Altan Tan Yazdı: 28 Şubat Bitti mi?

02.03.2021

Kısaca ’28 Şubat’ olarak siyasi tarihimize geçen 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı’nın üzerinden 24 yıl geçti.

Bir halk deyimi ile ‘Geçti de nasıl geçti?’

Bir de geçirenlere sor!

Deldi de geçti!

Yaktı da geçti!

Yıktı da geçti!

Binlerce, on binlerce mazlumun ahı azmana çıktı da geçti!

Başta rahmetli Mehmet Ali Birand’ın belgeselleri olmak üzere o dönemle ilgili yayınlar bugün izlendiğinde hala yürekler sızlıyor.

Başörtülü üniversite öğrencilerine alçakça fahişeler diyen TV programcıları, “İrtica tehlikesi sürerken elbette Ordu kışlasına dönmez!”  diyen Mesut Yılmaz ve 28 Şubat’ın bin yıl süreceği tehdidini savuran Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu gibilerinin nefret dolu sözleri hafızalardan silinmiyor.

Nasıl silinsin ki?

İyi ki de silinmiyor.

Silinmemeli!

Geçmişi, nerden nereye gelindiğini bilmeyenler ne bugünü anlayabilir ve ne de yarınları inşa edebilirler.

Peki! 28 Şubat hakikaten bitti mi?

Yoksa şekil ve format değiştirerek devam mı ediyor?

Birilerinin yazdığı tarihe göre İslamcı Necmettin Erbakan iktidara geldi ve irtica tehlikesine karşı duyarlı ulusalcı-laikçi-Kemalist çevreler harekete geçti!

‘Laikliği’ koruma amacıyla ‘İrtica’ bertaraf edildi!

Bu fotoğrafın bize gösterilen kısmı.

Halbuki ‘İrticanın’ ağababası sayılabilecek (Aslında gerçek irtica) başta Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır gibi ülkeler ile ABD ve Batılı ülkelerin hiçbir dertleri yok.

Kim çarşaf giymiş, kim peçe takmış, kim 4 kadın, 14 metres almış, zindanlarda kaç bin rejim muhalifi var; kimsenin umurunda değil.

Petrolünü, madenini; parasını, servetini; Batılılara peşkeş çeken rejimler isterlerse bin yıl daha yaşasınlar sorun değil!

Erbakan Hükümeti’nin en büyük ‘günahı’ küresel sistem ile ve özellikle de ABD ile çatışması oldu.

Erbakan hayatı boyunca ABD-İngiltere-İsrail bloğuna karşı durdu.

En yakınındaki arkadaşları (aslında yetiştirmeleri demek daha doğru) bir çırpıda eksen değiştirerek Erbakan’ın bir ömür boyu uzak durdukları ile yakınlaşarak onu saf dışı ettiler ve iktidara geldiler.

Onlarla ‘doğru düzgün ‘yol yürüdükleri müddetçe de bir sorun yaşamadılar.

Ta ki Arap Baharı’ndan sonra yollar ayrılıp, işler terse dönünceye kadar.

Bugünkü çatışmanın ana nedeni de ne AK Parti’nin otoriterleşmesi, ne hukuk ihlalleri, ne kötü ekonomik yönetim ve ne de ayyuka çıkmış yolsuzluk iddiaları.

Esas neden AK Parti’nin dış politikada ve özellikle de Ortadoğu’da ABD ile restleşmesi.

28 Şubatçılara gelince Erbakan’a kan kusturanlar bugün hükümetle kol kolalar.

Doğu Perinçek’ten, İlker Başbuğ’a kadar özünde aynı eksendeler!

Erbakan’ın cenaze töreninde hep birlikte günah çıkarttılar!

Bu işler nasıl oldu, külahlar bu kadar kısa zamanda nasıl yer değiştirdi, eski dostlar, düşman; eski düşmanlar nasıl dost oldu milletin aklı feleği şaştı, dinamolar yandı!

Bu konularla ilgili ‘3.Cumhuriyet’e Doğru’ adında bir kitap bile yazdım

Onun için burada uzun anlatılara girmeyeceğim.

En fazla merak ettiğim ve beni oldukça rahatsız eden 28 Şubat’ın baş aktörlerinin bugünkü yaşantıları.

On binlerce insan cezaevlerinde çile çekerken bu ‘beyefendi ve hanımefendiler’ hala keyif sürüyorlar.

Yıllar sonra bunlar hakkında dava açıldı ve Çevik Bir’in de aralarında olduğu bazılarına müebbet hapis cezası verildi.

Ancak yıllardır dosyaları Yargıtay’da bekletiliyor ve ne hikmetse bir türlü onanmıyor.

Bu süre zarfında yarıdan fazlası öldü ve dosyaları düştü!

Onanma halinde Orgenerallikten erliğe inecek Çevik Bir gibilerin de ölmeleri bekleniyor herhalde!

Lojmanlar, korumalar, arabalar, yüksek emekli maaşları, Vipler, ordu evlerindeki saltanatları aynen devam ediyor.

Askerler bir yana 28 Şubat’ın sivil generalleri de hesap vermediler.

Üstelik Sincan’da tanklar yürürken naralar atan, başta “İrtica tehlikesi sürerken elbette Ordu kışlasına dönmez!”  diyen Mesut Yılmaz olmak üzere; birçoklarının ölümlerine 28 Şubat mağdurlarının bir kısmı utanmadan ağıtlar da yaktı.

Beşer şaşar da, bu kadar mı şaşar?

Velinimeti olan Özal’ın emdiği sütü burnundan getiren ve Özal’ın ‘Hayatımın en büyük yanlışlığı’ dediği Mesut Yılmaz, bir anda büyük devlet adamı oldu çıktı!

 

‘Utanmazsan, dilediğini yap!’ diyenler boşuna dememişler.

Herkes 28 Şubat’ın yıl dönümünde ağıtlar yakıyor;

Bazıları ise timsah gözyaşları döküyor!

‘Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür’ diyenler ne kadar doğru söylemişler.

Sizce 28 Şubat gerçekten bitti mi?

Altan Tan’ın Tüm Yazıları

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir