Kadir Canatan Yazdı: Son Epistemik Kavramlar

28.05.2024

Bu haftaki yazımızla birlikte epistemik kavramlar dizisinde yazdığımız kavramları tamamlamış olacağız. Bu son yazımızda üzerinde konuşacağımız kavramlar “Basiret, Zikr, Haber ve Tebyin” kavramlarıdır. Hemen basiret ve zikr kavramlarından başlamak gerekirse, bu iki kavram düşünme ve ilmin iki farklı boyutuna işaret etmektedir. Zikr, “hatırlama”dır ve unutmanın (sehv) zıddıdır. Hatırlama yoluyla, unuttuğumuz bilgiler geri gelir. Daha teknik olarak hatır, mananın kalbe ulaşması; zikr ise mananın nefste hazır bulunmasıdır. Hatırlama bireysel olduğu kadar toplumsaldır ve (bireysel ve toplumsal) hafızayla ilişkilidir.

Hatırlama, genel olarak geçmiş olayları, bireyleri veya deneyimleri anımsama veya onurlandırma eylemi etrafında dönen çeşitli kavram ve uygulamalarla ilgilidir. Anma, genellikle kişisel veya kolektif anıların hatırlanması eylemiyle ilgilidir. Bu, bir topluluk veya ulus içindeki kişisel deneyimlerin veya paylaşılan anıların bireysel olarak hatırlanmasını içerebilir. Anma törenleri, anıtlar ve yıldönümleri gibi anma etkinlikleri ve uygulamaları, toplumların önemli olay veya kişileri hatırlamasının yaygın yoludur.

Örneğin, birçok ülkede “Anma Günü”, savaşlarda ölen askerlerin anıldığı bir gün olarak kutlanır.

Kültürel hatırlama uygulamaları çok çeşitli olabilir ancak genellikle tarihsel bilincin korunmasına yardımcı olan ritüelleri, hikayeleri ve sembolleri içerir. Bu, tarihi olayları kolektif hafızada canlı tutan sözlü gelenekleri, festivalleri ve resmî tatilleri içerebilir. Müzeler, tarihi mekanlar ve arşivler de geçmişe ait eserleri, belgeleri ve anlatıları koruyarak anmanın kurumsallaşmasında önemli bir rol oynar.

Hatırlama, hafıza ve kimliğin psikolojik süreçleriyle bağlantılıdır. Bireylerin ve toplumların geçmişlerini anlamlandırmalarına, bugünlerini anlamalarına ve geleceklerini şekillendirmelerine yardımcı olur. Bir rahatlık, kimlik ve süreklilik kaynağı olabilir. Keder, nostalji ve şükran gibi duygusal tepkiler sıklıkla hatırlama eylemleriyle iç içe geçer ve hatırlanan şeyin kişisel önemini yansıtır.

Felsefi olarak hatırlama, zaman, ölümlülük ve hafızanın doğası kavramlarıyla ilişkilendirilebilir. Nasıl ve neden hatırladığımıza, hatırlama ve unutmanın etiğine ilişkin soruları gündeme getirir. Etik hususlar, belirli olayların, özellikle travmatik veya önemli olanların, tekrarlanmamasını sağlamak ve etkilenenleri onurlandırmak için hatırlanması sorumluluğunu içerebilir.

Özetle; hatırlama, kişisel, sosyal, kültürel, psikolojik ve felsefi boyutları kapsayan, bireylerin ve toplumların geçmişlerini nasıl anladıklarına ve onunla nasıl ilişki kurduklarına katkıda bulunan çok yönlü bir kavramdır.

İkinci kavramımız “Basiret”, bir şeye ilişkin ilim ve marifetin kemale ermesidir. Basiret kelimesi, Arapça kökenli bir kelimedir. Arapça’da (basīra), “iç görü”, “anlayış”, “sezgi” veya “derin kavrayış” anlamlarına gelir. Bu kelime, Arapça’da “görmek” anlamına gelen (basar) fiilinden türetilmiştir. “Basar”, fiziksel gözle görmeyi ifade ederken, “basiret” daha çok zihinsel ve ruhsal anlamda bir görme ve anlama kapasitesini ifade eder.
Türkçede “basiret” kelimesi, kişinin olayları derinlemesine anlama, doğru kararlar verme ve sağduyulu olma yeteneği anlamında kullanılır. Bu, kişinin hem akıl hem de sezgi yoluyla gerçeği görme kapasitesine sahip olmasını ifade eder. Basiret kelimesinin kullanımına dair daha fazla bilgiye, Osmanlı dönemi literatüründe ve İslam felsefesinde de sıkça rastlanır. İslamî metinlerde ve öğretilerde basiret, kişinin manevi olarak aydınlanmış ve doğru yolu görebilen bir durumda olmasını anlatmak için de kullanılır.
Türkçede daha az kullanılan “Haber” ve “Tebyin” kavramları, bilmenin daha derin boyutlarını ifade eder. Haber, bilinenlerin içyüzünü oldukları gibi bilmektir. İlm, bir şeye olduğu şekilde emin olarak itikat etmektir. Tebyin ise, sadece bir karışıklıktan sonra bir şeye dair ilmin oluşmasıdır. Haberde bilinen şeylerin içyüzüne erişme, tebyinde ise bir kargaşadan sonra emin olacak düzeyde bir bilgiye erişme söz konusudur.

Bu kavramların etimolojisi de bize anlamları hakkında bilgiler verir. “Tebyin” kelimesi Arapça’da “bayan” kökünden türemiştir. Bu kelime, açıklamak, beyan etmek, ifade etmek anlamlarına gelir. Dolayısıyla, “tebyin” kelimesi, bir şeyin açıklanması, netleştirilmesi veya ifade edilmesi anlamını taşır. Arapça’daki “bayan” kökü, sözlü veya yazılı olarak bir şeyin anlaşılır hale getirilmesini ifade eder. Türkçede “tebyin” kelimesi genellikle resmi veya dini metinlerde kullanılır ve bir konunun ayrıntılı bir şekilde açıklanmasını veya aydınlatılmasını ifade eder. Bu kökten türeyen diğer kelimeler de benzer anlamlar taşır; örneğin beyan, bildirme ve açıklama demektir. Mübeyyin ise, açıklayıcı, izah edici anlamına gelir. Dolayısıyla, “tebyin” kelimesi, dilimizde daha çok açıklık, netlik ve anlaşılır olma bağlamında kullanılmaktadır.

“Haber” kelimesi Arapça (khabar) kelimesinden türetilmiştir. “Khabar” kelimesi, bilgi, haber, duyuru, bildirim anlamlarına gelir. Aynı zamanda, “haber vermek” veya “bilgi vermek” anlamında da kullanılır. Arapça’da “khabar” kökü, bir olay veya durum hakkında bilgi iletme, bilgilendirme işlevini taşır. Bu kelime, Türkçeye de aynı anlamlarla geçmiştir ve günlük dilde yaygın olarak kullanılmaktadır. Örneğin, “haber vermek”, “haber almak”, “haberleşme” gibi türevleri vardır. Bununla birlikte Arapçadaki anlam genişliği ve derinliği Türkçede kaybolmuştur. Ayrıca, Arapça kökenli kelimeler almış diğer bazı dillerde de benzer anlamlar taşıyan kelimeler mevcuttur. Örneğin, Farsça ve Urduca gibi dillerde de “khabar” kelimesi kullanılmaktadır ve aynı anlamlara gelmektedir.

 

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

 

Kadir Canatan’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.