Murat Sayımlar: Ben Diyorum !

29.09.2023

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun; bana değer vermiyorsun.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, beni de dinle.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen sağına, soluna bakıyorsun.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, bu usulle olmaz.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, o senin dediğin, senin dediğinden bize ne?

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, onlar, güç, para, itibar kazandırmıyor.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Halin diyor, Ben korkuyorum, ilgilenmiyorum, talebim yok.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, onlar işe yaramaz.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, O kimmiş. Fakat herkes de bunu açıktan diyemiyor.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, bu ne kadar saçma şey.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, biz gördüklerimize inanıyoruz, sen de dediklerini göster bize.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen, ezberlediklerim diyorsun ve yerinden bir milim kımıldamıyorsun.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, onların dedikleri yakın menfaat sağlıyor.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, onlar herşeye sahipler, güçlüler.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, açık konuş biz birşey anlamıyoruz.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Halin ıstırapla haykırırken; Sen diyorsun, elleme bana, halimden memnunum.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, bunlarda bizim dediklerimiz.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Sen diyorsun, biz onların söylediklerine inanıyoruz, onlardan umuyoruz ve onlardan korkuyoruz.

Ben, “O’nun dediği” derken aslında “O ne derse odur” diyorum. Zira hakikatin süreci; “O ne derse odur” diyebilmek kararlılığı ile başlamaktadır.

Ben diyorum, O’nun dediği;
Ya açıkça; “O ne diyorsa o değildir” veya söylediklerin, O’nun dediklerine mugayirdir diyebilmelisin. Ya da dinlemelisin. O ne diyorsa odur diyen herkes birbirlerini dinlemelidir.

“O’nun dediği”deyince; evvela O’nun dediklerini anlamak ve dikkate almak; nefsin fısıldadıklarıyla, zihnin zanlarıyla, O’nun söylediklerini ayırt etmek icap eder. Bir öncelikte; “O ne derse odur” demekte mutabık olmak ve bunun mutlak ve fiili ortak payda olmasıdır.

Değer bulmak, güçlü olmak, paylaşmak, muhabbet, güven, saygı, hal dostluğu, yol arkadaşlığı bundan doğar.

Hakikati arayanların dikkatleri, hassasiyetleri, tavırları ve usulleri farklı olur; hevasının ve zannının peşinde olanların ki farklı…

Tavrının nedenleri ve sonuçları seni ilgilendirir. Zira senin hesabından bana, benim hesabımdan sana birşey yok. Hatta senin yaptıkların sana, benim yaptıklarım banadır. Ve hatta senin inandıkların sana, benim inandıklarım da banadır.

Ben senden birşey beklemiyorum, ummuyorum, istemiyorum. Yani seninle ilgili bir hesabım yok. Tek hesabım, O’nun bana söylediklerinden anladığımı, gördüğümü, bildiğimi, hissettiğimi seninle paylaşmak.

Dinlememek, düşünmemek, akletmemek, dikkate ve ciddiye almamak, senin karar ve iradenle ilgili.

Dinlemen, anlaman, inanman, istifade etmen; O’nun dilemesi ve izniyle ilgili.

Yani bana düşen sadece söylemek; sorumluluğumun gereği olarak

Demem o ki; senden bir beklentim olmadığı gibi; bir kinim, garezim, hasetim, rekabetim, düşmanlığım ve hesabım da yok. Bu nedenle, söylediklerim, salt hasbi ve yalın olarak değerlendirilmelidir. Eleştiri, yargılama, suçlama, zinhar bu niyet çerçevesinde sözkonusu olamaz.

Bu bağlamda, aramızdaki iletişim ve ilişkinin mahiyeti de, her birimizin kendi hayatı ve hesabıyla alakalıdır. İşbirliği yaparak, kendi yolumuzu/işimizi/yükümüzü paylaşır, kolaylaştırır, hafifletiriz. Rekabet edip, çatışarak, işimizi zorlaştırabiliriz. Ya da birbirimizi görmezden gelerek imkanları israf etmiş olabiliriz.

Eğer işbirliği yapabilirsek; O’nun dediği anlamların gerçekleşmesini; O’nun belirlediği fıtrata uygun bir hayatın inşasını ve koşulların oluşmasını mümkün kılabilecek işler yapabiliriz. Sadece benim için değil. Aynı zamanda senin, evlatların, torunların, sevdiklerin ve bütün insanlar için de…

Mesele herkes için saniyenin durmadan ilerlemesi, herkesin kumunun da hızla akmaya devam etmesidir. Mesele doğruyu bulmak, yolda olmak ve yolda kalmaktır.

Bu sözler de, dertleri arasında davet, hatırlatma ve uyarma olan bütün herkesin, hal lisanları ile ifade ettikleridir. Yani “ben” dediysem aslında bu dert sahiplerini; sen dediysem, hayata henüz hakikat perspektifinden bakmaya cesaret edemeyenleri kastediyorum.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir. 

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.