Murat Fırat Yazdı: 2022 Yılı Bütçesi Üzerine

18.12.2021

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nde bütçe giderlerinin 1 trilyon 750 milyar 957 milyon lira, bütçe gelirlerinin 1 trilyon 472 milyar 583 milyon lira ve bütçe açığının 278 milyar 374 milyon lira olarak öngörüldüğünü bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı 2022 yılı Bütçe Teklifine göre; Cumhurbaşkanlığı’nın 2021 yılında 4 milyar 39 milyon 453 bin TL olan bütçesinin, 2022 yılında 3 milyar 890 milyon 381 bin TL’ye düşürülmesi önerildi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021’de 88 bin TL olan maaşının ise 2022’de 100 bin 750 TL’ye yükseltilmesi öngörüldü.

Bilindiği gibi, 17 Nisan 2017’de gerçekleştirilen referandum ile kabul edilen ve 24 Haziran 2018 genel seçimi sonucuna dayalı olarak uygulamaya giren “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile birlikte, ilk kez 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı tarafından bütçe teklifi hazırlanıp, TBMM Başkanlığı‘na sunuldu. O tarihten itibaren, bütçe yasa teklifi Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanmakta ve yasalaştıktan sonra da onun tarafından yürütülmektedir.

Ayrıca 2016 yılında yürürlüğe giren 6767 sayılı kanun ile cumhurbaşkanı, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleriyle özel bütçeli idarelerin bütçelerine konulan ödeneklerinin %10’unu, kamu idareleri bütçeleri arasında aktarmaya yetkili kılındı. Cumhurbaşkanı’nın, söz konusu yetkiye dayalı olarak, 2022 yılı merkezi yönetim bütçesindeki aktarma payı 175.1 milyar TL’dir. Söz konusu meblağ, 2022 yılı bütçesinde Sağlık Bakanlığı bütçesinin 1.5, Mili Savunma Bakanlığı’nın 2.2, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2.7, Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı’nın 2.8, Adalet Bakanlığı’nın 5.3, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 6.3, İçişleri Bakanlığı’nın 11.9, Kültür Bakanlığı’nın 24.7 ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ise 35.7 kattan daha fazladır. Söz konusu yetkinin kullanılması, aynı zamanda bütçenin %10’luk bölümünün TBMM denetiminin dışına çıkartılması anlamını da taşımaktadır.

2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu teklifinde gelir olarak toplam 1 trilyon 449 milyar TL, giderler toplamı ise 1 trilyon 751 milyar TL hedeflenmiştir. Giderler gelirlerden 302 milyar TL, diğer bir ifadeyle, yaklaşık %20 daha fazla. Oluşan bütçe açığı her zaman olduğu gibi, sağlık, eğitim vb. alanlara ayrılan bütçe ödeneklerinin kısılmasıyla kapatılacaktır.

Son 2 yılın 44 Avrupa ülkesi arasında yapılan incelemede en yüksek enflasyon oranın Türkiye’ye ait olduğu görülmektedir. Resmi rakamlara göre geçen sene 19,89 olan enflasyon oranı bu sene 21,31 olmuştur. Türkiye’den sonraki ülkeler Ukrayna ve Beyaz Rusya’da yüzde 10-11 seviyelerindedir. 2021 yılı Euro bölgesinde yüzde 4,9 olan enflasyon oranı AB ülkeleri arasında ise yüzde 4,4 olmuştur.[1] Gerçek rakamların TUİK verilerinden yüksek olduğunu da hepimiz gayet iyi bilmekteyiz.

İşsizlik, enflasyon, faiz oranı ve milli gelir gibi ekonomik göstergelerin esas alınarak hesaplandığı Dünya Sefalet Endeksi’nde Türkiye 156 ülke içinde 21. sırada yer alıyor.[2] Sefalet sıralamasında Türkiye Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyor. Önümüzde bulunan ülkelerin tamamı Ortadoğu ve Afrika ülkeleri. Çoğunda iç savaş olan ülkeler. Bu da Ak Parti’nin 20 yıl sonra bizi getirdiği nokta.

Dünya Bankası raporunun 2020 sonu verilerine göre, düşük ve orta gelirli 120 ülke arasında Türkiye, en çok dış borcu olan 6. ülke oldu. Türkiye, borcun milli gelire oranında Arjantin’in ardından 2. sırada yer aldı.[3]

Türkiye’de de dış borçlanma Pandemi döneminde arttı. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre 2020 sonu itibariyle Türkiye’nin brüt dış borç stoku 450 milyar dolar seviyesinde. Brüt dış borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranı ise yüzde 62,8 seviyesinde. Bu tarihi en yüksek seviyeye işaret ediyor. 2019 sonunda brüt dış borç stoku 435.5 milyar dolar stokun milli gelire oranı ise yüzde 59 seviyesindeydi. Hem stokta hem de milli gelire oranında bozulma olsa da Türkiye birçok ülkeden çok daha iyi seviyede bulunmaya devam ediyor. 2001 yılında bu oran yüzde 35’lerin üzerine çıkarken, 2005 yılında ise yüzde 35 seviyesinin altına inmişti. 2011 yılından sonra ise bu oran sürekli bir artış trendine girdi. 2005 yılının son çeyreğinde brüt dış borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 33,8’e kadar düşmüştü. 2001 krizi döneminde ise yükselen oran 2002 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 59,3’e çıkarak bu yılın son çeyreğine kadarki en yüksek seviyesine ulaşmıştı.[4]

Cumhurbaşkanı, bütçe gelirlerinin yaklaşık %99’unun vergi gelirleriyle sağlanmasını hedeflemiş olmasına karşın, her 100 TL’lik verginin 87 TL’sinin gelir vergisi, KDV, ÖTV, özel tüketim vergisi vb. adlar altında bordrolulardan, küçük esnaftan, küçük çiftçi ve köylüden, özetle, yoksul ve yoksullaşmakta olanlardan almayı planmış. Şirketlerden ise yalnızca 13 TL’sini almayı öngörmüş. 

2021 Temmuz sonu itibarıyla, vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 168,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 15 Aralık kuru ile 2 trilyon 400 milyar TL. Yani 2022 yılı bütçe gelirlerinden çok daha fazladır.

5 Eylül’de Orta Vadeli Plan yürürlüğe girdiğinde 8,30 TL olan dolar kuru, bütçenin TBMM’ye geldiği 16 Ekim’de 9,27 TL. O tarihte 1 trilyon 751 milyarlık 2022 bütçesinin dolar karşılığı, 211 milyar dolar iken 1,5 ayda 22 milyar dolar eriyip 189 milyar dolara indi. 25 Kasım itibariyle dolar kuru 12 TL. 1,5 ay daha geçince bütçe 43 milyar dolar daha eriyip 146 milyar dolara indi. 15 Aralık itibariyle dolar kuru 14,20 TL. Bir ay bile geçmeden ve bütçe hala mecliste kabul edilmemesine rağmen 23 milyar dolar daha eriyip 123 milyar dolara geldi. Kamunun mal ve hizmet alımları için 2022 bütçesine konulan ödenekler, ortalama dolar kuru hedefi üzerinden bütçedeki tüm hesaplar çöktü, anlamsız ve geçersiz hale geldi. Bütçe daha meclisten geçmeden toplamda 88 milyar dolar zarar etti. Bu bütçenin kabul edilmesi mümkün değildir.

Bütçe görüşmeleri başlamadan bütçenin temel varsayımları çöktü. Dolar kuru 2021 için 8,30 TL, 2022 için 9,27 TL olarak öngörülüyordu. Dolar Merkez Bankasının geçen haftaki faiz kararının ardından 14,20 TL seviyesine çıktı. Nerede duracağını bilmiyoruz. Buna göre ne 2021 ne de 2022 ortalama dolar kuru hedeflerinin tutmadığı açıktır. Ayrıca OECD Mali Eylem Görev Gücü Türkiye’yi gri listeye aldı. Bunun da kura olumsuz etkisi olacaktır. İlerleyen günlerde sonuçlarını daha iyi göreceğiz.

Ayrıca banka mevduatlarının yapısına baktığımızda TL’nin önemli ölçüde tasarruf aracı olma özelliğini yitirdiğini, kişilerin TL yerine Dolar ve Avroya yöneldiğini görüyoruz. Banka mevduatının 2010-2011 yıllarında sadece yüzde 35’i yabancı para, yüzde 65’i TL iken şimdi bunun tersine döndüğünü, yabancı para cinsinden mevduatın toplam içindeki payının yüzde 55’e yükseldiğini görüyoruz. Buna Dolarizasyon denilmektedir. Merkez Bankasının son faiz indirimi kararı ve FATF’in Türkiye’yi gri listeye almasıyla birlikte yabancı para mevduatında artış olacak, dolarizasyon şiddetlenecektir.

Hazine de dolar cinsinden borçlanmaya gidiyor. Bunu yapmazsa borçlanmada sorun yaşayacak. 2003, yani AK Parti’nin ilk iktidar yılında Merkezi Yönetim Borç Stokunun %47’si döviz + altın cinsinden iken bu oran 2021 yılında %60’a geldi neredeyse (Halen %58’lerde). Yüzde 60 olağanüstü yüksek bir oran, son faiz ve FATF kararlarından sonra yabancı para cinsinden borçlanma hızlanacak ve yüzde 60’lık oranı dahi arar hale geleceğiz. Oysa bu oran 2010 yılında yüzde 28’e kadar düşmüştü. Son olarak bakmamız gerekirse 2020’den bu yana yıllara göre asgari ücret ve dolar karşılıkları şöyle:

2021’de durum giderek kötüleşmiş, 8 Aralık dolar kuru 13,7 TL olduğu göz önüne alınırsa asgari ücretin dolar karşılığı 206 Dolara düşmüştür. Bu da hızla 2004 rakamlarının da altına indiğimizi göstermektedir.

[1] https://tr.tradingeconomics.com/country-list/inflation-rate?continent=europe

[2] https://tr.euronews.com/2021/12/08/dunya-sefalet-endeksi-turkiye-156-ulke-icinde-21-s-rada

[3] https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/dunya-bankasi-acikladi-dis-borcta-turkiye-120-ulke-arasinda-6-sirada-6080483/

[4] https://www.indyturk.com/node/374961/ekonomi%CC%87/d%C4%B1%C5%9F-borcun-milli-gelire-oran%C4%B1-15-y%C4%B1lda-29-puan-art%C4%B1%C5%9Fla-y%C3%BCzde-628%E2%80%99e-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Murat Fırat’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.