Vahap Coşkun: Siyasetin matematiği

21.03.2023

Vahap Coşkun, serbestiyet.com’da “Siyasetin matematiği” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz. 

HÜDA PAR’ın dâhil edilmesi, Cumhur İttifakı’na yarardan çok zarar getirebilir. Oy zeminini tahkim etme ve genişletme amacıyla atılan bu adım, oy zemininin zayıflaması ve daralmasıyla nihayetlenebilir. Zira siyasetin matematiği farklıdır; 2+2’den her zaman 4 çıkmaz; bu, bazen 5 olur ama bazen de –burada olduğu gibi- 3’e yakın durur.

Cumhur İttifakı, uzunca bir süre Altılı Masa’daki fay hatlarını tetiklemek için uğraştı. Gaye, Masa’yı dağıtmaktı. Masa, ciddi bir sarsıntı geçirdi ama hemen toparlandı; Millet İttifakı olarak ortak cumhurbaşkanı adayında uzlaştı. Masa’nın seçimlere birlik olarak gideceğinin kesinleşmesi üzerine Cumhur İttifakı da kendi zeminini güçlendirmeye girişti. Yeniden Refah Partisi (YRP) ve Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) ile bu çerçevede görüşmeler yapıldı, iki parti de ittifaka davet edildi.

Bilhassa HÜDA PAR’a yapılan davet birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Son dönemlerde medyada en çok HÜDA PAR’ın Hizbullah ile olan ilişkileri ve programında Kürt meselesine dair yazdıkları konuşuldu. HÜDA PAR ile işbirliği yapmaya hazırlandığı için Cumhur İttifakı bombardımana tutuldu.

Meselenin biri hukuki, bir de siyasi olmak üzere iki tarafı var. Hukuki tarafta bir sorun yok. Mevcut kurallara göre işleyen ve seçime girmeye hakkı bulunan HÜDA PAR, tek başına ya da diğer partilerle ittifak halinde seçime girebilir. Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinde bir adayı ve ittifakı fiilen de destekleyebilir ya da hukuken o ittifakın bir parçası olabilir. Her parti için geçerli olan kurallar, HÜDA PAR için de geçerlidir.

Asıl merak uyandıran, meselenin siyasi tarafı: HÜDA PAR’ın katılması Cumhur İttifakı’na siyasi olarak fayda mı sağlar yoksa zarar mı verir?

AK Parti’nin HÜDA PAR’a duyduğu ilginin altında iki saikin olduğu söylenebilir:

Birincisi, Kürt seçmenlerin AK Parti’den uzaklaştığı bir vakıa; partinin Kürt seçmenler arasında desteğinin giderek azaldığını gösteren çok sayıda araştırma var. İktidar, bu nedenle, HÜDA PAR hamlesiyle hiç olmazsa dindar Kürt seçmenler ile bir bağ kurmayı, Kürtlere söyleyeceklerini HÜDA PAR üzerinden iletmeyi hesap edebilir.

İkincisi, AK Parti’nin bölge teşkilatlarında da büyük bir gerileme var; geçmişte olduğu gibi her eve giren, kamusal tartışmalara müdahil olan bir teşkilata ve siyasi aktörlere sahip değil AK Parti. Bu nedenle özellikle HÜDA PAR’ın güçlü olduğu illerde seçim sahasının parselasyonunda bu partinin teşkilat yapısını seferber etmeyi düşünmüş olabilir.

Bumerang

İktidarın bu beklentilerine karşılık, HÜDA PAR ile birlikteliğin iktidarı üç noktada zorlayacağı kanısındayım:

İlki, iktidarın artık terörden bahisle muhalefete eskisi kadar rahat yüklenme imkânını kaybetmesidir. Çünkü HÜDA PAR’ın Hizbullah ile irtibatlandırılması nedeniyle, iktidar da muhalefet tarafından terör ithamı altına alınıyor. İktidarın HDP’yi PKK ile özdeşleştirmesi gibi muhalefet de HÜDA PAR’ı Hizbullah ile özdeşleştiriyor; bugüne kadar iktidar kendisine karşı nasıl bir dile müracaat etmişse, muhalefet de iktidara karşı aynı dille mukabele ediyor. İktidar, muhalefet hattında İYİP ve HDP karşıtlığı üzerinden bir yarık oluşturmaya çalışırken; muhalefet de iktidar hattına MHP ve HÜDA PAR karşıtlığı üzerinden bir darbe indirmeye gayret ediyor.

Hülasa iktidarın bugüne kadar büyük bir heves ve şevkle abandığı terör söylemi, bu kez dönüp iktidarın kendisini vuruyor. Hâlihazırda iktidar bunu boşa çıkaracak bir taktik geliştiremediğinden, muhalefet de zayıf gördüğü bu noktadan iktidarın üzerine yürüyor.

