Altan Tan Yazdı: Eski Bayramlar

20.07.2021

Kuşaklar boyudur her bayram geldiğinde eski bayramların hasretini çekiyoruz.

Hemen herkesin bir ‘Eski bayramlar’ hikayesi ve özlemi var.

Bu konuyla ilgili o kadar çok kişinin yazı ve anlatımları var ki; edebiyatımızda bir ’Eski Bayramlar’ antolojisi oluştu diyebiliriz.

Bu serzenişli anlatıların çoğu  toplumda meydana gelen değişikliklerin ve sosyolojik alt-üstlerin yanı sıra aslında kişinin gençliğine ve çocukluğuna duyduğu hasreti ifade ediyor.

Hayat bir nehir gibidir akar gider diyenler çok haklı.

Giden yıllar geri gelmez ve menzile doğru yolculuk son sürat devam eder.

Her şey eskir, solar ve bir gün bu yolculuk biter. Hem de çoğu kez hiç beklemediğiniz bir anda.

Bitmeyen tek şey insanın içindeki fırtınalar ve hayallerdir belki de.

Onun içindir ki Yahya Kemal;
‘İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar’ der.

Bir müddet sonra hayaller ve gerçekler birbirine karışır, insan yalnızlaştıkça ve bu ‘yalnızlıktan’ haz almaya başladıkça içini ayrı bir huzur kaplar.

Kürtler de ‘Mırov pir dıbe, dil Pir nabe’ (İnsan yaşlanır, yürek yaşlanmaz) derken bir başka gerçeğe parmak basarlar.

‘Yürek’ her zaman bir eski zamanlar masalı yaşar ve asla yaşlanmaz! (Doğuştan ‘yaşlı’ olanlar başka)

Bugün  20 Temmuz 2021 yılı ve Kurban Bayramı.

Bayramlar tabi ki değişti ve her geçen yıl daha da değişiyor.

Ne toplumlar eski toplum, ne de aileler eski aileler.

Özünde tüm aile ve dostların bir araya geldiği, hasretlerin giderildiği, küslerin barıştırıldıkları bayramlar bugün artık herkesin dağıldığı ve ‘tatil’ adı altında bir uzak diyara savuştuğu  ‘kaçma sendromuna’ dönüştü.

‘Yahu! Aile mi kaldı ki aileden bahsediyorsun?’ diyorsanız, haklısınız.

Modern insanın hayatı sadece bir bedensel zevk yolu olarak algılaması ve bencilliğin tavan yapması ile evlilikler de çocuk sayısı da, bunun doğal sonucu olarak bayramlarda yan yana gelinmesi gereken insan sayısı da azaldı.

İşin en acı yanı kendini Müslüman olarak tanımlayan insanların çok önemli bir kesiminin de bu girdaba kapılmış olmaları.

Ve bundan daha da acı ve üzüntü verici olanı ise  köprüler, barajlar, on binlerce kilometre duble yollar yapmakla öğünen ‘inançlı kadroların’ döneminde bu toplumsal çözülüş ve çürümenin azalacağına,  daha da artmış olması.

Sevgi, merhamet, tevazu, yardımlaşma ve hasbiliğin yerini hırs, kıskançlık, bencillik, servet biriktirme, gösteriş ve lüksün alması.

İslam Dünyası’nın harap olmuş coğrafyası ve per-perişan olmuş halkaların hali de içler acısı bir başka felaket.

Bu aziz mübarek bayram gününde uzun uzadıya sosyoloji, psikoloji, tarih, antropoloji… ve dahi bilmem neoloji yazacak değilim!

Eskiye özlemi, nostaljiyi, kendimize bırakarak bugüne, halimize kafa yormak lazım.

Ah, vah ile dünya düzelmiyor.

Bugünden kafa yormadan yarınları kurtarmak mümkün değil.

Tüm mustarip Müslümanların Kurban Bayramları mübarek olsun.

Geri kalanına da Allah akıl fikir versin.

 

Altan Tan’ın Tüm Yazıları

 

 

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir