Altan Tan: Bankalar Cumhurbaşkanını Dinlemiyor

21.12.2021

Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca neredeyse her 10 senede bir yaşadığı can yakıcı ekonomik krizlerinden birini daha yaşıyor.

Yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin geçmişte yaşadıklarımızdan farkı bu sefer sadece dar gelirli emekli, dul ve yetimlerin değil kerli ferli iş adamlarının, sermaye sahiplerinin de bu krizden etkileniyor olmaları.

Özellikle diplomalılardan oluşan ve sayıları milyonlarla ifade edilen işsizler ordusu da cabası.

Krizi tetikleyen ana faktör faiz meselesi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizleri düşürmek istemesi, faizin ekonomik büyümenin önündeki en büyük engel olduğunu ileri sürerek bu konudaki ısrarını sürdürmesine piyasalar ters tepki verdi.

Uzunca bir dönemdir bu krizin suni bir kriz olduğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politikasından rahatsız olan başta ABD olmak üzere Batılı devletlerin onu devirmek için ekonomi üzerinden saldırdıkları dillendiriliyordu.

Yeni Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, yatırımcılarla yaptığı toplantıda, Erdoğan ve AKP’lilerin sıklıkla dile getirdiği ‘dış güçlerin ekonomik saldırıları’ iddiasının aksine “sorunun dış güçlerin saldırısından değil, ekonomik politikaya duyulan güvensizlikten kaynaklandığını” ileri sürmesi bu iddiaları boşa çıkarmış oldu.

Nebati, verdiği söyleşide, “Dışarıdan herhangi bir saldırı yok! İçeride birkaç manipülatif, spekülatif işlemler var” dedi.

Eğer Nebati’nin iddia ettiği gibi ‘Dışarıdan herhangi bir saldırı yok! İçeride birkaç manipülatif, spekülatif işlemler var” ise bu ‘manipülatif, spekülatif işlemleri’ yapanlar kimler?

Hükümet neden bu kişi ve çevrelerin üzerine gitmiyor?

İster içeriden, ister dışarıdan olsun eğer bir müdahale var ise bunu en iyi bilen ve gerektiği şekilde üzerlerine giderek alınması gereken tedbirleri acilen ve tam olarak alması gereken de hükümet.

Sonuçta eğer kanama durdurulamazsa en büyük zararı görecek olan halk ve bunun siyasi bedelini sandıkta ödeyecek olan da hükümet.

Sitem, şikâyet ve kuru tehditlerle bir netice alınması mümkün değil.

Faizlerin ‘Nas’ ile kesin bir şekilde haram olduğu meselesine gelince;

Doğrudur.

Faiz toplum hayatını, emek ve alın terini yok ettiği için en büyük günahların başındadır.

Eğer ‘Nas’ ile hareket edilecekse düşürülmesi değil, kökten yasaklanması sıfırlanması gerekir.

Bugün Almanya, Japonya gibi ülkelerde mevduat faizleri neredeyse sıfıra yakın.

Kredi faizleri ise banka masraflarının biraz üzerinde.

Yaklaşık 30 yıl önce Türkiye Yazarlar Birliği üyeleri ile gerçekleştirdiğimiz bir İran seyahatinde İranlılara hitaben;

‘Sizin ekonominiz geri ve çarpık bir kapitalist sistem. Bizdeki Adalet Partisi’nin, Demirel’in kayırmacı karma ekonomik modeline benziyor.

Almanya ve Japonya ekonomileri faizler yönünden daha İslami ve İslam Şeriatına uygun’ dediğimde tepkiyle karşılaşmıştım.

Devrimin üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen İran, halen de aynı ve özgün bir İslami model ortaya koyamadı.

‘İslam Cumhuriyeti’ ‘Gavur Almanya ve Japonya’ kadar ‘İslami’ olamadı!

‘İslam’, ‘Şeriat’, ‘Nas’ söylemleri lafla olmuyor. Altyapısı olmayan, kurumsallaşmayan yönetimlerde hamaset de bir işe yaramıyor.

Bir önemli noktada şu;

Merkez Bankası faizleri düşürüyor ancak anlaşılan bankaların bundan haberleri yok!

Hükümet yatırım olsun istihdam sağlansın, ihracat artsın diyerek faizleri düşürmeye devam ederken bankalar mevcut oranlarla ya kredi kullandırmıyor veya ancak yüksek faizlerle kredi verebileceklerini söylüyorlar.

İsteyen en yakın bankaya giderek denesin, görsün.

Yatırımcı; haklı olarak ‘O halde bunca gürültüye ve depreme ne gerek vardı?’ diye soruyor.

Velhasılı kelam;

Ne yapılacaksa bir an önce yapılmalı, yangın söndürülmeli.

Halk mazeret dinlemez!

Altan Tan’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir