Murat Sayımlar: Önce Okumayı Bilmek Gerek

04.09.2023

Okumak, kod çözmektir. Okunacak nesnenin, öznenin, hâlin, olgunun, oluşun, ilişkinin; öncelikle anlamını, yani varoluş nedenini anlamak fonksiyonudur. Bu anlaşılırsa, daha sonra bu anlamın hangi ilkelerle, hangi sınırlar dahilinde gerçekleşeceği anlaşılmaya çalışılır. Bu süreçte, neyin en değerli ve öncelikli olacağı; belirleyici ölçülerin neler olduğu farkedilmeye çalışılır. Sürecin nasıl bir sistem ve mekanizmalarla; hangi kaynaklarla gerçekleştirileceğine bakılır. Sebep-süreç-sonuç ilişkileri çözülmeye çalışılır. Hangi hukuk prensiplerinin geçerli olduğunun da anlaşılmasına gayret gösterilir. Yani durumun hakikatinin ya da eşyanın tabiatının öğrenilmesi için çaba gösterilir.

Okumak eylemi iki biçimde gerçekleşir.

Bunlardan birisi; insanların gerçek varoluş hikayelerinin başlangıcında, kendisine öğretilen, “eşyanın ismini” yani, yeryüzü boyutunun, anlamından başlayan bütün bilgisini; bu boyutta, hayat üzerinde, hakikatine uygun biçimde, bizatihi okumaktır. Bu; “Yaratan Rabbin ismiyle okumak” mahiyetini; yani fıtrat kodları ile okumak keyfiyetini ifade eder.

Diğeri ise; yazılı, basılı, görsel, işitsel, fiili beyanlara kodlanarak sunulanlar üzerinden yapılan okumalardır.

Bütün okuma biçimlerinin kendine özgü kodlanma, kod çözme, anlama ve anlamlandırma; sistem, sistematik ve usulleri vardır. Ayrıca ilkeleri ve hukukundan da bahsetmek mümkündür.

Birinci, yani hakikati üzerinden ve bizatihi okumanın; sistemi, usulü ve hukuku; varlığı, olguları, oluşları, sistemleri ve ilişkileri, hak üzere yaratan tarafından bildirilmiştir. Bunun sistematiğinde; Kitabʼın hidayet (rehberliği), insanların akletmesi, arayış-farkındalık-talep niyetleri, Rable ilişkiler, hayatın bağlam olması, bütün-parça ilişkisinin doğası, karar-davranış ve ilişkiler, hayatın anlamı, özgün bilgi sistemi, rüşd ve özgürlük vardır.

İkinci tür okumada ise, yaklaşım niyeti ve bilinci belirleyici rol oynar.

Bizatihi ve hakikat kaynaklarından okuyarak, varlık nedenlerini gerçekleştirmenin bilgilerini elde etmeye çalışanlar; bu bilinç ve farkındalık içerisinde, kendilerinin ulaşamadıkları bilgileri de öğrenmek niyetiyle, diğer kaynaklardan istifade etmeye çalışıyorlarsa; bu, sahih, yararlı ve meşru bir çabadır. Aynı çerçevede; Risalet misyonunun bilgilerinin ya da güncel ve fonksiyonel olarak ihtiyaç duyulan farklı bilgilerin, “sizden olan emir sahiplerine” müracaatla elde edilmesi sözkonusu olabilir. Elbette bu yaklaşım, genel hakikat çerçevesine vakıf ve bu çizgide bir hayat yaşarken/inşa ederken ihtiyaç duyulan bilgileri; temyiz ve tefrik kabiliyetine sahip olarak talep etmek durumunda meşrudur.

İkinci okuma seçeneğindeki bir başka potansiyel ise, hayatı, hakikati ve hikmeti öğrenmek niyetine ya da herhangi bir farkındalığa sahip olmaksızın, rastgele yapılan okumalardır. Bu, riskli ve hatta meşru olmayan bir yaklaşım olarak ifadelendirilebilir. Zira hayatta objektif denilebilecek bir hal, olgu ve oluş yoktur. Bu sahadaki kaynaklar, teklif sahibinin niyetine, amacına, kapasite ve gücüne izafeten bir öznelliğe sahiptir. Yani bu durumda, yapılacak ikinci tür okuma tercihinde, şahitlik edinilen kişi veya halin niyet ve mahiyetiyle mütenasip bir etkiye maruz kalınabilir. Aynı, objektif bir olgu olmadığı gibi, etkisi olmayan bir iş, ilişki ve hâl de yoktur. Zira yeryüzü sistemi bir bütün olarak çalışır ve her unsurun hali diğerlerini etkiler. Bu durum, halife tayin edilen insana verilmiş büyük imkan ve büyük sorumluluğu ifade eder. Ortaya herhangi bir şekilde konulan şahitlik mutlaka bir etkiye sahiptir. Yani, hayatın ya inşasında, ya imhasında rol oynar.

Küçük ya da büyük bir bilgi paylaşıldığı zaman bu, muhataplarında, inşa veya fesada yol açan bir etki oluşturacaktır. Demem o ki; şehvetle, gafletle veya nedeni kesin bilinmeden paylaşılan her bilginin, sorumluluk gerektiren bir etkisi olacaktır.

Bu nedenle, hakikatine uygun okumanın öncül olması sözkonusudur. Varlığının potansiyelinde, hayatın hakikatine, mahiyetine ilişkin bilgiye sahip olan insan, bu nedenle yeryüzüne halife tayin edilmiştir. Bilgiyi, bu potansiyelin hakikatinin aydınlanması yoluyla elde edebilenler, hilafet misyonlarını ve kulluk amaçlarını gerçekleştirebilmek imkanı elde edilebilir.

Bilgiyi elde etmenin, hakikatin aydınlanan bölümleri üzerinden öğrenmekten başka yolları da vardır. Yani, hakikatin bilgisini elde etmek yerine, imal edilmiş bilgileri tercih etmek te mümkündür. Yaratılışta belirlenmiş hakikat yerine, insanlar, kendi anlam ve niyetlerine uygun bilgiler imal edebilmek donanımına da sahiptirler. Bunun için bilgi teorileri ve sistemleri oluşturup, bunun çerçevesinde bilgiler üretirler. Bunlar, yaratılış hakikatine değil, imal edenlerin amaçlarına uygun etkiler oluştururlar.

Bu keyfiyet ortaya; “Yaratan Rabbin ismiyle okumak” ve “okuduktan sonra uyarmak” biçiminde iki ontolojik sorumluluk çıkartmaktadır.

Hz. Resulün sorumluluk sistematiği de buydu.
Önce; “Yaratan Rabbin ismiyle okudu”, sonra; “kalk ve uyar” emrine muhatap oldu.

Hüsrandan kurtulmak sürecinde de; “inanıp, amel-i salih işlemek, sonra da hakkı ve sabrı tavsiye etmek” vardır. Yani tavsiye ancak inanıp, amel-i salih işlemek sonucu ortaya çıkan; yakini, test edilip, içselleştirilmiş bilgi ile olacaktır. Burada da, önce oku, sonra tavsiye et ilkesi sözkonusudur.

Okumadan; hayatı, fıtratı üzere inşa etmek ve yaşamak; hayır, hakikat ve hikmet üzere olmak; özgür ve güvenli hayat sürmek; aldanmamak ve aldatmamak mümkün gözükmemektedir.

Ezcümle; okumadan olmaz, fakat önce okumayı bilmek gerekir. Zira her okuma masum, her bilgi güç değildir.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.  

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.