Sait Alioğlu Yazdı: Futbol Üzerinden “ideolojik” Hamaset Üretmek…

01.01.2024

“Maksat futbol olsa her neyse”
Ülkemizin asırlık iki futbol takımı olan Fenerbahçe ile Galatasaray arasında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da oynanması planlanan Süper Lig Kupa maçında, gerek Suudi Arabistanlı yetkililerin ve gerekse de başta Dezanformasyonla Mücadele Başkalığı olmak üzere, resmi kurumların –maç öncesi- varıldığı söylenen anlaşmalara rağmen büyük bir kriz yaşanmıştı.
Resmî ağızlarca belirtilen ve varılan anlaşma durumunun aksine, çoğu da sosyal medya üzerinden spekülasyon ve dezenformasyon amacı taşıdığı görülen paylaşımlara bakıldığında, yaşanan krizin, her iki misafir takım oyuncularının, sahaya, üzerinde Atatürk resmi bulunan tişörtlere ve 100. yıl kareografisine, Suudi yetkililerce izin verilmemesine binaen oluştuğu def’atle belirtilmektedir.
Yukarıda da temas ettiğimiz üzere, konu ile ilgili -.çoğu da- gerçeği ifade etmediği gibi, ulusalcılık üzerinden, Suudilere atıf yapılarak, omların üzerinden Araplara karşı ırkçılık kokan provokatif söylemler, bu kez futbol olgusu üzerinden tezgâhlanmaktadır.
Tabii ki de, bu provokatif söylemlerin kim ve kimlerden geldiğini, kime ve hangi değere, değerlere yönelik olduğunu bilmek gerekir.
Bu önemli noktayı gözden kaçırıp ıskaladığımızda, Atatürkçülük ve Türk ulusalcılığı üzerinden hedefin salt Suudiler ve Araplar olmaktan ziyade düpedüz İslam’ın kendisi olduğunu görmemiş oluruz.
Buna azami dikkat etmemiz ve bu sakil eyleme karşı uyanık olmamız gerekir.
Bunu bilmek için kâhin olmaya, çok da akıllı olmaya ve entelektüel bir bilgi birikim sahibi olmaya da gerek yok.
Elde bulunan sağlam bir formülle, adeta matematiksel bir sorun çözme sadedinde hareket edildiğinde “karşı taraf ve tarafların” ne yapmak istediği de kendiliğinden ortaya çıkacak ve sorunun var olan çözümüne başvurulacaktır.
Aydınlanma felsefesine bağlı olarak gelişen ve 19. Yüzyılın şartlarında kendine toplumsal planda yer bulan “seküler karakterli” ideolojiler sınıfından olan Kemalizm’in, “sözde” hemen her alanda olması düşünülen ilerlemenin yerine, vakıa o ki, bir gerilemeye neden olup öteden beri var olan toplumsal/kültürel zenginliği ve çeşitliliği tükettiği düşünüldüğünde, bu ideoloji üzerinden, ırkçılık unsuru “ulusalcılık adı altında” yeniden pompalanmaktadır.
Bunun işaretini her zaman, çeşitli alanlarda olan, biten her şey üzerinden almaktayız.
Bu kez de, her iki halkın, o da “vazgeçilmez” bir kardeşliğin bulunduğu, devlet bazında ise, ilişkilerin gelişen durumlara göre oluştuğu ve yine o minvale yürüyen ilişkilerin zedelenmesi ve tümden kopması için sergilenen provokasyonlar üzerinden aldığımızı belirtmemiz gerekir.
Burada, en başta, olayın oluş biçiminin, onların arzuladığı minvalde “resmîyet kazanmadığından dolayı” ne, her iki takımın yetkililerinin, ne resmi kurumların(Türkiye ve Suudi Arabistan) ve ne de “tam olarak” medyada yer bulmadan önce sosyal medya üzerinden, o da “şayîa kabilinden” birçok provokasyonel paylaşıma konu olması, bizim ulusalcılarımızın hamurunu bir kez daha kabartmış bulunmaktadır.
Durum henüz bu minvalde iken, Mustafa Kemal Atatürk olgusunu kendilerine siper yaparak, birçok olayı ve olguyu ulusalcılıkları için kullanan siyasi çevrelerin, bu konuda da altta kalmadıkları görülmektedir.

