Hasan Postacı Yazdı: Yerel Yönetimler Üzerine Analizler-7

17.02.2024

-İmar Uygulamaları-

Yerel yönetimlerde özelde belediyelerde en çok tartışılan konuların başında imar uygulamaları gelir. Şehirlerde İmar planlamaları ve uygulamaları belediyelerin yetki alanlarına girmektedir. Çevre Şehircilik ve İklimlendirme Bakanlığı valilikler üzerinden kamu bina ve tesisleri, mücavir alanlara yönelik düzenlemeler ve birden fazla belediyelerin içinde sorumluluğuna giren alanlar ile çıkan anlaşmazlıklara çözüm üretilmesi gibi konulardan sorumludur.

Belediyeler imar planlaması kapsamında, kentsel dönüşüm, arazi ve arsa düzenlemesi, plan değişiklikleri gibi çeşitli konularda görevleri vardır. Bu durum belediyelerin imar alanında merkezi sorumluluklarının olmasını beraberinde getirmiştir. 5216, 5393 Büyükşehir ve belediye genel mevzuatı çerçevesinde özellikle 3194 sayılı imar yasası bu açıdan belediyeler imar uygulamalarında ilk önce kamu yararını gözetmeye odaklanmasını telkin eder. İmar planı kapsamında yapılacak değişikliklerin bireysel çıkarlar yerine şehri ve bölgeyi geliştirici nitelikte olması, mülkiyet haklarını gözeten eşitlikçi uygulamaları gibi temel ilkelere göre hareket etmesi kamu idaresi ve etiği bakımından önemli hale gelmektedir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesine göre: “Çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plana uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar planlarını, bu planlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon planlarını ve imar ıslah planlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar planının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmak veya yaptırmak.” Büyükşehir Belediyelerinin sorumlulukları içerisindedir. Bu düzenlemeye göre büyükşehirler içerisinde imar planı yapmaya büyükşehir belediyesi yetkili olmaktadır.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun ile ilgili düzenlemeler incelendiğinde imar ile ilgili yetki ve sorumluluk tanımlamalarının bir çok kurumu arasında çatışma ve ayrılıkların çıkmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Merkezi idareye bağlı başta Çevre Şehircilik ve İklimlendirme bakanlığı olmak üzere diğer bakanlıklar ve bunlara bağlı kurumlarla ile belediyelerin imar uygulamalarında birçok uygulamada karşı karşıya geldikleri görülmektedir.

Örneğin Çevre Şehircilik ve İklimlendirme Bakanlığı ile ilgili yetkilerinin tanımlandığı 3194 sayılı yasanın 9. Maddesi bu karmaşıklığın ipuçlarını vermektedir. İlgili madde de: “Bakanlık gerekli görülen hallerde, kamu yapıları ve enerji tesisleriyle ilgili alt yapı, üst yapı ve iletim hatlarına ilişkin imar planı ve değişikliklerinin, umumi hayata müessir afetler dolayısıyla veya toplu konut uygulaması veya Gecekondu Kanununun uygulanması amacıyla yapılması gereken planların ve plan değişikliklerinin, birden fazla belediyeyi ilgilendiren metropoliten imar planlarının veya içerisinden veya civarından demiryolu veya karayolu geçen, hava meydanı bulunan veya havayolu veya denizyolu bağlantısı bulunan yerlerdeki imar ve yerleşme planlarının tamamını veya bir kısmını, ilgili belediyelere veya diğer idarelere bu yolda bilgi vererek ve gerektiğinde işbirliği sağlayarak yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve re’sen onaylamaya yetkilidir.

(Ek : 24/11/1994 – 4046/41 md.) Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 3/4/1997 – 4232/4 md.) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler.  İlgili belediyeler görüşlerini on beş gün içinde bildirir.

Bir kamu hizmetinin görülmesi maksadı ile resmi bina ve tesisler için imar planlarında yer ayrılması veya bu amaçla değişiklik yapılması gerektiği takdirde, Bakanlık, valilik kanalı ile ilgili belediyeye talimat verebilir veya gerekirse imar planının resmi bina ve tesislerle ilgili kısmını re’sen yapar ve onaylar.

Bakanlık birden fazla belediyeyi ilgilendiren imar planlarının hazırlanmasında, kabul ve onaylanması safhasında ortaya çıkabilecek ihtilafları halleder, gerektiğinde re’sen onaylar.

Kesinleşen planlar ilgili belediyelere ve valiliklere tebliğ edilir. Bu planların uygulanması mecburidir.

