Altan Tan Yazdı: Gap Neden Bitirilmiyor?

01.09.2021

Kısaca GAP diye adlandırılan Güneydoğu Anadolu Projesi en az 60 yıldır ülke gündeminde.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren önceleri bir ‘hayal’ olarak dile getirilen, 1950’li yıllarda etüt ve projeleri hazırlanmaya başlanan, 1960’tan sonra ise ete kemiğe bürünen ve nihayet 1965 yılında Keban Barajı’nın temelinin atılmasıyla fiilen başlayan GAP hala bitirilemedi.

Dünyanın 9 büyük projesinden biri olan GAP; Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illerini kapsıyor.

Bu proje kapsamında 22 baraj ve19 hidroelektrik santral (HES) yer alıyor.

Sulanacak alan miktarı 1,8 milyon hektar, sonradan proje kapsamına dahil edilen Urfa-Suruç bölümü ile sulu tarıma geçilecek alan yaklaşık  2 milyon hektarı (20 milyon dönüm) buluyor.

Hazırlanan resmi raporlarda proje bittiğinde 1milyon 800 bin (Suruç revizesi ile 2 milyon) kişiye iş imkanı sağlanacağı ve bölge nüfusunun ise 20 milyonu bulacağı belirtiliyor.

Halen GAP kapsamındaki 9 ilin nüfusunun 9 milyonu bulmadığı göz önüne alınırsa 20 milyon rakamı oldukça ciddi bir nüfus.

9 milyondan, nitelikli ve iş sahibi 20 milyona çıkacak olan  bölge nüfusunun sadece Türkiye’de değil, başta Suriye ve Irak olmak üzere Ortadoğu’daki ekonomik, siyasi, kültürel tüm dengeleri etkileyeceği muhakkak.

Proje bittiğinde bölgeye tersine göç başlayacak ve Kürt sorunu doğal olarak bambaşka bir yöne evirilecek.

Özetle işin özü, zurnanın ‘zırt’ dediği yer burası.

2000’lerin başında, GAP’ın tam anlamıyla bitmesinin  2010’da olacağı açıklanmıştı.

Ama her nedense evdeki hesap çarşıya uymadı!

GAP’ın bitirilmesi için belirlenen tarihlerdeki hedeflere ulaşılamadı.

Zamanla GAP daha az konuşulur ve seçimden seçime hatırlanır oldu. Çünkü yeni “mega” ve “çılgın” projeler gündeme getirildi. 

Mayıs 2008’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da; GAP’ın 5 yılda bitirileceğini ve 4 milyon insana iş imkanı sağlayacağını belirtti.

Ancak bu sürede de bitirilmedi.

Erdoğan 11 Nisan 2017 günü Şanlıurfa’da halka hitaben yaptığı konuşmada ise tarihleri revize ederek “2019 yılına kadar GAP’ı tüm unsurlarıyla tamamlamayı hedefliyoruz” dedi ama GAP yine bitmedi.

Peki GAP’ta son durum ne?

Ziraat Mühendisleri Odası Şanlıurfa Şubesi Başkanı Abdullah Melik;

GAP’ın proje bedelinin eklenen projelerle birlikte 40 milyar doları aştığını “GAP bittikten sonra toplamda 2,1 milyon hektar alanın sulanacağını ancak şu an 571 bin hektar alanın sulanabildiğini; GAP’ta enerji projelerinin gerçekleşme oranının yüzde 74, DSİ yani Atatürk Barajı sulamalarının gerçekleşme oranının ise yüzde 29 olduğunu; harcanan  40 milyar dolara karşılık şu ana kadar enerjiden 30 milyar, tarımsal sulamadan ise 13 milyar dolar olmak üzere toplamda 43 milyar dolar kazanıldığını söylüyor.

En çarpıcı nokta ise enterkonnekte sistem ile ülkenin geneline verilen elektrik üretiminde yüzde 74’lere ulaşılırken, bölgeyi şaha kaldıracak sulama kanallarının yapımında yüzde 29’larda kalınması.

İşin içinde bir bit yeniği olduğu gün gibi ortada!

 

 

 Akıllara takılan en önemli soru böylesine hayati ve bölgenin kaderini değiştirecek derecede önemli bir projenin neden bir türlü bitirilemediği.

Bu konuda resmi yetkililerin 2 ana gerekçesi var:

  1. Ülkenin ekonomik imkanlarının yetersizliği
  2. İnşaatların yapımının PKK tarafından engellenmesi

Ülkenin ekonomik kaynaklarının sınırlı olduğu gerekçesine inanmak saflık olur.

İstenilen her projeye iç ve dış kaynak anında bulunuyor.

