Faysal Mahmutoğlu Yazdı: “Bir Kişiye Tam Dokuz, Dokuz Kişiye Bir Pul”

26.08.2023

Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 37 üyesi arasında gelir dağılımı adaletsizliğinin en yüksek olduğu 4. ülke. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında ise gelir eşitsizliğinde Türkiye’den daha kötü durumda olan tek ülke Bulgaristan.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de halkın % 40’ı gelirin sadece yüzde 16’sını alıyor. En zengin % 20’lik grup ise gelirin % 47.5’ini alıyor.

Kosta Rika, Şili ve Meksika’dan sonra gelir adaletsizliğinde en olumsuz tabloya sahip dördüncü ülke Türkiye’dir. AB üyeleri içinde ise gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu ikinci ülke konumunda.

Türkiye’de servet dağılımı ise çok daha adaletsiz. Tepedeki yüzde 10 servetin % 69.8’ini, yüzde 5 de 59.2’sini elinde tutuyor. Yüzde 1’lik kaymak tabaka ise % 39.5’una sahip.

Dünyadaki tablo da Türkiye’den daha iç açıcı değil.

Uluslararası yatırım banklarından olan Credit Suisse’in yayınladığı küresel servet raporuna göre dünya üzerinde bulunan servetin %47,8’i dünya nüfusunun %1’inin elinde bulunuyor. Bunun yanı sıra % 53’lük bir nüfusun toplamda elinde bulundurduğu servet, 10 bin doların altında.

Dünyada üretilen servetin %63’ü, en zengin yüzde 1’in cebine girerken, geri kalan % 37’lik kısım dünyanın geri kalanı tarafından paylaşıldı.

Dünyanın en yüksek gelirli %  5’lik diliminde ABD vatandaşları yer alıyor.

ABD’de 24 milyon 480 bin, Çin’de 6 milyon 231 bin dolar milyoneri var. Avrupa’da ise 2 milyon 821 bin ile Fransa başı çekiyor, onu 2 milyon 627 bin ile Almanya izliyor.

Serveti 500 milyon doları geçenler listesinde tahmin edilebileceği gibi 1583 kişi ile ABD yer alıyor. Onu 1268 ultra zengin ile Çin izliyor.  Avrupa ülkeleri burada ayrışıyor. Yarım milyar dolar servet sınırını Almanya’da 315 kişi aşarken, bu rakam Fransa’da 82, Birleşik Krallıkta 106’de kalıyor. Sıralamada Rusya 294, Hindistan 229 sayısıyla yer alıyor. Yunanistan’ın 1, Suudi Arabistan’ın 3 kişiyle temsil edildiği listede Türkiye, 33 ultra zengin ile yer alıyor.

Özellikle 2022 yılında kurlarda, enflasyon ve faiz değişiklikleri sonucu gelir dağılımında ciddi bozulmaların ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. Orta gelir gruplarının büyük bir bölümü alt gelir grubuna kaydı. 2020 yılı verilerine göre nüfusun % 20’lik kesiminin kişi başına ortalama yıllık geliri 2627 dolar iken, en yüksek %  20’sinde ise kişi başı ortalama gelir 20110 dolar olarak tespit edildi -ki, 2021 ve 2022’deki tablonun çok daha olumsuz olduğunu söyleyebiliriz.

Bugün dünya nüfusunun onda biri açlıkla karşı karşıya. Kadınlar ve kız çocukları, genelde daha az ve en son besleniyorlar.

Yoksul ülkelerin zengin alacaklılarına ödedikleri borçlar, sağlık harcamalarının dört katı.

Sıradan insanlar gıda gibi temel ihtiyaçlar için günlük birçok fedakarlıkta bulunurlarken, iktidar menşeli ultra zenginler rüyalarında bile gerçek olamayacak bir yaşamı sürdürüyorlar. Milyarderlerin varlıklarında olağanüstü artışlar yaşanıyor.

İnsanlarımız hangi markette neyin ucuz olduğu arayışı içinde. Çoğumuz en ucuz sebze ve meyveyi nerede buluruz diye tezgah tezgah, market market geziyoruz. Artık evimize meyveyi, sebzeyi sayıyla alıyoruz. Tüketim alışkanlıklarımız değişiyor. Karın doyurmak amaçlı beslenmek çoğumuz için zorunluluk oldu. Öğün atlayanların sayısının gittikçe artığını biliyoruz.

2002’den bu yana bakıldığında sistem kendi suretine benzer zengin sınıfı oluşturduğunu görüyoruz. Yeni yerleşim birimleri inşa ettiler, toplumdan kopuk ultra lüks malikanelerde yaşıyorlar. Gittikleri her yerde ayrıcalıklı bir muamele bekliyorlar ki devlet katında da ayrıcalıklıdırlar. Çünkü edindikleri servet nüfuz kullanılarak, diğer insanlar sömürülerek ve kendileri kayırılarak elde edilmiştir. Toplumsal yaşama katkıları tartışılır. Tatillerini yurtdışında geçiriyorlar, alışverişlerini yurtdışında yapıyorlar.

TÜİK verilerine göre 2006 yılında konut sahipliği oranı % 61 iken 2022’de bu oran % 57’ye inmiş.

Son yirmi yılda Türkiye’nin bir şantiye görünümünde olmasına karşın konut sahipliği oranının düşmesi bize şunu gösteriyor: Yıllar içinde Türkiye’de konut artan oranda servet üretilmesinde ve dağılımında belirleyici olmuş, yeni konut üretiminde, kentsel rantlarda servet el değiştirmiş, katlanarak bir kesimin serveti daha da büyümüştür.

Bu da iktidar tarafından oluşturulan konut odaklı büyümenin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Küresel servet raporuna göre Türkiye’de servet toplamının dörtte üçünü konut, arsa vb. gayrı menkuller oluşturuyor.

2022 yılında Türkiye’de doları, borsada yatırımı, ekstra konutu bulunanların yüzü gülerken, nüfusun ezici çoğunluğu daha da yoksullaştı.

Son olarak çağımızda çoğu insan yaşamını maaş ve sosyal yardımlarla sürdürürken, servetin çoğunlukla kaynağını faiz, temettü, sermaye kazancı veya rant geliri oluşturuyor. Gayrı menkul ve finansa dayalı büyüme, sistemin bir parçası olarak okunmalıdır.

Necip Fazıl’ın DESTAN şiirinde yazdığı bu dörtlük tüm zamanlarda geçerliliğini koruyor.

“Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul; / Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul./ Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; / Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!“

Faysal Mahmutoğlu’nun Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.