Sait Alioğlu: Siyasal ve Ekonomik İflasın İlânı: “Markete git ama alış-veriş yapma!”

10.02.2021

12 Eylül öncesini yaşayanlar bilir, Türkiye’de birçok alanda ve kalemde yokluk ve kıtlık vardı. Tüp gaz kuyruğu, yağ, şeker, sigara, ekmek kuyruğu uzayıp gidiyordu, sokak sokak, mahalle mahalle, cadde cadde, şehir şehir…

Bunları, dönemin milliyetçi, sağcı, solcu ve sosyal demokrat iktidarlarının, hemen her konuda olduğu üzere, ekonomi alanında da cari olan Kemalist karakterli devlet kapitalizmine özgü bir anlayıştan kaynaklandığı söylenebilirdi.

Bir de o yıllarda nüfusa oranla yetersiz üretimin varlığı; üretimin, Kemalist halkada yer alan, almak isteyen zevatın, grupların ihtiyacına odaklı bir çizgi takip etmesi ve en önemlisi de toplumun büyük bölümünde paranın pek bulunmayışı gibi sebeplerle temel ihtiyaçların karşılanamamasını da hesaba katmak gerekirdi.

Gel zaman, git zaman devr-i Özal’da, işler, bu kez çeperin dışında kalan, hatta “bilerek” orada bırakılan, konsolide edilen toplumun büyük kesiminin durumu, bir şekilde geliştirilen üretime koşut olarak tüketimden yararlanmalarıyla az buçuk değişmişti.

12 Eylül sonrasında, öncesine oranla geçmiş dönemle kıyaslandığında halkın, olmadığı kadar önemli oranda paraya ve ihtiyaç maddelerine kavuşmasının, birçok ailenin kiracılıktan kurtulmasının yanında, “her iktidar kendi sınıfını oluşturur” fehvasını doğrularcasına bir burjuva sınıfı da oluşmuştu. Gerçi bu sınıfa, seküler mantıkla hareket eden liberal ve sol cenahtan da katılım olmuştu. Ekonomi, yine Kemalizm’in gölgesinde, onun mantığını tamamen ters yüz etmeden ama çağın da şartlarına uygun bir anlayışla işler kılındı. Ancak hesap beklenen şekilde gelişmemiş, ciddi bir ekonomik krizle ülke dar boğaza girmişti. İşte AK Parti dönemine böyle bir ortamda gelmiştik…

AK Parti, her alanda olduğu üzere ekonomi alanında da geçmiş dönem uygulamalarını aşacak atılımlarda bulundu; bu arada kendi sınıfını da oluşturmayı ihmal etmedi. 

Şu an gelinen noktada ise başlangıçta verilen sözlerden, yapılan birçok iyileştirmeden ve toplumun çoğunluğunun yararına olan uygulamalardan vaz geçilmiş görünmekte; ” askıda ekmek ” kabilinden kampanyalarla toplum teselli edilmeye çalışılmaktadır. Öyle ki hem halkın giderek sıfırı tüketerek yoksullaşması hem de Cumhur İttifakı tarafından bunun müsebbibinin geçmiş dönemde aranması gibi garabet yaklaşımların neticesinde halk, yoksulluğun acısını çekmeye terk edilmiş görünmektedir.

Biz, bu ekmeğe “vurguyu”, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti karşıtı bloğun CB adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yaklaşımından aşinaydık. Gerçi o zaman şimdiki Millet İttifakı ve MHP muhalefet olarak aynı bloktaydı. Şimdi ise millete “askıda ekmek” teklifini yapan MHP, iktidarın ikinci ortağıdır. 

MHP’nin “askıda ekmek” kampanyası, yoksulluğun bir retorik olmaktan çıkıp halkın büyük bir kesimini kuşatan bir hâl aldığını; her ne kadar iktidar ve “belediyeler” faturayı esnafa kesmek istese de işlerin pek de iyi gitmediğini gösteriyordu.

Bilindiği üzere kriz dönemlerinde derhal “işin uzmanları” tarafından, toplumu bilinçlendirme (!) adına listeler hazırlanır, yayımlanır ve “olması gerekenler” tavsiye edilir. İşte, iktidar yanlısı birçok medya organında olduğu üzere, Takvim Gazetesi’nde de böyle bir liste yayımlandı. Çeşitli tavsiyeler içeren liste, halka nerdeyse alış-veriş yapmamasını öğütler gibiydi. Durum, muhalefet tarafından halkla alay etmek, onları kendi fakirlikleri içinde yalnızlığa terk etmek olarak yorumlanarak şiddetle eleştirildi. 

Var olan listenin, içerdikleri açısından bakıldığında, muhalif medya tarafından “iktidar medyası” toplumla adeta dalga geçiyor, başlayan, var olan ve ‘bu gidişle’ devam edeceği öngörülebilecek bir yoksulluk karşısında toplum, özellikle de giderek yoksullaşanlara; yiyecek, içecek, kısacası alışverişte tasarruflu olunması öneriliyordu.

Netice itibariyle Ak parti ve ortağı MHP; halkı, iktidarın devralındığı 2000’in başlarındaki Türkiye yoksulluğuna yeniden terk ederken, gerek siyasal gerek ekonomik sahada iflasını “markete git ama alış-veriş yapma!” öğüdüyle ilan etmiş görünüyor. 

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir