Kurulamayan Bir Parti

22.01.2021

DAVUT GÜLER | FARKLI BAKIŞ

Arama motoruna “Bir parti nasıl kurulur?” diye yazdığınızda karşınıza şöyle bir metin çıkıyor:

Siyasi partiler, aşağıda belirtilen ve her birinden beşer adet hazırlanan bildiri ve belgelerin, İçişleri Bakanlığına verilmesiyle tüzel kişilik kazanırlar.”

Bu bildiri ve belgeler nedir?” diye sorarsak;

“Siyasi partinin adı, genel merkez adresi ile kurucuların (partiye üye olma yeterliğine sahip en az otuz Türk vatandaşı) adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, öğrenim durumları, meslek veya sanatlarıyla ikametgâhlarının belirtildiği, bütün kurucular tarafından imzalanmış bildiri formu,

Nüfus kayıt örnekleri,

Adli sicil belgeleri,

Kurucuların ayrı ayrı düzenledikleri siyasi parti kurucusu olabilme şartlarını taşıdıklarını belirten imzalı beyannameleri,

Kurucular tarafından imzalanmış parti tüzüğü ve programı” açıklamalarıyla karşılaşıyoruz.

Yine arama motoruna parti kurmayla ilgili olarak “Siyasi partiler kanunu nedir?” yazdığımızda, en önce bu kanunun kuruluş tarihini görüyoruz:  “Kanun Numarası: 2820 Kabul Tarihi: 22/4/1983 Yayımlandığı R. Gazete: Tarih: 24/4/1983 Sayı: 18027 Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5 Cilt: 22 Sayfa: 290

Bütününe baktığımızda kanun, 10 kısım ve 124 maddeden oluşuyor. 1983’de yürürlüğe giren bu kanun, yapılan çıkarma ilavelerle yamalı bohçaya dönüşmüş. Şu günlerde Cumhur İttifakı’nın hazırlamaya çalıştığı “Siyasi Partiler Kanunu”yla nasıl bir hal alacak, onu da önümüzdeki günler gösterecek. Biz şimdilik, meramımızı anlatmak için kanunun ilk 6 maddesi ve 8.maddesine bakacağız. Gerek yukarıdaki verdiğimiz ilk bilgiler ve gerekse bu ilk 6 madde ve 8. madde, konunun resmi prosedürünü anlamamız için yeterli olacaktır.

Yukarıda da bahsetmiştik “SPK” 10 kısım ve 124 maddeden oluşuyor. Hemen ilk kısma bakalım:

Genel Esaslar;

1.Madde, Amaç: – Bu Kanunun amacı, siyasi partilerle ilgili esasları düzenlemektir.

2.Madde, Kapsam:  – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/1 md.) Bu Kanun, siyasi partilerin kurulmaları, teşkilatlanmaları, faaliyetleri, görev, yetki ve sorumlulukları, mal edinimleri ile gelir ve giderleri, denetlenmeleri kapanma ve kapatılmalarıyla ilgili hükümleri kapsar.

3.Madde, Tanım: (1) – Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; Cumhurbaşkanı, milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.

4.Madde, Siyasi partilerin vazgeçilmezliği ve niteliği:  – Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak çalışırlar. Siyasi partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararları Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz.

5.Madde, Siyasi parti kurma hakkı: – Vatandaşlar siyasi parti kurma hakkına sahiptirler. Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, önceden izin almaksızın serbestçe kurulurlar.

(Üçüncü fıkra mülga: 12/8/1999 – 4445/2 md.)

6.Madde, Üye olma ve üyelikten çekilme hakkı:  – Her Türk vatandaşı, kanunda ve parti tüzüğünde gösterilen şartlara ve usullere göre siyasi partilere üye olma ve dilediği anda üyelikten çekilme hakkına sahiptir. Kimse, aynı zamanda birden fazla siyasi partinin üyesi olamaz, aksi halde üyelik sıfatı bu siyasi partilerin hepsinde birden sona ermiş sayılır. Kimse, bir partinin birden fazla teşkilat birimine üye kaydolamaz, aksi halde son kayıt tarihinden önce yapılmış olan üyelik kayıtları geçersizdir.

