Kamil Ergenç Yazdı: HAMAS KUVA-YI MİLLİYE (Mİ) DİR?

07.05.2024

Hamas’ın Kuvayı Milliye olduğuna dair üst düzey devlet ricalinden sadır olan kanaat/ler (ve bu kanaat/ler/in eşlik ettiği söylem), retorik boyutuyla kulağa hoş gelse ve duygularımıza tercüman oluyor(muş) gibi görünse de meseleye “dikkatli bir nazar” atfeden herkes bu söylemin “övgüyle kamufle edilmiş büyük risklere” gebe olduğunu fark etmekte zorlanmayacaktır. Tefekkür geleneğimiz böyle durumlar için“ Ağuyu altın tas içre sunarlar/ bal da onun suç ortağı” demiştir.

İslami Direniş Hareketi (Hamas)’’ni ve mücadelesini “milli/ulusal” bağlama çekmek, Kudüs/ Filistin davasının (meselesinin) tüm Müslümanları ilgilendiren (yani itikada taalluk eden) boyutunun silikleşmesi/aşınması (ve belki de zamanla pörsümesi) anlamına gel/ebil/ir. Hamas’ın mücadelesi sadece “vatan savunması” ya da İsrail’in Gazze’den defedilmesi bağlamına irca edilemez/edilmemeli. Bu mücadelenin ve mücahedenin muharrik gücü (ana istinatgahı) , nebevi geleneğe ev sahipliği yapmış olan aziz ve mukaddes belde Kudüs’ün “peygamber katillerinin” ve “peygamberi tanrılaştıranların” ellerinden kurtarılması düşüncesidir. BU düşünce yüce Kur’an’ın mübarek beyanından, son Elçi(a.s)’nin pak sünnetinden ve Müslümanların tarihi tecrübesinden ilham alır. Demek ki Müslümanların Kudüs duyarlılığının sebebi inançlarıdır. Bu aziz belde (ancak ve ancak) son Elçi(a.s) aracılığıyla insanlık ailesi için temsil ve tebliğ edilen hakikate ittiba edenlerin himayesinde huzura ve refaha erişebilir. Milli- ulusal-emperyal-kültürel-hümanist v.b değer sistemlerinin gölgesinde değil… Binaenaleyh cari uluslar arası ilişkiler literatürünün sığ/pespaye ve sadece “güçlülerin çıkarlarını gözeten ”  doğasına havale ed/il/erek çözül/e/meyecek bir mesele var karşımızda… 

Kuva-yı Milliye söylemi Kudüs meselesini milli/ulusal bağlama hapsetme riski barındırmanın yanında, orta ve uzun vadede, bu meselede inisiyatifin FKÖ/El Fetih gibi seküler milliyetçi (baasçı) hareketlerin uhdesine/riyasetine- ki emperyalizm/siyonizm de bunu istiyor- geçmesini de sağla/yabili/r. İsrail’le normalleşme amaçlı ihdas edilen İbrahim Anlaşmaları’na Körfez Kralları’nın adata koşarak icabet etmesi (Türkiye ve Mısır’ın da dolaylı desteği), bu sürecin önemli adımlarından biriydi. Eşanlı olarak Arap beldelerinde artan mikro milliyetçilikler aracılığıyla “Araplık” üst kimliğinin yerine Suudluluk, Bahreynlilik, Ummanlılık gibi daha lokal/mikro/yerel kimliklerin geç/iril/mesi Filistin/Kudüs meselesinin Arapların gündeminden tamamen çıkarılması amacına matuftur. Suud’un genç kralı bu konuda emperyalist-siyonist ittifakın takdirini kazanacak işler yapıyor. Fakat Hamas’ın sistem içine çekilmesi (yani ulusal mücadele örgütü olarak tanımlanıp evrensel-cihanşümul perspektifinden uzaklaştırılması ve “paradigma içi muhalefete” ikna edilmesi görevi) Türkiye-Mısır ve Katar’a verildi ABD tarafından… Bu durumda ırkçı-sömürgeci “beyaz adam” içimizdeki alnı secdeliler aracılığıyla, “paradigma dışı” direniş örnekliğiyle küresel etki yaratan bir İslami Hareketi (Hamas’ı) terbiye etme/ehlileştirme/sistem içine çekme amacına ulaşmış olacak. Şam’daki ofisini kapattıktan sonra Katar ve Türkiye arasında tenis topuna dön/dürül/en Hamas siyasi bürosu, ABD’nin bu iki ülkeye verdiği özel görev gereği, 1967 sınırlarına razı olmaya ve silah bırakmaya ikna edilmek isteniyor. BU durumda İsrail’in meşruiyeti ve mevcudiyeti teminat altına alınmış olacaktır. Hamas’ın siyasal aklının ve ufkunun sadece Katar ve Türkiye’den değil halkı Müslüman diğer devletlerden de fersah fersah ileride olması, şimdilik, bu teminatı işlevsiz kılmaya yetiyor. Ama daha ne kadar direnebilir kestirmek güç… İsrail’in de 1967 sınırlarına razı olacağına dair bir emare görünmüyor.

