Altan Tan Yazdı: Savcılar Nereye Koşuyor?

11.01.2022

Çetin Altan’ın ‘Türkiye don lastiği gibidir, çekersin uzanır; bırakırsın yine eski yerine döner’ sözü  Türkiye demokrasisini özetleyen en kestirme ifade olarak tarihe geçti.

En az 200 yıllık demokrasi tarihinde en az 10 sefer bahar geldi, güller açtı; sazlar tamburlar çalındı.

1808 Senedi İttifak, 1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı, 1876 1. Meşrutiyet, 1908 2. Meşrutiyet, 23 Nisan 1920 Ankara’da TBMM’nin açılışı, 1925 Terakkiperver, 1930 Serbest Fırkası’nın, 1946 Demokrat Parti’nin kuruluşu, 1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelişi, Özallı yıllar, AK Parti’nin birinci dönemi ilk akla gelen baharlar.

Her seferinde nasıl olduysa oldu, dönüp dolaşıldı, yine kara kışa girildi.

‘Baharı görmeden, yaz geldi geçti!’

Son dönemlerde bizim savcılar yine coştular!

Gak diyene dava açıyorlar, guk diyene ceza kesiyorlar!

Öyle bir duruma gelindi ki iktidara muhalif yazar ve siyasetçilerin kullandıkları bazı  kelimeleri bile ‘terörist’ saymaya  başladılar.

İş o kadar zıvanadan çıktı ki en koyu AK Partililerin bile bir kısmı isyan etmeye başladı.

AK Parti 25. Dönem Mersin Milletvekili Muhsin Kızılkaya bu acaibül garayip durumu sütununa taşıdı.

 ‘Savcı, Kürtçenin bazı kelimelerini seçip, “bunlar Kürtçenin Kurmanci lehçesinde yer almıyor, bunlar terör örgütünün uydurduğu kelimeleridir” diyerek onlara “suç malzemesi” muamelesini yaptı.

Geçmişte “Kürtçe bir dil değildir” diyen savcılar gördük. “Kürtçe; Türkçe-Arapça-Farsça karışık 900 kelimeden müteşekkil ilkel bir lisandır” diyenlerini de gördük.

Bitmedi, “Kürt diye ayrı bir millet yok, orada yaşayanların karda yürürken çıkardıkları kart-kurt seslerinden dolayı onlara Kürt denmiş” diyenler de bazı iddianameler yazdı.

Ama böylesini ilk defa görüyoruz.

İstanbul’da yürütülen DİAYDER davasının iddianamesini hazırlayan savcı; “sanık imamların hutbe içinde kullandığını” ve “Ülkemizde kullanılan Kurmançi lehçesinde bulunmayan yöre halkı tarafından kullanılmayan, sonradan PKK/KCK terör örgütü tarafından kullanılıp benimsenen “Civak (topluluk, cemaat), Bawermend (İnananlar), Heja (Değerli), Jiyan (Yaşam), Henber (Karşı), Rümet (Onur, Şeref), Parastın (Savunma), Armanç (Amaç), Navent (Orta), Taybet (Özel), Astengi (Sıkıntı), Aşiti (Sulh, Adalet), Ol (Din), Cüda (Ayrı), Davi (Son), Wekhavi (Benzerlik, Eşitlik) Bersıw (Cevap) ve Rojihilat ( Doğu) gibi Kürtçe terminoloji kelimeleri kullandıklarını” tespit ederek bu kelimeleri “suç aleti” saydı.’

Muhsin Kızılkaya haklı.

Türkçeyi orta düzey bir lise talebesi kadar bile kullanmaktan aciz kişiler Kürt dili üzerine ahkam kesiyorlar.

Hazırladıkları iddianamelerin Türkçesi evlere şenlik.

3 sefer okuduktan sonra yarısını zor anlayabiliyorsunuz.

Diyarbakır Maarif Koleji’nde Edebiyat öğretmenimiz Cavidan Cengiz Hanım bunlara 10 üzerinden  3’ü bile çok görürdü.

Bazı savcılar o kadar gaza gelmiş durumdalar ki; Kürt sorunu  hakkında ağzını açan herkese terörist muamelesi çekiyorlar.

PKK örgüt üyesi olduğum iddiası ile hakkımda açılan davada müebbet hapis ile yargılanıyorum.

Son olarak CNN’de Hulki Cevizoğlu denilen provokatörün saygısız ve cahilce hakaretlerine cevap verdiğim için aynı iddialarla hakkımda bir dava daha açıldı.

Kaderin cilvesine bakın!

Çocukluğundan beri Müslüman, demokrat, hayatı boyunca illegal örgütlere ve şiddete karşı Altan Tan ‘terörist ve vatan haini’ Hulki Cevizoğlu ise AK Parti televizyonlarında baş tacı!

Mübarek olsun!

Altan Tan’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir