Altan Tan Yazdı: Sedat Peker’in Açıklamaları 2

07.06.2021

Sedat Peker yaklaşık bir aylık bir süre içinde 9. videosunu da yayınladı.

İlk 4-5 videoya kadar başta muhalefet partileri ve güdümlü medya olmak üzere çok sayıda kişi ve kuruluş ellerinden geldiğince topa girmedi!

Kendilerince akıllılar ‘ne olur ne olmaz! endişesi ile görmedik, duymadık, bilmiyoruz’ salağına yattılar!

Sedat Peker’in tabiri ile ‘maaşları namus ve şereflerinden fazla’ anlı şanlı sözde gazeteciler sus-pus oldular.

Rahmetli annemin tabiri ile ‘ses kesen seslerini kesti!’

Ancak iş en nihayet birbiri ardına 5-6-7-8 ve en son 9. videolar ile iyice dallanıp budaklanarak artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya gelince herkes kendince bir pozisyon almak mecburiyetinde kaldı.

İşin patladığı ilk hafta tecrübeli yalakalar gibi sinsice beklemeden bu konuyla ilgili görüşlerimi yazmaya başladım.

Bugün de ilk yazdığım noktadayım ve yazdıklarımın arkasındayım.

Kim kiminle ne iş tutmuş, neden bozuşmuş, bu arada neler olmuş, ‘kim tutmuş, kim pişirmiş, kim yemiş, kim hani bana hani bana’ demiş tüm bunlar işin magazin faslı!

Dediğim gibi işin magazin kısmında değilim.

Gözümüzü açtık açalı bu hikayeleri dinliyoruz. Hırsızlık, yolsuzluk, haksızlık, hukuksuzluk, rüşvet ve iltimas ne yazık ki hayatımızın bir parçası.

Ziya Paşa 140 yıl evvel;

‘Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz

Birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir.’

Türk Edebiyatı’nın en büyük şairi Fuzuli ise 5 asır önce;

‘Selam verdim, rüşvet degüldür deyü almadılar’ diyor.

Ayrıca Sedat Peker’in ABD, Rusya, İsrail, İran, Almanya, Fransa, İngiltere… veya başka kimler adına bu iddialarda bulunduğu da bir başka bahsi diğer ve benim için çok da önemli değil.

Zamanlama, mamanlama; strateji, mıtrateji bunlar çok büyük ve ciddi analistlerin işi!

Arayıp, tarayıp; deşip, inceleyip bulsunlar!

İlk  yazımda da belirttiğim gibi beni ilgilendiren iki önemli nokta var:

1. Bizim mahallenin çocukları, Müslüman-dindar-vatansever, Allah’tan korkan, peygamberden utanan delikanlılar ne zaman ve neden bu kadar pisliğe bulaştılar?

Bu ölümlü dünyada doymak bilmez iktidar ve para hırsı neden?

Neden bu kadar pislikle iş tuttular, yanlarına yanaştırdılar, yoldaş oldular?

2. Söz konusu iddialar öyle yenilir yutulur ve üstü örtülebilir değil.

Ziraat Bankası’nın Yıldırım Demirören’in şirketlerine 750 milyon Dolar kredi verdiği ve kredinin değil anaparası, faizinin bile ödenmediği doğru mu?

AK Parti’nin seçim döneminde dağıttığı kahvelerin Sedat Peker’in şirketine ait olduğu doğru mu?

İç İşleri Bakanı’nın ABD ve Türkiye tarafından aranan biri ile makamında konuştuğu doğru mu?

‘Feto Borsası’  kurularak milyonlarca Dolar götürüldüğü doğru mu?

PKK ile savaşılırken müthiş bir uyuşturucu trafiğinin sürdüğü doğru mu?

Büyük devlet ihalelerinin neredeyse tamamını alan 5 şirketin bugüne kadar toplam 3 milyar Dolar vergi borçlarının çeşitli yöntemlerle af edildiği doğru mu?

Hayatı boyunca maaşla geçinmiş Binali Yıldırım’ın oğlunun kısacık ömründe 3-4 milyarlık bir servet edindiği doğru mu?

İmar yolsuzlukları ile Türkiye genelinde en az 500 milyar Doların birilerinin cebine indiği doğru mu?

‘Yahu! Sen nerede yaşıyorsun?’

‘İş ayyuka çıktı, sağır sultan bile duydu uyandı; sen hala ‘doğru mu, doğru mu?’ diye sayıklayıp duruyorsun; ayakta uyuyorsun, yatağın yorganın yok!’ deseniz de ben yine hukuken sormak ve yetkililerden cevap beklemek durumundayım.

Bu gibi durumlarda kendini allameyi cihan ve medar-ı iftiharı zaman zanneden halkımızın her şeyi yalayıp yutmuş evlatları ‘Beni 3 günlüğüne başbakan yapsınlar, Taksim Meydanı’nda sallandırayım bu deyyusların birkaç kamyonunu, bak memleket nasıl düzeliyor!’ derler.

Benim fantezim ise daha küçük!

Kavgada küçük taşları atamayan, büyük kayaları kaldıramaz!

Elimde yetki olsa öncelikle üniversitelerin ve tabii ki özellikle de özel üniversitelerin kapılarına birer araba polis diker, memleketi soyan ‘yeni elitlerin’ son model jiplerle sözde okumaya gelen züppe çocuklarını oyuncaklarından indirir; arabalarını devletleştirerek garaja,  kendilerini nezarethanelere atar, sormaya gelen babalarını da falakaya yatırırdım!

El koyulan jiplerin paralarını gerçekten okumak isteyen yoksul ailelerin çocuklarına burs olarak verirdim.

‘Sen ne Deli Dumrul bir abiymişsin, içinde bir Alo Dino uyuyormuş da haberimiz yokmuş!’ demeyin.

Devlet, ben diyeyim 5 milyar, siz deyin 10 milyar Dolarlık Boydak Ailesi’nin ve daha nicelerinin malına el koydu, mallarına mülklerine el koymakla kalmadı kendilerini de içeri attı.

Ben 3-5 oyuncağa el koymuşum çok mu?

‘Böylesine ciddi konular ironi konusu yapılmaz’ diyorsanız, haklısınız. Kesinlikle yapılmamalı.

İşin devletin el koymalarıyla ilgili hak-hukuk; doğruluk, yanlışlık kısmı tabii ki çok ince bir konu ve özenle tartışılmalı.

Hukukun olmadığı yerde karakuşilik olur ve  karakuşilikle devlet yönetilmez/ yönetilemez.

Ancak ben görmemişlikleri her hareketlerinde sırıtan, hırsızlıklarını sergilemekten utanmayan sonradan görmelerle ilgili söylediklerimde ciddiyim.

 

Altan Tan’ın Tüm Yazıları

 

 

 

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir