Hasan Postacı Yazdı: Kürt Meselesinde Yeni Kırılmalara Doğru

19.05.2024

Çok önemli gündemlerin hızla değiştiği bir ülke gerçekliğimiz var. Bu tür hızlı değişimlerin toplumsal etkileri de aynı derecede keskin tepkisellikler üzerinden şekilleniyor. 6-7 Ekim 2014 yılında Suriye iç savaşının İŞİD güçleri tarafından Kobani’ye yönelik başlattığı saldırılarda sivil halktan 150 bin kişinin kaçarak sınrdaki Suruç’a gelmelerinin ardından başlayan protestolarda 50 kişinin ölmesi ile ilgili başaltılan dava sürecinin kararlarının açıklanması ile başta Selehattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Ahnet Türk gibi HDP başkan ve yöneticilerinin aldığı ağır hapis cezaları farklı tepkilerle karşılandı.

Dava ile ilgili tarihsel süreç ve hangi aşamalardan geçerek bu sonuca ulaşıldığı, kimlerin hangi nedenlerele ne kada ceza aldıkları gibi konular medyada uzun uzun tartışıldığı için bu tür detaylar dışında kobani dava sürecinin farklı boyutlarda değerlendirmelerinin yapılmasının daha önemli olduğunu belirtmek gerekir.

Öncelikle kobani davasını önemli kılan en temel konu Kürt meselesi olduğunu görmek gerekir. 40-50yıla yaklaşan ve PKK üzerinden devam eden sürecin Kürt meselesinin çözülmesinde hala etkin sonuçlar üretilemediğinin, aksine sorunun her geçen gün sosyopolitik ve sosyoekonomik bedellerinin ağırlaştığını belirtmek yerinde olur.

PKK silahlı gücünü temsil eden Kandil’in vesayetinden hala kurtulamayan Kürt sivil siyasetinin kitlesel desteğini alan şimdiki ismiyle DEM partisinin meselenin çözümünde hala belerileyici bir rol üstlenememesi sorunun çözümünde önemli kırılmalardan birini oluşturmaktadır.

Ak Parti dönemi bir kaç farklı şekilde başlatılan ve sorunun çözümüne odaklanan açılım süreçleri 2016 Dolmabahçe deklarasyonun fesh edilmesi ve sonrasında MHP ile başlayan Cumhur ittifaki süreci yeniden güvenlikçi politiklara hızlı birşekilde beraberinde getirdi. Kobani davasını bu güvenlikçi politkalrın belirleyici olduğu iklimin doğal bir sonucu olarak görmek gerekir.

Kürt sivil siyasetinin 2016 sonrası süreçte çeşitli biçimlerde kırılmalar yaşaması sorunun çözümünde gittikçe siyasi irtifanın kaybolmasını kaçınılmaz kılyor. Yerel Kayyum uygulamaları, DEM siyasal parti örgütlenmesine yönelik bitmek bilmeyen operasyonlar ve açılan kapatma davası, son olarak Van seçimlerinde yaşanan trajikomik olaylar bu durumun tipik göstergeleri olarak okunabilir. Bu nedenle Kobani davası kararları parti yöneticileri tarfından bir kumpas ve Kürt siyasetinin cezalandırılması olarak sert eleştirlerle karşılandı.

Kobani dava karaları ile yaşanan gelişmler Kürt meselesinde eski Türkiye reflekslerine geri dönüşün yeni bir işareti olarak geleceğe dair endişeleri ve Kürt meselesinde yeni dönem kırılmaların habercisi olarak görülebilir.

Kobani dava kararlarının açıklanması sonrası Diyarbakır ve Mardin il ve ilçelerine protesto, basın açıklaması, ve eylemlerin girişlerin 4 gün yasaklanması ve bu amaçla şehirlere gelenlere giriş yasağı getirlmesi devlet refleksinin yeni dönem karekteristik özelliklerini gösteriyor.
Yeni anaysa tartışmlarının başlatıldığı bir süreçte temel hak ve özgürlüklerle ilgili, ifade özgürlüğü, yürüyüş ve gösteri yapma özgürlüğü gibi sivil taleplerin yasaklarla önlenmesine yönelik antidemokratik uygulamalara 1 Mayıs taksim yasağı sonrası Diyarbakır ve Mardin valilik kararları ile yenileri eklenmesi yeni dönem kırılmalarının bir başka yansıması olarak değerlendirilebilir.

