almanya’an Şükrü Gülmüş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.