4046 sayılı Kanun kapsamında gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar yöntemine göre özelleştirme işlemleri yapılan hizmet özelleştirilmesi niteliğindeki yatırımların yapılacağı yerlerde hazırlanan veya hazırlattırılan plânları, Özelleştirme İdaresince değerlendirilmek ve sözleşmeye uygunluğu konusundaki görüşü de alınmak kaydı ile (…)[12] re’sen onaylamaya Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (Yeni adıyla Çevre Şehircilik ve İklimlendirme Bakanlığı) yetkili olup, her türlü ruhsatı ilgili belediye en geç iki ay içinde verir.

 

Türkiye’de planlamanın hukuki dayanakları karmaşık bir yapıya sahiptir. Merkezi yönetime bağlı olarak pek çok bakanlık ve kamu kurumu ile çeşitli yerel yönetim organları farklı ölçeklere sahip planları yapmak ve uygulamakta birlikte sorumludurlar. Kurumlar sahip oldukları vizyon ve bakışına uygun plan hazırlama gayesi içindedirler. Kurumlar arası ilişkilerin, iletişimin ve işbirliğinin yeteri kadar güçlü olmaması nedeniyle bir kurumun hazırladığı bir imar planı diğer kurum tarafından uygun görülmemekte ve beğenilmemektedir. Özellikle imar planlarının uygulanması safhasında çatışmalar ve anlaşmazlıklar sıklıkla yaşanmaktadır. İmar planlarının uygulanması sırasında bir takım hiyerarşilerin olması uygulanmasını kolaylaştıracaktır. Bu bakımdan kalkınma planları, bölge planları ile kent planları kendi kısıtlamaları altında birbiriyle bağlantılı şekilde yürütülmelidir.

İmar uygulamaları ile ilgili daha deha derinlikli analizler yapılabilir. Mevcut durum temel bazı hususlar ve yasal düzenlemeler düzeyinde bile incelendiğinde merkezi yönetimin valilik üzerinden aldığı pozisyonun yerel yönetimlerle vesayet ikliminde çatışmacı bir zeminin oluşmasını kaçınılmaz kılıyor. Özellikle çatışmanın derinliği yerel yönetimin muhalif siyasi partilerden olduğu durumlarda daha fazla keskinleşip görünür hale geliyor.

Türkiye kamu yönetim tarihinde imar afları/barışları, HES, GES, RES ve nükleer enerji santralleri ile ilgili uygulamalar, köprü, otoyol, tünel ve demiryolu, havalimanları, askeri saha ve maden sahaları gibi uygulamalarda ortaya çıkan derin görüş ayrılıkları politize edilmiş yerel yönetim uygulamalarının ürettiği derin çatışma alanları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yakın zamanın en önemli konularından biri olan “Kanal İstanbul” projesi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının CHP’nin kazanması sonrası oluşan çatışma ve sürecin yargıya yansıması sonrası yaşananlar imar uygulamalarının ülke açısından önemini göstermesi bakımından altı çizilmelidir. Son hali ile Danıştay’ın projeyi iptal etmesi konunun şimdilik gündem dışına itmesine rağmen yerel seçimler sonrası özellikle Ak Partinin İstanbul Büyükşehri kazanması durumunda tekrar yeni bir konu başlığı olarak sorun olmaya devam edecektir.

Kahramanmaraş depremi sürecinde ortaya çıkan ağır bilançonun en önemli nedenlerinden biri de imar uygulamalarındaki politize olmuş çarpıklıklardan kaynakladığı görülür. Ortaya çıkan ağır bilançonun yerel yönetimler üzerinden üretilen uygulamalardan hangi oranlardan kaynaklandığı konusu ayrıca derinlikli olarak incelenmelidir.      

İmar uygulamaları üzerinden ortaya çıkan çarpıklıklar, yolsuzluklar, oluşan rant paylaşımlarının çözümüne dair en güçlü yaklaşımların yerelleşmeden geçtiğini belirtmek gerekir. Yerel yönetimlerin güçlendirmesi imar uygulamaları konusunda güçlü bir değişim sağlayarak, tüm soysal, idari ve barınma ihtiyaçlarının yerelin coğrafi, sosyoekonomik, iklimsel ve kültürel koşulları bağlamında yönetilmesini sağlayacak, denetleyecek yeni yaklaşımların olası çatışma, kırılma, kargaşa, yolsuzluk ve rant usulsüzlüklerinin önlenmesine odaklanılacaktır.   

 

Hasan Postacı’nın Tüm Yazıları  

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.