Kobani kararlarının bir başka boyuttu uzun bir süredir başkanlık sitemi uygulamalarının bir eleştrisi olarak tartışılan yargının siyasileştirilmesi boyutuyla bakmak gerekir. Toplumsal yapının en başat kurumlarından biri hukuk kurumudur. Toplumsal vicdanın, toplumsal güven ve adaletin temel unsuru olarak işlevselliğini belirgin kılan hukukun kurumsal iç dinamikleri ile derinleşmesi toplumsal olgunluğun ve gelişmişliğin en güçlü göstergelerinden birini oluşturur.

Devlet örgütlenmesinin gelişmiş uygulamaları toplumsal kurumların kendi özgün dinamikleri üzerinden şelkillenmesini hedefler. Bu nedenle Aile, eğitim, medya, hukuk ve siyaset gibi kurumsal yapıların güçlü bir ahenginin oluşması hedeflenir. Kabul gören paradigmal yaklaşım sağlıklı devlet örgütlenmesinde Yasama, Yargı ve Yürütümenin bağımsız organlar olarak işlevlerini gerçekleştirebiliyor olmasıdır.

Yargının bağımsızlığı hukukun kurumsal yapısının sağlıklı olamsının ön şartı olarak karşımıza çıkar. Öncelikle HSK örgütlenmsinin başkanlık siteminde yaşadığı değişim yargı örgütlenmesinin en üst düzey organın yürütmenin ve kısmi yasama ergini elinde bulunduruan başkanlık siteminin iradesi üzerinden önemli oranda şekillendiğini gösteriyor. HSK üyelerinin belirlenme şekli ve oluşum süreci bu bağlamda yargı bağımsızlığını zayıflatan ve iktidardaki siyasi gücün etki alanına mahkum kılan bir sonuç doğurmaktadır.

Yargı bağımsızlığı HSK üzerinden ouşan bu zayıflık siyaset kurumunun hukuk kurumu üzerinde kaçınılmaz bir vesayet ürettiğinin altı çizerek belirtmek gerekir. Bu durum Kobani davası gibi soyopolitik sorunlarla ilşikisi olan konularda daha derinden kırılmaların geleceğe taşınmasını beraberinde getriyor. Hukuk kurumunun siyasal vesayet altında girmesi, yargı bağımsızlığının zayıflamasını kaçınılmaz kılyor.

Kobani davası ile eş zamnlı içinde Çevik Bir’inde yer aldığı 14 kişinin serbest bırakılması yargı siyasallaşmasının bir diğer göstergesi olarak karşımza çıkıyor. Bu ve benzeri örneklerin çoğalması başta kürt meselesi olamk üzere toplumsal sorunların algı ve yönetiminde yeni dönem kırılmaları olarak tanımlanabilir.

Yargı siyasallaşması topumsal yapıda derin siyasal polarizasyonları kaçınılmaz kılar. Sorunların çözümünde geleceğe dair güvenlikçi politikaları merkeze alan, temel hak ve özgürlükleri gürleşmesini tehdit gören yaklaşım ve uygulamalara dönülmesi gelecek Türkiye’si açısından yeni kırlmaların, tüm imkan ve alanlarda irtifa kaybının, temel statüko merkezli sorunların katılaşarak devam etmesinin ötesinde bir anlamı olmadığının görülmesi gerekir. Eski Türkiye’nin sosyopolitik bağajı ve yaşanan deneyimler, dönülmek istenen yeni siyasal yöntem ve uygulamaların başarılı olamyacağının en güçlü göstergesi olarak hafızalarımızda yer almaktadır.

 

Hasan Postacı’nın Tüm Yazıları 

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.