Projenin tamamlanması için gerekli olduğu söylenilen 12 milyar doların birkaç katı yatırımlar 3-5 senede bitirildi.

Türkiye Cumhuriyeti İstanbul 3. Boğaz Köprüsü, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yeni Uluslararası Havaalanı ve İzmit Körfezi üzerindeki Osman Gazi Köprüsü gibi devasa projeleri çok kısa sürelerde bitirdi.

Dünyanın en büyük asma köprü projelerinden bir olan Çanakkale Köprüsü de rekor bir hızla ilerliyor ve 18 Mart 2022’de açılıyor.

GAP’a harcanan 40 milyar Dolara karşılık kazanılan 43 milyarın dörtte biri bile GAP’a harcanmış olsaydı proje çoktan bitirilmişti.

İkinci bir gerekçe olarak öne sürülen terör olaylarında da ne yazık ki doğru söylenmiyor.

Şiddet ve sabotaj olaylarının en yüksek seviyede olduğu 1990’lı yıllarda halk tabiri ile en sarp dağ başlarında yapılan barajların ana gövdeleri zamanında bitirilerek  enerji üretimine geçildi.

Barajların bitirilebilmesi için çok büyük karakollar/kalekollar inşa edildi, askeri birlikler görevlendirildi.

Dağ başındaki barajlar bitirilirken her ne hikmetse dümdüz ovalardaki sulama kanalları bitirilemedi.

Üstelik de Urfa-Mardin-Habur İpek Yolu üzerinde gece gündüz 24 saat trafiğin aktığı, binlerce aracın seyir halinde olduğu ve hiçbir güvenlik sorunu olmayan bir bölgede.

Komplo teorilerine gelince bunlardan biri bu barajlarda toplanan muazzam su miktarının müthiş su sıkıntısı çekmekte olan ve önümüzdeki yıllarda bu sıkıntının çok daha büyük ve katlanılamaz seviyelere ulaşacağı ön görülen Ortadoğu’nun ve özellikle de İsrail’in su ihtiyacı için hazırlandığı.

19 Aralık 2012’de TBMM’de bütçe görüşmeleri sırasında yaptığım ve sonraki yıllardaki bütçe görüşmelerinde de tekrarladığım konuşmamda bilinçli ancak habis bir derin  aklın GAP’ı geciktirdiğini söyledim.

Bölgeden Batı illerine; İstanbul, İzmir, Adana, Mersin, Bursa gibi metropollere yıllardır sürmekte ve halen de devam etmekte olan göçün bir müddet daha devam etmesinin istendiğini, bununla ülkenin demografik yapısının karışmasının ve ‘doğal-acısız’ asimilasyonun hedeflendiğini belirterek; bölgedeki tüm ekonomik, siyasi ve kültürel dengeleri değiştirecek 20 milyonluk dinamik bir nüfusun bugün için bölgede neden istenmediğini ayrıntılı bir şekilde anlattım.

Ne yazık ki kendi çıkarlarının veya korkularının tutsağı olmuş iktidarın bölge milletvekillerinin hiç birinden destek almadım.

Destek almadığım gibi engellenmeye çalışıldım.

Söz alan iktidar milletvekilleri bana destek olacaklarına gecikmeye bahane uydurma yarışına girdiler.

Sözün özü bu ‘gecikmenin’, geciktirilmenin Kürt sorunu ile ‘derin’ bağlantısı var.

Çok fazla tartışmaya ve polemiğe gerek yok; yukarıdaki ayrıntılı tabloya bakıldığında her şey ayan beyan anlaşılıyor.

Bir kez daha tekrarlamak gerekirse;

Gerçekleşme oranı enerjide %74, asıl beklenilen sulamada ise %29.

9 ilin toplamında sulanan arazi miktarı 489 bin dönüm ve bu miktarın %77,5’i olan 379 bin hektarı tek başına Urfa’da; Urfa’nın da Arap vatandaşların yaşadığı Harran Bölgesi’nde.

Kürt meselesinin çözümünün en önemli ayaklarından biri GAP’ın bir an önce (Acısız asimilasyon tamamlanmadan) bitirilmesidir.

GAP Projesi aslında Türkiye siyasetinin de turnusol kağıdıdır.

Bir yanda Kürt sorunu başta olmak üzere ülkenin tüm sorunlarını demokratik ve barışçı yollarla çözerek Türkiye’yi ekonomik ve siyasi olarak rahatlatarak büyütmek isteyenler;

Diğer yanda ise ülkenin tarih, kültür ve geleneklerine ters siyasetlerle memleketi cendereye almak, dış hegemonyaların uzantısı yapmak isteyenlerin mücadelesi.

Altan Tan’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir