Altan Tan Yazdı: Diyarbakır Adliyesi’nde Neler Oluyor?

07.06.2022

Birkaç gün önce basında yer alan bir haber bütün dikkatlerin Diyarbakır Adliyesi’ne çevrilmesine neden oldu.  

‘1996 yılında Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce “Devletin Egemenliği Altında Bulunan Toprakların Bir Kısmını Devlet İdaresinden Ayırmaya Çalışmak” suçundan ömür boyu hapse mahkum edilen G.A. o günden beri  cezaevinde bulunuyordu.

Cezaevinde ömür boyu hapis cezasını çekmekte olan sanık, avukatının talebi üzerine infazı durdurularak; tahliye edildi.

Ancak; Başsavcılık; gelen bir ihbar üzerine söz konusu PKK hükümlüsünün cezaevinden tahliyesine engel oldu. Mahkeme Başkanının rüşvet karşılığında bu kararı verdiği iddiası üzerine durum Hakimler ve Savcılar Kurulu’na bildirildi. Soruşturma başlatan Kurul, ağır ceza mahkemesi başkanını görevden uzaklaştırdı.’

Haber özetle bu.

İddia edilen rüşvet miktarı ise 7 milyon TL (Yaklaşık 450bin Dolar).

Bu Diyarbakır Adliyesi’ndeki ilk olay değil. Üstelik olaylar sadece adliye ile de sınırlı değil. Adliyeden, belediyeye; belediyeden valiliğe kadar uzanan pis kokular bütün şehri sarmış durumda.

Yine birkaç hafta önce Büyük Şehir Belediyesi’nin iki üst düzey bürokratı belediye içinde birbirleriyle tekme tokat kavgaya tutuşmuş ve sonrasında da tutuklanmışlardı.

Geçenlerde kalp krizi geçirerek öldüğü rapor edilen eski Diyarbakır Cumhuriyet Baş Savcısı, hakkındaki korkunç iddialara rağmen önce terfi ettirilerek İzmir Cumhuriyet Baş Savcısı yapılmış, sonrasında yine hakkındaki iddialar nedeniyle Ankara’da başka bir göreve atanmıştı.

Aynı dönemde malum başsavcının ve Diyarbakır’ın Urfalı valisinin  adı büyük paralarla ortadan kaybolan Zerya Kuyumcusu ile birlikte anılmış; valinin kuyumcu kaçmadan önce Denizbank Diyarbakır Bölge Müdürü’nü bizzat arayarak kuyumcuya kredi verilmesi için aracı olduğu bütün şehre yayılmıştı.

Son operasyonda gözaltına alınarak tutuklanan, Cumhuriyet Baş Savcısı ile özel ilişki yaşadığı iddia edilen malum kuyumcunun ortağı bir iş kadınının mahkemede verdiği ifadede PKK’nin mali sorumlusu ile de imam nikahlı olduğunu beyan ettiği söylenmekte.

Mal varlığına el konulan kadının adına kayıtlı 14 araç, İzmir’de bir otel, farklı gayrimenkuller ve çok miktarda da döviz tespit edildiği konuşulmakta.

Bu karanlık ilişkiler içinde  öğlene kadar ‘Feto Cemaati’ ile, öğleden sonra askeri ve idari AK Partili bürokrat ve siyasetçilerle, gece ise PKK ile ‘İş tutan’ sözde iş insanı yüzlerce kişinin mide bulandırıcı işleri tüm namuslu vatandaşları derinden yaralamakta.

Bu kişilerin dönem dönem gözaltına alındıkları ancak belli çevrelere verdikleri büyük meblağlar sonucu serbest kaldıkları dillendirilmekte.

Siyaseten birbirleriyle ölümüne savaşan kişiler, iş para ve çıkar olduğunda can ciğer kuzu sarması olabilmekteler.

Diyarbakır gibi sadece Türkiye’nin değil, tüm Ortadoğu siyasetinin şekillendiği  böylesine önemli bir şehirde olan bitenler ayyuka çıkmasına rağmen hükümet  tarafından şehrin neden bu kadar ‘başı boş’ bırakıldığı büyük merak konusu.

Sizin anlayacağınız ‘Tuz koktu’ ancak Ankara’nın haberi yok!

‘Haberi varsa’ beteri yok!

Altan Tan’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.