Tıme Turk: Ulus devlet yapısında kurumsal din ne kadar bağımsız?

23.03.2022

timeturk.com’da “Ulus devlet yapısında kurumsal din ne kadar bağımsız?” başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

Prof. Dr. Şinasi Gündüz, “Ulus devlet yapısında kurumsal din ne kadar bağımsız?” başlıklı yazısında Rusya-Ukrayna savaşından hareketle, dini kurumların siyasal yapılara bağlılığını, bağımlılığını tartışıyor. Ulus devlet yapısında kurumsal dini yapılanmanın bir şekilde siyasal yapıya ve bunun politikalarına eklemlenmiş durumda olduğuna dikkat çekiyor.

Bugünlerde devam eden ve her gün, her saat şiddetli çatışmalarla, yıkım ve can kayıplarıyla devam eden Rusya ve Ukrayna savaşının çirkin yüzüne dair bu ülkelerin dini kurumlarının takındıkları resmi pozisyon, bu soruyu akla getiriyor.

Rusya federasyonundaki patriklikten müftülük makamına kadar kurumsal dini yapılar savaşta tarafını resmen ilan etti. Saldırgan taraf olan Rusya’nın ve yol açtığı yıkımın, tahribatın ve insani dramın eleştirilmesi bir tarafa, Rusya’nın saldırganlığını meşrulaştırmak adına ardı ardına dini argümanlar üretti.

Rus Ortodoks kilisesi patriği Kirill, Rusya’nın şer güçlerle mücadele ettiğini vurgulayarak yıkıma ve şiddete destek açıktan destek verdi. 6 Mart’ta Ortodokslarca Lent (oruç) döneminin başlangıcı anısına verdiği vaazında, Rusya’nın saldırısını dünyevi olmaktan çok manevi öneme değer bir mücadele, Ukrayna’da yaşayan Ruslar açısından bir bağımsızlık mücadelesi olarak değerlendirdi.

Rusya’nın pozisyonunu“kutsal bir mücadele” olarak değerlendiren yaklaşıylaPatrik Kirill’in,Rusya ve Ukrayna arasındaki bu savaşı,Hıristiyanlıktaki “haklı savaş” ya da “kutsal savaş” kuramı bağlamında ele aldığı anlaşılıyor. Rusya’nın başvurduğu şiddetin, saldırganlığın ve yol açtığı yıkımın manevi bir değer taşıdığının ve şer güçlere karşı verilen bir mücadele olduğunun düşünülmesi,kilise tarafından savaşın bu kuramla temellendirmeye çalışıldığını gösteriyor. En azından miladi 4. Yüzyıl başlarından itibaren kilise literatüründe yer edinen “haklı savaş” kuramı, bir kötülüğün, fitnenin ya da şerrin defedilebilmesi adına başvurulan şiddete kutsal manevi bir değer atfetmekte ve bu şiddet bazı masumların yaşamlarına mal olsa bile bunu meşru görmektedir.

Tarihsel süreçte Kilise, sosyal ve siyasal arenada etkili bir güç olarak tebarüz ettikten sonra, Batılı iktidarlarca ya da bizzat kendisince şu ya da bu şekilde başvurulan her tür şiddeti bu kuram ile meşrulaştırdı. Haçlı Savaşlarından yakın zamanlarda içinde bulunduğumuz coğrafyada, Irak’ta, Suriye’de ya da Afganistan’da Batılı güçlerce başvurulan şiddete, yıkıma kadar her saldırı, her savaş “haklı savaş” kuramı bağlamında değerlendirildi ve “teröre karşı savaş”, “şer güçlere karşı savaş” şeklinde Batı kamuoyu vicdanında meşrulaştırılmaya çalışıldı.

Bugün Rus Ortodoks kilisesinin resmi pozisyonu da bu… Rusya’nın Ukrayna’da yürüttüğü savaşta karşı tarafta yer alanlar yok edilmeleri gereken şer güçler…

Bununla birlikte Mart ayı başında Rusya’da yüz ellinin üzerinde Ortodoks din adamının Ukrayna’ya yönelik bu savaşı onaylamadıklarını, Ukrayna halkına reva görülen şiddet ve saldırının durdurulması gerektiği görüşünde olduklarını kaleme aldıklarıaçık bir mektupla bu savaşa karşı olduklarını ilan ettiler. Böylelikle Rusya yönetimine açıktan destek veren patriklik makamından ve patrik Kirill’den ayrı bir pozisyonda olduklarını ilan etmiş oldular.

Peki savaşa açıktan destek verme durumu sadece Rus Ortodoks Kilisesi patrikliği ile mi sınırlı? Tabi ki değil…

Rusya federasyonu müftüler konseyi başkanı RavilGaynuddin de Rusya’nın saldırganlığının meşruiyetini Kur’an’dan hareketle temellendirmeye çalıştı. Tüm Müslümanları bu savaşta Rusya’ya destek vermeye davet etti ve dinleri ne olursa olsun savaşta yaşamını kaybedenlerin mükâfatını Allah’ın vereceğini söyledi.

Açıktan Rus saldırganlığı lehine pozisyon alan Rusya federasyonuna bağlı Çeçenistan müftüsü Salah Mezhiev, bir adım daha atarak, Rusya yanında verilen mücadelenin Allah yolunda bir mücadele ve cihat olduğunu ve bu mücadelede ölenlerin şehit sayılacağını ilan etti.

Rusya’daki patriklik ile Rusya’daki ikinci yaygın dini grup olan Müslümanları temsileden kurumsal müftülüğün tavrı bu şekilde açıktan Rusya lehine…

Peki Ukrayna’daki Hıristiyanları ve Müslümanları temsileden kurumsal dini yapıların bu savaştaki pozisyonu ne?

Ukrayna’daki Ortodoks kiliseler arasında Rus Ortodoks kilisesinden ayrılarak otesefalliğini ilan etmiş olan Ukrayna Ortodoks kilisesinin, bu savaşta Rus saldırganlığına karşı Ukrayna’nın yanında yer aldığı görülüyor. Aynı durum Ukrayna’da yaşayan Müslümanların çatı kuruluşu olan müftülük içinde geçerli… Hatta Müftünün bizzat kendisi Ruslara karşı savaşmak üzere kolları sıvamış gözüküyor.

Müftü Said İsmagilov, Kiev’de askeri üniformasını kuşanarak diğer askerler arasında poz verdi ve Ukrayna’daki tüm Müslümanları, Rusya’nın terör faaliyetlerine karşı Ukrayna devletine ve ordusuna desteğe çağırdı.

Rusya ve Ukrayna savaşında, her iki ülkedeki kurumsal dini yapıların bu yıkıcı çatışmada takındıkları pozisyon, ulus devlet yapılanmasında dini kurumların iktidar yapılanmalarına ve bunların izlediği politikalara ne kadar bağlı ve bağımlı oldukları gösteriyor. Her ne kadar bireysel anlamda savaşın ve şiddetin karşısında olan bazı istisnai sesler zaman zaman duyulsa da bu nedenledir ki Ortodoks patrikliğinden müftülük makamına kadar dini kurumlar, Rusya yönetimine kayıtsız şartsız destek veriyor. Destek bir tarafa, bu saldırganlığı dini bazı referanslarla ve kavramlarla meşrulaştırmaya çalışıyor.

Kuşkusuz bu durum yalnızca Rusya’yla sınırlı değil…

Esasen her ulus devlet yapısında kurumsal dini yapılanma bir şekilde siyasal yapıya ve bunun politikalarına eklemlenmiş durumda… Dinin kurumsal yapısı bir taraftan kendi varlığını ve geleceğini ulus-devletin siyasal varlığıyla ve bekasıyla özdeşleştirirken bir taraftan da ulus-devletin resmi din anlayışını temsil eder vaziyette…

Bu durum göz önüne alındığında dini kurumsal yapıların siyasal iktidara bağlılığının ifadesi olan Sezaropapalist yapının günümüz ulus-devlet yapılarında oldukça yaygın olduğu görülüyor. Böylesi yapılardadini kurumların dinin mesajlarının ifadesi ve temsili açısından bağımsız olmadığı, siyasal yapıya ve iktidarlara göbekten bağlı olduğu bir realite olarak karşımıza çıkıyor.

Bu nedenledir ki Rusya ve Ukrayna savaşında her dini kurum, bağlı olduklarıulus-devlet yapısının ve onun siyasal duruşunun yanındadır. Yine bu nedenledir ki mevcut Rus iktidarının Rus milliyetçiliğine ve yayılmacılığına dayalı politikaları Rus Ortodoks kilisesi patrikliği tarafından desteklenmekte, savaşa bu bağlamda güçlü destek verilmektedir. 

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.