Taha Akyol: Ey Müslümanlar!

01.02.2023

Taha Akyol, karar.com’da “Ey Müslümanlar!” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz.

Tarık Çelenk değerli bir araştırmacı ve düşünürdür; fikir mahsulü kitapları var. “Muhafazakar mahalle”deki cemaatlerin “farklı düzeylerde kanaat önderleri ile sohbet” ederek siyasi eğilimlerini yazdı. Birbirinden çok farklı kültürel ve iktisadi durumda bulundukları halde “adeta aynı pınardan su içmişçesine gündemin siyasi konularında benzer tepkileri yansıttıklarını” belirtiyor: İktidarı desteklemeye devam ediyorlar. Bilhassa iki faktör sebebiyle; biri Millet İttifakın’nda CHP varlığı, öbürü HDP’nin de bunu desteklediğini varsaymaları…

Bu tablo üzerine siyasi açıdan çok şey söylenebilir. Ben daha önemli gördüğüm zihniyet meselesi açısından bakmak istiyorum… Eleştirisiz itaat zihniyetinin siyasi bozulmalar karşısındaki duyarsızlığı, demokrasinin ‘denetim ve denge’ ilkesinin Müslüman toplumlarda işlememesi…

UTANMALIYIZ!

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nde her yıl ocak ayında yayınlanan Yolsuzluk Algı İndeksi’nin 2022 sonuçları dün açıklandı. Türkiye dünyada 101. sıraya düşmüş!

Örgüt’ün Türkiye temsilcisi Oya Özarslan “Türkiye baş aşağı gidiyor” diyor. Türkiye, “Kosova, Kolombiya, Etiyopya, Tanzanya gibi ülkelerin de gerisinde kaldı.”

2012 yılında Türkiye 54. sıradaydı; on yılda 101 sıraya düşmüş bulunuyor! Utanmalıyız!

‘Dış güçler’ uyduruyor alabilir mi?!. Fakat yıllardan beri AB’nin “yolsuzlukla mücadele kanunlarını çıkarın” uyarılarına, FATF ve GRECO gibi uluslararası kurumların raporlarına iktidar kulak asmadı.

Biz vatandaşlar da görüyoruz, yolsuzluk iddiaları hakkında Meclis soruşturmaları engellendi, yargı zaten cesaret edemez.

Ve, Türkiye geçen yıl FATF tarafından “Gri Liste”ye alındı?!

Oya Özarslan “yargının siyasallaşması” ve “yolsuzluk-otoriterleşme döngüsü”ne dikkat çekiyor. CB sisteminde ağırlaşan sorunlardır bunlar.

‘AHLAKIN BUHARLAŞMASI’

Görüyor musunuz; “güç bozar mutlak güç mutlaka bozar” kuralı nasıl doğruymuş?.. Görüyor musunuz demokrasideki “denetim ve denge” ilkesi, “şeffalık, hesap verirlik” gibi değerler ne kadar önemliymiş?..

Yolsuzluklar konusunda yayın yaparak farkındalık yaratabilecek basın hürriyetinin de önemini görüyor musunuz?..

Meclis denetimi elbette fevkalade önemli… Fakat “ayak yalama” sözünde simgeleşen bir kültürle sıfırlanıyor Meclis denetimi.

Laik olsun, dini olsun, bütün otoriter kültürlerde böyledir. Konumuz ve günümüz bakımından önemli olan, yüksek ahlaki hassasiyetlere, haram-helal titizliğine sahip olması umulan dini cemaatlerde niye bir hassasiyet yok?

Bu noktada, Ali Bardakoğlu, Mustafa Çağrıcı, Mustafa Öztürk, İlhami Güler gibi İslam âlimi hocalarımızın eleştiri ve feryatlarını hatırlamak gerekir. Bardakoğlu hocamızın deyişiyle “ahlakın fıkıh kuralları arasında buharlaşması!” (Yüzleşme, s. 273-334)

YOLSUZLUK VE EKONOMİ

Bu tablo vahim bir ahlaki çöküşten ibaret değildir. Türkiye’de istikrarlı ekonomik gelişmeyi de bozuyor.

Otoriterleşme, İhale Kanunu’ndaki bozulmalar ve ekonomik kriz arasındaki “döngü” bunu gösteriyor.

TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, daha 2014’te açıklamıştı:

“Rüşvet ve yolsuzluk, bir yandan piyasada rekabeti bozarak verimliliği düşürürken, diğer yandan sosyal yapıda uzun süreli hasarlara, hukuk devleti güveninde erozyona ve elbette ülkelerin itibar kayıplarına neden oluyor.” (26 Kasım 2014)

Niye uzak doğu ülkeleri gibi istikrarlı ve verimli büyüyemiyoruz? Açık değil mi?

Tarık Çelenk’e göre cemaatler yolsuzluklar konusunda “Osmanlı bürokrasisinden bu yana gelen bir alışkanlık, olmazsa iyi olurdu” diyorlarmış!

17 asırda Osmanlı “cihan imparatorluğu” iken, Koçi Bey, Sultan IV. Murat’a verdiği layihada rüşvet ve yolsuzlukla devlet yapısının nasıl çürüdüğünü anlatarak şöyle yazmıştı:

“Şimdi âlem harap, reaya perişan, hazine noksan üzere…”

Varılan yer ‘hasta adam’ olacaktı!

ZİHNİMİZİ AÇMALIYIZ

Ey Müslümanlar!.. Artık ideolojilerimizin ve fıkhın dar kalıplarından kafamızı çıkararak, modern demokrasideki “kuvvetler ayrılığı, denetim ve denge, şeffaflık, hesap verirlik” gibi değerleri; bağımsız Merkez Bankası ile Düzenleme ve Denetleme kurumlarının işlevini, nihayet modern düşüncedeki “eleştirel zihniyet”in kıymetinı anlamalıyız.

Yoksa bir yüz elli yıl daha “muasır medeniyet” diye söylenip durmaya devam ederiz.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.