Kadir Canatan Yazdı: Siyaset Ne Kadar Siyasallaşmış Durumdadır?

05.04.2022

Geçen haftaki yazımızda, Dünya Değerler Araştırması’nın verileri temelinde Türkiye toplumunun orta yüksek düzeyde siyasallaşmış bir toplum olduğunu belirlemiş ve bunun olası sonuçları hakkında akıl yürütmüştük. Sonuçlarla bağlantılı olarak demiştik ki, bir toplum ne kadar yetkinse siyasallaşma o kadar olumlu, tersine ne kadar yetersizse o kadar olumsuz sonuçlar verir. Daha net olmak gerekirse, bir ülkenin toplumsal ve ekonomik düzeyi ne kadar yüksek, bireyler siyasal ve sosyal bakımdan ne kadar bilinçli ise siyasallaşma o toplumda aktif bir siyasal katılıma yol açar ve siyasetin tavanı toplumu dikkate almak zorunda kalır. Bunun tersi bir durumda ise, toplum liderler ve siyasetin elinde bir hamur gibi istenilen şekle sokulur.

Bu noktada Türkiye’de siyasal parti tercihlerine, seçmenlerin eğitim düzeylerine ve hatta sınıfsal konumlarına göre siyasallaşma oranlarına bakmak anlamlı olacaktır. Parti tercihlerine göre Türkiye’de en fazla AKP seçmenleri arasında siyasete önem atfedilmektedir. Bunu bayağı açık arayla CHP, CHP’yi de az aralıkla MHP ve HDP takip etmektedir. AKP seçmenlerinin siyasete bu kadar önem vermeleri, iktidar partisine ve liderine angaje olmalarıyla açıklanabilir. Ama bunun herhalde başka nedenleri de vardır.

Siyasete önem verme bakımından eğitim düzeyi açıklayıcı bir etken olabilir. Bu açıdan baktığımızda AKP için yukarıda yaptığımız yorumu destekleyen bir ipucu bulmaktayız. AKP seçmenleri arasında ilkokul (%37) ve ortaöğretim (%23) mezunları daha yüksek düzeydedir. Bu demektir ki, parti ve lider karşısında seçmen daha çok izleyici konumundadır. Üniversite mezunları AKP’liler arasında yüzde 13 iken, bu oran CHP’lilerde yüzde 22’yi geçmektedir.

Öznel sınıf algıları açısından AKP’li seçmenlerin yüzde 33’ü kendini çalışan sınıftan görürken, yüzde 30’u orta sınıfın alt kademesine dâhil ediyor. Oysa bu oranlar CHP’liler arasında yüzde 21 ve yüzde 40 şeklindedir. Bu veriler bize politize olmuş AKP seçmenlerinin daha çok alt ve ortanın altında yoğunlaşmış bir kategori olduğunu göstermektedir. Eğitimleri düşük olduğu gibi sınıfsal pozisyonları da düşük olan bu seçmenler, politik söylemin etkisine açık görünmektedir.

İlk etapta yaptığımız bu yorumlar ne kadar verilerle desteklenmektedir?

Parti tercihlerine bakılmaksızın siyasete önem atfetme ile eğitim ve öznel sınıfsal pozisyonları arasında bir korelasyon analizi yapıldığında, siyasete verilen önem verme ile eğitim arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Başka bir deyişle eğitim düzeyi yükseldikçe siyasete yüklenen önem de artmaktadır. Partilere göre baktığımızda bu ilişki sadece AKP ve HDP açısından anlamlı görünmektedir. Öznel sınıf pozisyonları hiçbir parti açısından anlamlı bir değişken değildir.  

Yaş ile siyasete önem verme değişkenleri arasında sadece iki parti (CHP ve MHP) açısından anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. CHP’de yaşlı kuşak, MHP’de ise orta yaş kuşağı ve yaşlı kuşak siyasete yüksek önem atfetmektedir. Diğer partilerde bu iki değişken arasında bir ilişki bulunamamıştır.

Tüm önemli partilerin seçmenleri arasında cinsiyet değişkeni ile siyasete önem atfetme arasında bir bağıntı bulunmaktadır. Yani Türkiye’de erkekler kadınlara kıyasla daha fazla siyasete önem vermektedirler.

Genel kabullerimiz arasında dindarlık değişkenin de siyasete etki edeceği yer almaktadır. Dindarlık ve siyasete önem atfetme arasındaki ilişki, sadece AKP açısından anlamlı bulunmuştur. Diğer partiler için böyle bir ilişkiden bahsedilemez.

Tüm bu verileri özetlersek; Türkiye’de eğitim, yaş, cinsiyet ve dindarlık düzeyleri siyasallaşmayı etkileyen parametreler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu parametrelerin her siyasal parti açısından anlamlı olduğu söylenemez. Türkiye’nin tabanı en fazla siyasallaşmış partisi olarak AKP açısından, eğitim, cinsiyet ve dindarlık anlamlı görünmektedir, ancak öznel sınıfsal pozisyon ve yaş değişkeni anlamlı bulunmamıştır. İşin ilginç yanı, AKP’de kendini “dindar” olarak tanımlayan kesimden daha çok “dindar görmeyen” kesim siyasete yüksek önem atfetmektedir. Şu halde AKP’li erkeklerin, yüksek eğitimlilerin ve dindar olmayanların en fazla siyasallaşmış kesim olduğu söylenebilir.

Türkiye siyaseti ve gelecek seçimler açısından bu bulgulardan iki sonuç çıkarabiliriz. İlk olarak siyasallaşmış kesim görece yüksek eğitimli olmasına rağmen lideri izleme noktasında kararlı gözüken bir gruptur. İkinci olarak bu gelecek seçimler açısından eğitimin değil dindarlık düzeyinin daha etkili olacağı anlamına gelmektedir. AKP seçmenleri arasında dindarların daha az siyasallaşmış olmaları, başka partilere yönelme konusunda bunların cesaretli davranacaklarına bir işaret olarak okunabilir. Eğer partilerini terk edecek birileri varsa bunlar dindarlar olacaktır.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Kadir Canatan’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.