Türkiye, Irak’ın ve Suriye’nin istikrarsızlaştırılmasında emperyalizmle (ve bazı körfez krallıklarıyla) işbirliği yaparak büyük bir vebale ortak oldu. Bu vebalin ceremesini çekiyor ve çekmeye devam edecek. Şimdi ise veballeri arasına yenilerini ekleme çabasında. Hamas’ın Şam’dan ayrılmak zorunda kalması Katar-Türkiye hattını güçlendirdi. ABD-İsrail-AB konsorsiyumu Türkiye’nin seküler/milliyetçi/ulusalcı devlet aklını ve bölgeyle tarihten gelen yakınlığını kullanarak Hamas’ı milli kurtuluş örgütü haline getirmeye (yani aslında El Fetih ya da FKÖ gibi olmaya ) zorluyor. Bu durumda onun (Hamas’ın) cihanşümul ufkunu yerelleştirmeyi, Kudüs duyarlılığını itikadi bağlamından soyutlayarak lokal bir sorun olarak tanımlamayı ve sömürgesizleşme (dekolonizasyon) mücadelesinin ana omurgasını zayıflatmayı murat ediyor. Mısır’da Hüsnü Mübarek devrildiğinde ihvan kadrolarına  Türkiye’nin tavsiyesi laiklik olmuştu… Şimdi de Kuva-yı Milliye adı altında yeni bir ulus-devletin yol haritasını belirlemeye çalışıyor. İstiklal Harbi kazanıldıktan sonra Kuva-yı Milliye’nin başına neler geldiğini bilenler, Hamas’ı nasıl bir geleceğin beklediğini de öngörebilirler… 

Türkiye İslamcı havzalarının Hamas’ı enine boyuna tanıması, onun evrensel perspektifinden, anti-kolonyalist ve anti-emperyalist bilincinden ilham alması, hasılı kelam “paradigma dışı “ direnişin ne’liği ve nasıl’lığı konusunda işbirliği/iletişim kanalları oluşturması ve nihai kertede bu hareketin ulusal/milli kurtuluş örgütü haline ge(tiri)lmemesi için ceht etmesi elzemdir. İslam dünyası toplumlarını ya İŞİD-El Kaide tarzı literalist, tekfirci, tedhişçi ya mistik- batını-ezoterik-işraki özellikleriyle öne çıkan edilgin/pasif/pısırık/suya sabuna dokunmayan/ apolitik ya da kavmiyetçi-ulusçu-seküler-hümanist akımlara/hareketlere mahkum ve mecbur ederek sistem içinde kalmalarını isteyen Doğulu ve Batılı sömürgeci hegemonya, Hamas’ın bu seçenekleri reddeden özgün ve hür direniş tarzından ziyadesiyle rahatsız görünüyor. Bu direnişin oluşturacağı küresel etkinin cari sömürgeci tahakkümün surlarında onarılması güç gedikler açacağından endişe ediyor. Bu nedenle onu yerel/ulusal bağlama hapsederek etkisizleştirmeye çalışıyor. Yanına halkı Müslüman ulus-devletleri alarak…

Hamas Kuva-yı Milliye değildir, olmamalıdır.

 

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.