Murat Sayımlar: Rab Yerine Koyduklarınızı Çekin Hayatınızdan Bakın Neler Oluyor

28.08.2023

Rab yerine koyduğunuz nefislerinizi, eşlerinizi, çocuklarınızı, yöneticilerinizi, arkadaşlarınızı, şöhretleri, hayran olduklarınızı, kıskandıklarınızı, güçlü gördüklerinizi, menfaat beklediklerinizi, inandırdıklarınızı, geleneklerinizi, müesseselerinizi, sevdiğinizi zannettiklerinizi, nefret ettiklerinizi, korktuklarınızı, imrendiklerinizi, bütün umup, beklediklerinizi çekin kenara…

Fakat bunun için önce, Rab yerine koymanın ne demek olduğunu bilmek lazım.

Eğer sahte Rablerinizi kenara çekmeyi başarabilirseniz, işte o zaman yeni bir doğum, oluş ve inşa gerçekleşmeye başlayacaktır.

Bir şaşkınlık yaşayacaksınız. Önce yeniden ümmileşeceksiniz. Herşeyi yeniden keşfetmeye, öğrenmeye başlayacaksınız. Aynı yeni doğmuş bir bebek gibi…

Yeni doğmuş bebeklerin safiyetine, fıtrata uygun hal ve hayatlarına, huzur ve mutluluğuna ve karşı gelinemez gücüne sahip olacaksınız.

Çünkü sahte rabların tasallutundan kurtulup, Rabbülalemin olanla ilişkiyi kurup, Rabbanilerden olmak imkanı elde edilmiş olacak.

Bu hal, sahte hayatın, sahte tasavvurlarına sahip, sahte insanların ve sahte kurumların, sahte otoritelikleri ile yaptıkları sahte tariflere göre; deli saçması, anlamsız, romantik, mantıksız, seviyesiz vb. yaftalamalarla; sahte normlarla oluşturulmuş, sahte normallere aykırı ilan edilecektir.

Hatta, sahtelikten ve sahtekarlıklardan kurtulmanın yegane yolu olan yeniden ümmileşmeyi de; anlam, değer ve derinliklerinden farklı bir perspektiften tarif ederek; sahte rablerin ifrazatı olan bilgileri, usulleri, ekolleri, sistemleri ve teklifleri, mutlak ve normal olarak ifadelendirip; bunlarla beslenmeyi kutsallaştırıp, mutlaklaştırarak; anlamsızlaştırıp, değersizleştireceklerdir.

Bu, sahte rabların, rabbanileri olmanın ve kalmanın garantisi olarak gerçekleştirilecektir.

Oysaki sahte rabları hayattan çıkartıp, hakiki Rabbin, Rabbanisi olmak, ancak ümmileşmekten geçmektedir.

Ümmileşmek; “oku” emrinin künhüne uygun,  yüksek standartta bir okumaya geçip; gözleri, kulakları, zihinleri, akılları, kalpleri, kararları, davranış ve ilişkileri; hakikate uygun olmayan bütün bilgi, olgu ve tekliflere kapalı hâle getirmekle gerçekleşebilir.

Bu ifadeler ilk etapta bir anlam ifade etmiyorsa bilinmelidir ki; bunun nedeni, tesirinde olunan büyüler ve illüzyonlardır.

Sahte rablerden kurtulup, ümmileşmeye başlayınca; bakışların, anlayışların, duyguların, farkındalıkların, kararlılıkların ne kadar keskinleşip, güçlendiği görülecektir.

İşte o zaman, hakiki bir sevgiyi, sanki o zamana kadar hiç tatmadığımızı farkedeceğiz.

O zaman, umudun, gücün, güvenin sahicisi ile tanışacağız.

Belki de adalet ve merhamet denilen şeyle ilk defa karşılaşacağız.

Özgürlüğü, hakikati üzerinden bilip, hazzını yaşayacağız.

Anlayacağız ve bileceğiz ki; hüsranları oluşturan sorunlar, sıkıntılar, acizlikler, ihanetler, nereden kaynaklanıyor ve nasıl ortadan kaldırılır.

Bunu elde edebilmenin tek yolu, Rab’tan, O’nun bildirdiği gibi hidayet istemektir. Yani, doğruyola ve nimet verilmiş olanların yoluna..

Zira ancak, hakikati o doğruyol üzerinde görmek, bilmek, anlamak; ancak orada inanıp, yapabilmek ve olmak imkanı vardır.

Zira ancak, nimet olarak verilmiş şeyleri, bir emanet bilinci ile yerli yerinde sarfedebilmek imkanı vardır. Yani nimet, bütün kaynakların, amacına uygun anlamda ve sınırlar içerisinde kullanılabilmek imkanını sağlayan mahiyetin adıdır.

Yani, servetiniz, nimet değilse, hak yolunda, emanet bilinci ile harcayamazsınız. Ancak onunla, oyuna dahil olup, oyalanmak; adamlık satın almak yanılgısına düşersiniz. Ummadığınız bir anda hayat çizginiz silinir ve başka bir boyuta geçersiniz. Geride bıraktıklarınızın,  biriktirdiklerinizin, yerince harcayamadıklarınızın, o boyutta hiçbir değeri ve hükmünün kalmadığını; emanete hıyanet ettiren zanların hesabının gerçek olduğunu yakinen görürsünüz.

Eğer bilgi nimet değilse; cehenneme hazırlanan çocukları; cehennemi yaşayan gençleri ve yetişkinleri hiç farketmezsiniz. Hayatlarını cehenneme çeviren süreçlerle ilgilenmezsiniz. Bilgi, korkaklık ve acizliğin iltica-gâhı olabilecek bir şizofrenik kovuğun duvarları mesabesinde, elinizde oyuncak olur.

Hayat nimet değilse, taşınmaz ağırlıkta yük, çekilmez külfet olur.

Elbette bu mevzu ancak arayıp, talep edenler için bir anlam ve değer taşımaktadır. Yani, samimi ve sahici olarak; ne haldeyiz ve ne yapacağız? diye soranlar için…

Farkında olmayanlar, bu halin dayanılmaz hafifliği ile, oyun ve oyalanma içerisinde yaşamaya devam edeceklerdir. Ta ki ortasında bir yerde kabaran deniz, sahillere ulaşıp, şehrin içerisine girene kadar. İhtimaldir ki o kertede ulaşmadık kapı, basmadık bahçe kalmayacaktır.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.  

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.