Ve 8. madde:

8.Madde, Partilerin kurulması: – (Değişik birinci fıkra: 2/1/2003-4778/6 md.) Siyasî partiler, partiye üye olma yeterliğine sahip en az otuz Türk vatandaşı tarafından kurulur. Siyasi partilerin genel merkezi Ankara’da bulunur. Siyasi partiler, aşağıda belirtilen bildiri ve belgelerin, İçişleri Bakanlığına verilmesiyle tüzelkişilik kazanırlar. Bildiride, kurulacak siyasi partinin adı, genel merkez adresi, kurucuların adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, öğrenim durumları, meslek veya sanatlarıyla ikametgâhlarının belirtilmesi ve bu bildirinin bütün kurucular tarafından imzalanması ve bildiriye beşer adet olmak üzere kurucuların nüfus kayıt örnekleri, adli sicil belgeleri ve kurucuların ayrı ayrı düzenledikleri siyasi parti kurucusu olabilme şartlarını taşıdıklarını belirten imzalı beyannameler ile kurucular tarafından imzalanmış parti tüzüğü ve programının eklenmesi şarttır. 5705 Bilgi ve belgelerin alındığı anda, İçişleri Bakanlığınca bir alındı belgesi verilir. İçişleri Bakanlığı, kuruluş bildirisi ve alındı belgesinin onaylı birer örneği ile bildiri eklerinin birer takımını üç gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığı ile Anayasa Mahkemesine gönderir.”

Peki bunları niçin belirttik?

Bugünlerde İnsan ve Özgürlük Partisi kurucuları olan arkadaşlarımız, bir varolma mücadelesi vermekteler. Takriben 10 gündür Ankara’dalar ve bir kısmı İçişleri Bakanlığı’nın ilgili biriminde nöbet tutarlarken, bir kısım arkadaşları da bu uğradıkları mazlumiyeti ve mağduriyeti anlatmak için ulaşabildikleri özel ve tüzel kişi ve kişiliklerle görüşmeler yapıyorlar.

Kim bu İnsan ve Özgürlük Partisi ve düşünceleri nedir?” diye sorulursa, 21 sayfalık bir parti programları var. Bu program oldukça kapsamlı bu program olduğu gibi resmîleşmesi de oldukça zor görünüyor. Partinin yetkili kişilikleriyle görüştüğümüzde, “sana gönderdiğimiz programı hayli değiştirdik” dediler. Değiştirilmiş halini de gönderdiler, okudum ve gördüm ki program, tabiri caizse kuşa dönüşmüş.

İnsan ve Özgürlük Partisi, tüzel kişilik olarak kendini şöyle tanımlıyor:

Hak arama mücadelesinde illegalite, şiddet, terör, anarşi ve tedhiş dilini ve yöntemini reddeder. Birlikte yaşamayı örgütler.

Medine Vesikası’ndaki birlikte yaşamın ilkelerinden yola çıkarak demokratik birliktelik imkânlarını sonuna kadar kullanmayı amaçlar.

İnsan ve Özgürlük Partisi, insani ve İslami değerler çerçevesinde insanlığın akıl, irade ve bilgi birikiminin ürünü olan katılımcı ve çoğulcu bir demokratik yönetim biçimini, küreselleşen dünyada barış içinde yaşamanın gereği olarak görür…

İnsan ve Özgürlük Partisi; her kavmin olduğu gibi Kürt milletinin kimliğini ve dilini de fıtri haklardan görür ve Allah’ın ayetlerinden sayar. Buna binaen; Kürtlerin kültürel haklarını ve anadilde eğitim hakkını savunmayı görev olarak kabul eder.