“Dostlarımızla kazanacağız”

İkincisi, iktidarın “istikrar” ve “irade birliği” iddiasının havada kalmasıdır. Cumhur İttifakının Millet İttifakına yönelik en büyük eleştirilerinden biri, birbirinden farklı, birçok konuda farklı düşüncelere sahip partilerden teşekkül bir yapının memlekete bir hayrının dokunmayacağı, bu denli parçalı bir yapıdan istikrarlı ve kararlı bir siyaset çıkamayacağıydı. Fakat Millet İttifakı bir yıldan fazla süren müzakere sürecinin ardından hem iktidar olmaları halinde izleyecekleri rotayı gösteren ortak politika metinleri ürettiler ve hem de ortak bir cumhurbaşkanının adaylığında birleştiler. Keza küçümsenen gözlerle bakılan bu birlikteliğin, seçimden başarı ile çıkma şansının da çok yüksek olduğu görüldü.

Cumhur İttifakı da bunu görünce, düne kadar dalgasını geçtiği formülü kendisine uyarlama yoluna gitti. Biraz da telaşla, bugüne kadar pek bir temasının olmadığı partileri safına çekmek için yoğun bir trafiğin içine girdi. Kılıçdaroğlu sarf ettiğinde tiye alınan “Dostlarımızla kazanacağız” sözünün benzeri Erdoğan’ın ağzından dökülmeye başladı: 14 Mayıs destanını bir süredir beraber yol yürüdüğümüz aramıza yeni katılan ve katılacaklarla Cumhur İttifakı olarak beraberce yazacağız.”

Ancak genişleme söz konusu olduğunda, Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı arasında ciddi bir fark var. Millet İttifakı, ince bir işçilik yaptı; millet karşısında altına girilecek her taahhüt altı parti tarafından ayrıntılı olarak çalışıldı; hükümet sistemine, ortak vaatlere ve geçiş döneminin yol haritasına dair mutabakatlara varıldı ve bu mutabakatlar yazıya dökülerek kamuoyunun da bilgisine sunuldu.

Lakin Cumhur İttifakında böyle bir ince eleyip sık dokuma hali yok; aksine paniği ele verir tarzda alelacele kurulmaya çalışan bir ittifak var. Tabii bu da mühim kazalara yol açıyor; YRP’nin 6284 Sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması taleplerine iktidarın onay verdiğini söylemesi ve Aile Bakanı’nın bunu yalanmasında olduğu gibi iktidar ve yanına çağırdığı partiler halkın önünde karşı karşıya gelebiliyor.

Yani muhalefetten ziyade artık iktidar cenahından “her kafadan bir ses çıkıyor” ve eğer bu bir zayıflıksa, bu zayıflık şimdilerde daha çok iktidar tarafında boy gösteriyor. Dolayısıyla iktidarın bu saatten sonra muhalefeti “yamalı bohça” ya da “başıbozuk” olmakla suçlamasının bir manası kalmadı; suçlasa bile bu artık o denli etkili olmayacak, çünkü bu zaaflar fazlasıyla kendisinde var.

Siyasetin matematiği

Üçüncüsü, HÜDA PAR’ın sınırlı bir oyu var; gücünün yoğunlaştığı bazı illerde (Batman gibi) bu oyun, vekil sayısını artıracağı, iktidarın bir-iki vekil daha fazla kazanmasını sağlayacağı ileri sürülebilir. Ancak bu hesabın üç noktada sandığa ters düşme ihtimali yüksek:

  1. Özeleştirisi yapılmayan geçmişten ötürü HÜDA PAR’a duyulan kuşkular ve korkular varlığını sürdürüyor.
  2. Partinin dini yorumlama biçimi, toplumun ciddi bir kesimi için aşırılık içeriyor.
  3. HÜDA PAR’ın Kürt meselesindeki söylemi, bahusus Türk milliyetçileri bakımından kabul edilemez bulunuyor.

Peki, bu zayıflıklar ne gibi sonuçlar üretebilir:

  1. HDP seçmenindeki AK Parti ve Erdoğan karşıtlığını daha bir keskinleştireceğine şüphe yok. Mamafih bu beraberlik, ideolojik ve siyasi bir taassubu bulunmayan orta karar Kürt seçmeninin de AK Parti ile arasını açabilir.
  2. Kadına karşı şiddetin önlenmesini öngören yasanın kaldırılmasına yönelik son günlerde alevlenen tartışmalar ile birlikte düşünüldüğünde, HÜDA PAR birlikteliği, AK Parti’nin şehirli ve kadın seçmenlerinin bir kısmını daha yitirmesine neden olabilir.
  3. HÜDA PAR’ın Kürt meselesindeki duruşu, Türk milliyetçiliğinin bayraktarlığıyla seçimlere girmeye hazırlanan Cumhur İttifakının milliyetçi kesimlerinde rahatsızlık yaratabilir ve seçmenlerin bazılarını ittifaktan uzaklaştırabilir.

Velhasıl, HÜDA PAR’ın dâhil edilmesi, Cumhur İttifakı’na yarardan çok zarar getirebilir. Oy zeminini tahkim etme ve genişletme amacıyla atılan bu adım, oy zemininin zayıflaması ve daralmasıyla nihayetlenebilir.

Zira siyasetin matematiği farklıdır; 2+2’den her zaman 4 çıkmaz; bu, bazen 5 olur ama bazen de –burada olduğu gibi- 3’e yakın durur.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.