Bazı belediye başkanlarından “meydanlara inin, her yeri Atatürk posterleriyle donatalım” çağrısı…

Belediye başkanları aracılığıyla bu iş, ulusalcılığı da terkisine alarak siyasi alanda, onu da oy’a tahvil etme düşüncelerinden hareketle partidaş kitleyi meydanlara çağırma çabaları sonucu, adeta sonucun yerel seçimlere temelli bir katkısı olması gerektiğini düşündürtmektedir.
Bunlara binaen, ABB başkanı Mansur Yavaş’ın sosyal medya üzerinden “yapılacak şeyler”i dile getirmesi ve İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da, Suudi’ye yönelik olarak “çarçabuk” miting tertip etmeleri de bu meyanda ele alınmalı ve okunmalıdır; “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Suudi Arabistan’da yaşanan Süper Kupa krizi sonrası başkentte bulunan Suudi Arabistan Büyükelçiliğinin sokağının Atatürk posterleriyle donatıldığını duyurdu…. Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, Suudi Arabistan Büyükelçiliğinin bulunduğu sokağı Türk bayrakları ve Atatürk posterleri ile donattıklarını duyurdu.” (1)
Yavaş’ın, yaptığı açıklamada “Suudi Arabistan Büyükelçiliğinin bulunduğu sokağı Bayrağımız ve Atatürk posterleriyle donatıyoruz. Ne mutlu Türküm diyene” ifadesini kullandı da belirtilmektedir.
Mansur Yavaş, yapmayı düşündükleri ile ilgili olarak sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımların yanında İBB başkanı sıfatıyla Ekrem İmamoğlu ise, o da sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarla kendi Kemalist-ulusalcı kitlesini, yenilenen Beşiktaş Barbaros Meydanı ve Barbaros Bulvarı açılışı için düzenlediği etkinlik kapsamında tepkilerin zirveye ulaştığı bir mitinge dönüştürmüş oldu.
“Bayrağını al, Beşiktaş’a gel”
“İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medyadan İstanbullulara yaptığı “Bayrağını al, Beşiktaş’a gel. İstanbulluları, bugün(30.12.2023) saat 15.00’te Türk Bayrakları, Atatürk resimleri ve spor kulüplerimizin bayraklarıyla Beşiktaş Barbaros Meydanı’na davet ediyorum” çağrısına uyan yüzlerce kişi bayraklarıyla meydanı doldurdu.”
Sık sık “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganının atıldığı mitingde, İmamoğlu, “Hiçbir yerde, hiçbir noktada hassasiyetlerimize pervasızca, saygısızca davranışa asla müsaade etmeyiz. Gereğini yaparız. Bu anlamda kendine yakışanı yapan her iki camiayı da tebrik ediyorum. O maç orada yapılsaydı, çok kötü olurdu. Geri dönerek, en doğrusunu yaptılar. Altını çizelim; gidilmesi de yanlıştı.”ifadelerini kullanmıştı. (2)
Yavaş ve İmamoğlu’nun belediye başkanı sıfatıyla, kendi parti kitlelerini meydanlara çağırmaya yönelik paylaşımların yanında birçok ulusalcı gazete yazarının da, konuya dair kaleme alıp yayınlanan yazılarında, onların “aynı kitleyi” meydanlara çağırdığı görülmektedir.

Belirtmek gerekirse konu ile ilgili birkaç gazete haber başlığı verelim:
a)”Mansur Yavaş: Suudi büyükelçiliğinin sokağını Atatürk posterleriyle dolduruyoruz” (https://www.sozcu.com.tr/mansur-yavas-suudi-buyukelciliginin-sokagini-ataturk-posterleriyle-dolduruyoruz-p11989);
b) “Türkiye Süper Kupası’ndaki kriz Avrupa’yı salladı: Çağdaş Atatürk, Suud’a uymadı”(Ali Gülen)(https://www.sozcu.com.tr/turkiye-super-kupasi-ndaki-kriz-avrupa-yi-salladi-cagdas-ataturk-suud-a-uymadi-p11975)
c)”Mehmet Demirkol’dan Suudi yetkililerle anlaşmaya çalışan TFF’ye tepki: Bu kadar çapsızlık fazla!” https://www.birgun.net/haber/mehmet-demirkol-dan-suudi-yetkililerle-anlasmaya-calisan-tff-ye-tepki-bu-kadar-capsizlik-fazla-494471)
d) “TFF yanlış yaptı… Var mısıncıları çağırıp yedek takım kuracaktı!” Yücel Arı,( https://www.sozcu.com.tr/tff-yanlis-yapti-var-misincilari-cagirip-yedek-takim-kuracakti-p11930” vb.
Bunlar, ülke medyasında ulusalcı çizgide olan yayın organlarında ve internet haber sitelerinde yayınlanan yazılardan birkaçı idi.

Bir Wilders’ımız eksikti…
Bir de, kendi ülkesinin siyaset arenasında “aşırı Türk ve İslam düşmanı” sıfatıyla arz-ı endam eden Hollandalı aşırı sağcı siyasi lider Geert Wilders, Riyad’da Fenerbahçe-Galatasaray maçında yaşanan krizle ilgili Suudi Arabistan’a göndermede bulunan bir Atatürk mesajı paylaşmış bulunmaktadır.
Hollanda’da 22 Kasım’daki erken genel seçimde açık farkla öne çıkan ırkçı ve İslam karşıtı Özgürlük Partisi’nin lideri Geert Wilders, sosyal medya hesabından maçla ilgili dikkati çeken bir mesaj paylaşmış; “Atatürk – Saudi Arabia: 10-0” (3)

İşin bize bakan tarafı…
Bunlar bir tarafa. Yapılacak olan Süper kupa maçı Suudi topraklarında değil de, o da, bir zamanlar Osmanlı mülkü sayılan ve yaklaşık yüz küsur yıldır, birilerince düşmanlaştırıldığımız Yunanistan’da oynansa ve orada “istenmeyen” bazı hadiseler vuku bulmuş olsaydı; ulusalcılarımız bu kadar laf ederler miydi?
Tamam, kendi ulusalcılıkları boşa gitmesin diye hamasi davranırlardı, ama iş “hele, hele meydanlara inilecek kadar uzamazdı.
Keza, Yunanlılarda Batılı oldukları için, iş fazla uzatılmaz ve bir şekilde tatlıya bağlanırdı.
Ama burada –bizim açımızdan da birçok alanda yanlış yerde duran Suudi yönetimini bir tarafa koyup söylediğimizde- oranın halkına “Araplıklarına yönelik” sözlü saldırının bir ucunun İslam’a yöneltildiğini de göz ardı etmememiz gerekir.
Zira cümle ulusalcıların “sözbirliği etmişçesine” asıl hedeflerinin, ideolojik açıdan bağlı bulundukları Batı’yı gönendirmek olduğu aşikârdır.
Bu olayın bizim için alınması gereken dersler açısından bakıldığına, ne ulusalcılıklara prim vermek, ne onunla, adeta “ontolojik açıdan” değerlendirilecek olan mevzuları sahiplenmek, sadece “zaman geçirmek ve sporla uğraşmak” ile sınırlı kalması şartıyla futbol gibi kumar kabilinden küreselleştirilen oyunlara kanmak gerekir.
Bir de, ne derece doğru bir ifade olur bilemeyiz, ama “yola İslamcı olarak çıkıp”, daha sonra “alınacak yolu aşma adına” araç değiştirme kabilinden muhafazakârlığa ve oradan da ulusalcılıkla kardeş olan milliyetçiliğe gönül indirmek devam ettiği sürece, bu tür sakil olaylar ve olgularla çok mu çok muhatap oluruz.
Rabbimiz, Ankebut suresi 64. Âyette mealen “dünya hayatının bir oyum ve eğlenceden ibaret olduğunu” belirtiyor. Biz de, bu çıplak hakikati es geçmeden ve o ilahi emre dikkat ederek, ondan dünya menfaati ve hele, hele ideoloji(İslam dışı bir inanç) devşirmeden sporu ve aynı zamanda futbolu bir eğlence ve dostluk nişanesi olarak ele alabiliriz.

Dipnotlar:
1)https://www.sozcu.com.tr/mansur-yavas-suudi-buyukelciliginin-sokagini-ataturk-posterleriyle-dolduruyoruz-p11989
2)https://www.sozcu.com.tr/imamoglu-bayragini-al-besiktas-a-gel-p12066
3)https://www.sozcu.com.tr/asiri-sagci-wilders-tan-suudi-arabistan-a-ataturk-gondermesi-p11979

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Sait Alioğlu’nun Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.