Gönüllü birliktelik esasına dayalı olmak kaydıyla birlikte yaşamayı mümkün kılacak olan anayasal ortaklık yaklaşımlarını destekler. Kürtlerin kendi tercihleriyle özerklik, federasyon, bağımsızlık hakkının olduğunu, Kürt halkının kendi geleceğini tayin hakkının her halk gibi Kürtlerin de kendi kararına ve onayına bırakılması gerektiğini savunur…

Bu birkaç paragraftan bile, bu siyasi kadronun neyi savunduğu ve neyin mücadelesini verdiği anlaşılmaktadır.

Kamuoyu Ne Diyor?

Partinin kurulmasıyla ilgili yaşanan bu hukuksuzluğa kimler ses çıkardı ona baktık; en azından muhalif haber kaynaklarına göz attık, twitter ve facebook hesaplarına baktık ve görebildiğimiz kadarıyla sınırlı sayıda habere, yazıya, twitter ve facebook paylaşımlarına rastladık. Bunları aşağıda belirteceğiz.

Öncelikle belirtmemiz gerekir ki bu olayla ilgili en geniş malumata, İnsan ve Özgürlük Partisi’nin resmi twitter hesabından ulaşılmaktadır: @insanozgurluk

Parti yetkilileri Ankara’da nöbet tutmaya devam ediyorlar demiştik. Bu süre içinde iktidar partisi dâhil tüm siyasi partileri, özellikle de mecliste grubu veya milletvekili olan partileri ziyaret ettikleri twitter hesaplarından görülmektedir. İkinci ziyaret adresleri de MAZLUM-DER, HAK İNSİYATİFİ ve İHD/İnsan Hakları Derneği gibi sivil toplum kuruluşları.

Görebildiğimiz kadarıyla twitter üzerinden destek veren yine Kürt siyasetçiler veya bu soruna duyarlı olan Türk siyasi şahsiyetler: Altan Tan, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Hüda Kaya, Faysal Mahmutoğlu gibi…

Konuyu köşelerine taşıyanlar, Gazete Duvar’dan İrfan Aktan ve K24’ten Vural Erişmiş gibi birkaç isimden ibaret. İrfan Aktan, İnsan ve Özgürlük Partisi’nin hikâyesini geniş çerçevede ele almış. Biz yazısından kısa bir alıntı yapacağız, okuyucularımız devamını Gazete Duvar’dan okuyabilirler:

Kurdurulmayan bir partinin hikâyesi; geçen hafta İçişleri Bakanlığı binasında ilginç bir olay yaşandı. Bir siyasetçi heyeti, 14 Mayıs 2018 tarihinde yaptıkları siyasi parti kuruluş başvurusunun izini sürmek üzere gittikleri İçişleri Bakanlığı’nda gözaltına alınmak istendi!

Tüzel kişilik kazandırmak istedikleri İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), 2,5 yıldır bakanlık tarafından çeşitli gerekçelerle engelleniyor. Bu basit bir olay değil. Çünkü mesele devletin Kürt İslamcıları arasında yaptığı ideolojik “tercihin” 40 yıllık serencamının net bir yansıması.

Ama öncelikle PİA’nın ve Ankara’ya gelen heyetin başındaki Mehmet Kamaç’la yaptığımız görüşmeye dayanarak, 2,5 yıldır İçişleri Bakanlığı’yla yaşadıkları hadiseyi aktaralım.

PİA yetkilileri Mayıs 2018’de parti başvurusunu İnternet üzerinden yapınca, İçişleri Bakanlığı’ndaki ilgili masa, “evrakları bu şekilde almıyoruz, posta yoluyla gönderin” diyor. Onlar da 14 Mayıs günü başvuru evraklarını resmi kayda girecek şekilde postayla yollayıp beklemeye başlıyor. Fakat aradan aylar geçtiği halde hiçbir yanıt alamayınca bu sefer Ankara’ya geliyorlar. “Evraklarınız inceleniyor, döneceğiz biz size” yanıtlarının ardı arkası kesilmiyor. Bakanlığın ipe un serdiğini anlayan PİA’lılar 2019’un başında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyor. Fakat savcılık, bakanlıktan gelen “işlemler devam ediyor” yanıtı üzerine suç duyurusu başvurusunu bir kenara koyuyor…”

K-24’te sitesi haberi;

Kürt ve Kürdistan ilkeleri üzerine kurulan İnsan ve Özgürlük Partisi, 3 Mayıs’ta Türkiye İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulundu. K24’e konuşan İnsan ve Özgürlük Partisi Genel Başkanı Mehmet Kamaç, ‘İnsan ve Özgürlük Partisi kendisini dört prensip üzerine kurulu. Bunlardan birincisi demokratik bir parti olması, ikincisi bir Kürt partisi olması, üçüncüsü evrensel bir parti ve dördüncüsü de bütün dinlerin ve dindarların kendini içerisinde bulacağı bir parti olmasıdır’ dedi. Parti Sözcüsü Ahmet Kaya da seçim sürecinde diğer Kürt partilerinin oylarını bölme olmadıklarını söyledi.”

cümleleriyle aktarırken, BasNews konuyla ilgili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun açıklamalarına yer verdi:

HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, kuruluşu İçişleri Bakanlığı tarafından çeşitli gerekçelerle engellenen İnsan ve Özgürlük Partisi’nin (PİA) kurulmasının Meclis gündemine taşıdı. Gergerlioğlu, İçişleri Bakanlığı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, PİA Genel Başkan Yardımcısı Murat Bozdemir’in parti kurma ve dilekçe hakkının engellenmesine dair ifadelerine yer verdi. Gergerlioğlu, konu bağlamında  Soylu’ya şu soruları yöneltti: İçişleri’nde görevlilerin dilekçe almamak üzere talimat aldıkları iddiaları doğru mudur? Eğer bu iddialar doğruysa Anayasa’ya aykırı olan talimatı kim ya da kimler vermiştir? İnsan ve Özgürlük Partisi’nin kuruluş dilekçesinin alınmamasının nedeni nedir? İnsan ve Özgürlük Partisi’nin Anayasal bir hak olan parti kurma hakkı ve dilekçe haklarının ihlal edilmesi ne zamana kadar devam edecektir?”

Parti yöneticilerinin Saadet Partisi milletvekili Abdulkadir Karaduman’ı ziyaret ettiklerini, yukarıda belirttiğimiz gibi twitter adreslerinden öğreniyoruz:

Partimize yönelik hukuksuz uygulamalardan dolayı yaptığımız diplomatik çalışmalar çerçevesinde Saadet Partisi genel merkezinde Saadet Partisi milletvekili Sayın Abdulkadir Karaduman’ı ziyaret ettik süreç ile ilgili bilgi alışverişinde bulunduk desteklerini talep ettik.”

Son olarak twitter üzerinden, Altan Tan ve Hüda Kaya gibi siyasetçilerin verdikleri tepkileri de belirtmek gerekirse;  

Altan Tan, “İnsan ve Özgürlük Partisi kurucuları günlerdir İç İşleri Bakanlığı önünde dilekçelerinin kabulü için bekliyorlar. Olumlu veya olumsuz bir cevap hakları. Hukuk herkese lazım.” derken Hüda Kaya, “Resmen kurulmuş olan İnsan ve Özgürlük Partisi’nin kuruluş başvuruları defalarca yok edildi. Bizzat İçişleri Bakanlığı’na başvuru dosyalarıyla gittiler. Muhatap alınmıyorlar, gözaltına alınıyorlar, kapıdan içeri sokulmuyorlar.” sözlerini kullandı.

Evet, sonuç olarak daha birçok özel ve tüzel kişiliğin gerek sosyal medyadan ve gerekse de telefonla destek verdikleri İnsan ve Özgürlük Partisi yetkililerince dillendiriliyor. Umarız bu çabalar karşılık bulacaktır. Bizler de, bu siyasi kadronun bu azimli çabasına gücümüzce destek verme duyarlılığı içinde olmalıyız. Ve bu hak arama çabalarında yanlarında saf tuttuğumuz da herkesçe bilinmelidir. 

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir