Sait Alioğlu Yazdı: İKDAM -Osmanlı’nın Son Döneminde “Türkçü ve Batıcı” Bir Gazete-

03.02.2022

TANZİMAT GAZETECİLİĞİ

Bu dönemde edebiyatımıza giren yeni türlerin içinde diğerlerine nazaran gazeteciliğin önemi büyüktür. Çünkü makale, fıkra, haber, röportaj, sohbet, mülakat, anı, gezi, şiir, inceleme vb. Pek çok türün gelişmesinde ve yaygınlaşmasında gazetenin payı büyüktür. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ifade ettiği üzere “bu devirde gazete hemen tüm yeniliği idare eder.” Gazete, her gün bir toplumdan, bir sorun üzerinde fikir ve görüşe sahip ikinci bir toplum çıkarabilecek  kudrette bir çözümleme ve birleştirme organıdır. Gazetenin diğer toplumlara göre bizde farklı bir yere sahiptir. Tanpınar’ın da dediği gibi “hiçbir yerde gazete bizdeki role benzer bir rol oynamamıştır. (…) bütün işaretler ondan gelir. Kalabalık onun etrafında kurulur. Okumayı o yazar. Mekteplerin uzak bir gelecek için hazırladığı ocağı o tutuşturur.”

Gazete sayfaları her gün milyonlarca kişinin beraber toplanıp beraber düşündükleri, konuştukları bir toplantı meydanı gibidir. Demokratik toplumların hayatında en  önemli rolü fikirler oynamaktadır. Fikir özgürlüğünün olduğu her yerde kişiler, çeşitli olanak ve araçlardan faydalanarak fikirlerini savunmak isterler. İşte bu araçların en önemlisi ve etkilisi gazetedir. Gazete: dünyadaki bütün olup biten olayları günü gününe halka bildiren, haberleri kendi görüşü ile yorumlayan, ufkumuzu her türlü bilgiler vererek genişleten düşüncelerimizi aydınlığa götüren basılmış kâğıtlar topluluğudur.

Tanzimat gazeteciliği ise, halkın görüşünün yanı sıra edebiyatı da değiştirir. Bu gazeteleri okuyanlar, batıdaki yenidünya görüşü ile karşılaşırlar. Özellikle dergilerin çıkışı gazetelerden sonra geldiği için edebiyatla ilgili ilkyazılar gazetelerde yayınlanır. Tanzimat sonrası Osmanlı-Türk gazeteciliğinin ilklerinden olan ve işlevi açısından, dönemi için önemli bir konumda bulunan gazetelerden birisi de İkdam gazetesidir.

İKDAM GAZETESİ

5 Temmuz 1894’te yayına başlayan İkdam gazetesi bir siyasî, ilmî ve haber gazetesi olarak ortaya çıkmasına rağmen, o günün gazetecileri aynı zamanda birer edebiyatçı olduğundan, onların aracılığı ile gazete zamanla büyük edebî meselelerin tartışıldığı, edebiyatımızın çehresinin değiştirildiği birer zemin haline gelmiştir. İlmî ve siyasî görevini de çok iyi yerine getiren İkdam, her seviyede insanın eğitilip öğrenim görebileceği bir açık mektep hüviyeti kazanmıştır. İç ve dış haberleri ve yorumları ile okuyucuları bilgilendirirken, çocuk, köylü, kadın, öğrenci, anne gibi her sınıf ve yaştan insanı da eğitme görevini üstlenmiştir. Değişik ülkelerdeki muhabirleri ile bütün dünyayı kapsayan bir iletişim ağı kurmuştur. Devrinin önemli yazarlarını ve eserlerini bünyesinde barındıran İkdam’ın her sayısı, dil ve edebiyat araştırmaları için birer edebî vesika niteliğindedir. Gazete, büyük dil ve imlâ tartışmalarına sahne olmuş, memlekette dilin sadeleşmesi ve yazıda belirli bir imlânın yerleşmesine önderlik etmiştir.

Batı tesirindeki Türk edebiyatının kaynağını teşkil eden Fransa’nın hali hazır edebiyat ve edebiyatçıları, ünlü yazarları tanıtılmış, verilen bibliyografya yazıları ile de pek çok İslâm ve Türk eserlerinin tanıtılmasına çalışılmıştır. Günlük bir gazete olmasına rağmen edebiyat dünyasını çok iyi takip etmiş, basılan her tür eseri okuyucularına tanıtmıştır. İkdam, ziraat, sanayi, fen, tıp ve sağlık konularındaki makaleleri ile ilmî bir gazete olduğunu göstermiştir. Kadınlar için ayırdığı, sohbet sütunlarında da kadının toplumdaki yeri, okutulması, eğitilmesi konusunda önemli yazılar yayınlanmıştır. Günlük bir gazete olan İkdam’da yazıların çeşitliliği ve kalitesi dikkat çekicidir. “Karilerimizden Gelen Mektuplar” başlığı altında yayınladığı yazılar ile de sadece halkı bilgilendirmekle kalmamış, aynı zamanda halkın sesi olmuştur.

Yazar kadrosu çok çeşitli ve güçlüdür. Abdullah Zühdü ve Vecîhî, hikâye, roman ve tercümeleri ile gazetenin en renkli ve sürekli simalarındandır. Ali Kemal Paris’ten gönderdiği yazılar ile Halit Ziya, Hüseyin Rahmi, Samipaşazâde Sezâi hikâye ve yazıları ile, Necip Asım, Hüseyin Daniş, Bahaî, ilmî, edebî, tarihî yazıları ile, M. Nuri Şeyda, Rauf Yekta musiki meselelerine dair yazılarıyla, Salih Zeki bilimsel yazıları ile gazetenin birinci derecedeki yazarlarıdırlar. Gazetenin dili zamanına göre sadedir. Bir okuyucudan gelen mektupta “Arapça ve Farsça Kelimeler yerine Türkçe kelimelerin kullanıldığı gazete yazılarınızı zevkle okuyorum, bu yolda devam edin.” denilmektedir.

Haber toplama işine de büyük önem vermiş olan gazete şehir haberlerini sayısı on beşi bulan muhabir kadrosuyla izlemiş, böylece muhabir kullanma geleneğinin temellerini atmıştır. Yurt dışında da muhabirleri bulunan İkdam’ın bu özelliğiyle tanınmış yazarlarının başında “İkdam’ın Paris muhabiri” sıfatıyla Ali Kemal gelir. Yayın hayatı boyunca değişmez ilkelerinden biri Türkçülüğü ve Türkçeciliği olan İkdam aynı fikri paylaşan pek çok yazarı bünyesinde toplamış, zamanla dil konusundaki politikasını da “Türk dilinin sadeleştirilmesi, Türk köylüsünün kendi diliyle yazılanları anlayabilmesi” olarak belirtmiştir (Yeni İkdam, 31 Mart 1910). Kullandığı açık ve sade diliyle halk tarafından da beğenilip benimsenmiş, özellikle dil ve tarih alanında Türkçülük akımına öncülük yapmıştır. İkdam, çıkışından üç yıl sonra Türk basınında ilk defa olmak üzere başlığına “Siyasî, ilmî, iktisadî Türk gazetesidir” ifadesini yerleştirmesiyle de dikkati çeker.

ŞEKLİ ÖZELLİKLERİ

Gazete ilk sayısından itibaren altı yıl boyunca 60 x 42 cm ebatlarında büyük boy olarak çıkmıştır. Önemli günler hariç, sadece ilânların yer aldığı dördüncü sayfada resim mevcuttur. Padişahın doğum ve cülus günlerinde gazetenin birinci sayfasında padişah arması yer almaktadır.Alman imparatorunun ülkemizi ziyareti sırasında (18 Temmuz 1898, Sayı: 1535) İmparator ve İmparatoriçenin resimleri ve İstanbul’a geldikleri saltanat gemisi gazetenin birinci sayfasında yer almıştır. İlân sayfasında saç sakal çıkaran ilâç reklâmında saçı sakalı birbirine karışmış bir adam, şemsiye reklâmında şemsiye, mefruşat reklâmında perde ve saçak, mağaza reklâmında mağaza resmi, Paris Eyfel Kulesi, çamaşır makinesi ve zarif bir bayan resmi, fürmüz, içki şişeleri rastlanan resimlerdendir. Gazetenin kâğıdı oldukça ince ve parlaktır.

Siyaset, ilim, edebiyat ve havadis gazetesi olarak ortaya çıkan İkdam, yayın süresi boyunca devrinin en önemli basın organı olmuştur. Zaman zaman devrinin diğer önemli gazeteleri olan Tercüman-ı Hakikat ve Sabah gazeteleri ile dil, imlâ, musikî gibi konularda tartışmalara katılmış, bunlarla ilgili bir dizi yazılar yayınlamıştır. Amacı kamu menfaatini sağlamak, eğitim ve öğretime katkıda bulunmaktır. Daha ilk sayılardan itibaren kadın ve çocuk eğitimine büyük önem vermiştir. Eğitim, ziraat, fen, sağlık, edebiyat ve güzel sanatlarla ilgili yazıları oldukça ilgi çekicidir. Kurulan geniş iletişim hattıyla bütün dünyadan haberler vermektedir. Avrupa’da, özellikle Fransa ve Almanya’da geçen her türlü siyasî, edebî, ilmî, sanatsal faaliyetler, oralarda bulunan muharrirleri aracılığı ile izlenmiş ve gazetede yayınlanmıştır. İstanbul’da Ahmet Cevdet’ten başka muharriri olmamasına rağmen, bütün vilâyetlerde ve değişik ülkelerde muhabiri mevcuttur. Muharrirlerden gelen mektuplar, telgraflar ve günün önemli ajanslarından sağlanan haberler ile İkdam, bütün dünyaya açılmıştır.

TAKVÎM-İ İKDAM

Gazetede ilk sayıdan itibaren namaz saatlerini, güneşin doğuş ve batış saatlerini gösteren bir tablo dördüncü sayfada yer almıştır. o. Diğer Haberler: Dördüncü sayfada, yukarıda sayılan başlıklar altında yer almayan daha küçük başlıklar halinde günlük hayata ışık tutan bilgiler verilmektedir. Yazılardan bazıları şunlardır: “Rasathane Raporları, Anadolu Şimendifer Hattı Listesi, Bugün Şehrimizde Hareket Edecek Vapur Hareket Saatlerini Gösteren Tablo, Eminönü Meydanında Dün Satılan Sebze Fiyat Listesi, Haftalık İcmâl-i Mâlî.” 5.2. İkdam’daki Yazıların Değerlendirilmesi: İkdam, siyasi ağırlığı olmaktan çok bir fikir ve haber gazetesi olarak ortaya çıkmıştır.

Gazetede çıkan yazıların hepsi faydalı ve öğretici mahiyettedir. Güçlü muharrir kadrosuyla memlekette tarih okuma zevkini aşılamış, dilin sadeleştirilmesinde, Türk imlâsının tespitinde önemli rol oynamış, halkın her konuda eğitilip bilgilendirilmesinde açık bir mektep görevi yapmıştır. İkdam’ın incelediğimiz 1975 sayısında çok değişik konularda 126 yazarın 520 değişik türdeki makale, sohbet, hikâye ve roman gibi yazıları ile yazarları belirtilmemiş değişik türlerde 829 adet yazı yayınlanmıştır. Bunların bazıları günlerce süren yazılardır (Bkz. Buttanrı, 1997, 82-140). Bu makaleler konularına göre şöyle sıralanabilir: a. Edebî Yazılar: Bu yazılar dil, imlâ, tenkit, şiir, hikâye, masal, tiyatro, eski-yeni edebiyat tartışmaları, eski-yeni edebiyat-ı cedide tartışmaları, Fransız, Rus edebiyatları, dilin sadeleştirilmesi, Sabah, Tercüman-ı Hakikat, Servet-i Fünun gazetelerinde çıkan yazılara cevaplar ve sataşmalar, Yunan, Lâtin edebiyatının eserleri ve yazarları, Fransa’daki tiyatrolar, Fransız Encümen-i Danişi, bibliyografya, Orta Asya Türklerinin dilleri ve Osmanlı Türkçesi ile karşılaştırılması, Arap ve Fars edebiyatı vs. gibi pek çok konulardadır.

LİPTON ÇAYLARI; TÜRKLÜK, BATILILAŞMA

Fransız tesiri çok açıktır. İngiliz terazisi, Singer dikiş makinesi, çamaşır makineleri, sabun tozu, soğan kıyma makinesi gibi yeni birtakım sanayi ürünlerinin kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Bugün de aynı adla tanınan “Lipton Çayları” ilânı da ilgi çekicidir. Çaya olan düşkünlük kahve alışkanlığımızı baltalamakta ve aydınlarımız meşrubat yerine yemeklerde çay kullanılmasından endişe duymaktadırlar.

Türklere ait mağaza, mamul ilânlarında “Türk ve Osmanlı” kelimesinin çokça kullanılması dikkat çekmektedir. Yabancılara ait mağaza ilânlarında da “Yıldız” kelimesi kullanılmaya çalışılmaktadır. Tarabya büyük oteller zincirine bu devirde dâhil edilmiştir. Karamürsel Şayak ve Çuha Fabrikası, Adapazarı Süt Ürünleri Fabrikası bilinen iki fabrikadır. Zayi ilânlarında da mühür ilânı başta gelmektedir.

Bazı ilânlar, bugünkü ilânların sunuluşundan hiç de aşağı değildir. “FosfatinFalye” adlı bir mama reklâmında mutlu bir ebeveyn hikâyesi anlatılıyor ve sonuç bu ma’mule bağlanıyor. Yine bir ilâç ve aynı isimli sabun reklâmında: “Herkes bana bakıyor, niçin? Herkes beni seviyor, niçin?” deniliyor ve sebebi yine kullanılan bu ilâç ve sabun olarak gösteriliyor.

YAZAR KADROSU

İkdam oldukça kalabalık bir yazar kadrosuna sahiptir. Başta Ahmet Cevdet, hem gazete sahibi hem başmuharrir olmak sıfatıyla pek çok yazısını bu gazetede yayınlamış, ancak yazılarına imza koymamıştır. İkdam’ın 1975 sayısında 126 yazar ismi belirlenmiştir. Ahmet Cevdet dışında birinci derecedeki yazarları şunlardır: Tefrika roman, hikâye ve çevirileriyle Abdullah Zühdü ve Vecîhî; makaleleriyle Ali Kemal, Ebu’l-Burhan; dil, musîki konulardaki yazılar ve tefrikaları ile Ahmet Mithat; roman tefrikaları ve hikâyeleri ile Hüseyin Rahmi; hikâyeleri ve edebî sohbetleriyle Sami Paşazade Sezâi; hikâyeleri ile Halit Ziya; edebî yazıları ile Hüseyin Daniş; dil, edebiyat, Türk tarihi, Yunan ve Lâtin edebiyatlarını tanıttığı yazıları ile Necip Asım; hikâye, musahabe ve çevirileriyle Ahmet Rasim; imlâ, dil meselelerini işleyen makaleleri ile Bahâî Efendi; musahabeleri ile Bal Hasanoğlu; Avrupa ve İslâm medeniyeti, Garp-Şark meselelerini işleyen yazıları ile Fatma Aliye Hanım; musiki konulu makaleleriyle Rauf Yekta, M. Nuri Şeyda; bilimsel yazıları ile Dr. Hekimbaşızâde Muhiddin ve Salih Zeki.

5 Temmuz 1894’te yayına başlayan İkdam gazetesi bir siyasî, ilmî ve haber gazetesi olarak ortaya çıkmasına rağmen, o günün gazetecileri aynı zamanda birer edebiyatçı olduğundan, onların aracılığı ile gazete zamanla büyük edebî meselelerin tartışıldığı, edebiyatımızın çehresinin değiştirildiği birer zemin haline gelmiştir. İlmî ve siyasî görevini de çok iyi yerine getiren İkdam, her seviyede insanın eğitilip öğrenim görebileceği bir açık mektep hüviyeti kazanmıştır. İç ve dış haberleri ve yorumları ile okuyucuları bilgilendirirken, çocuk, köylü, kadın, öğrenci, anne gibi her sınıf ve yaştan insanı da eğitme görevini üstlenmiştir. Değişik ülkelerdeki muhabirleri ile bütün dünyayı kapsayan bir iletişim ağı kurmuştur.

Devrinin önemli yazarlarını ve eserlerini bünyesinde barındıran İkdam’ın her sayısı, dil ve edebiyat araştırmaları için birer edebî vesika niteliğindedir. Gazete, büyük dil ve imlâ tartışmalarına sahne olmuş, memlekette dilin sadeleşmesi ve yazıda belirli bir imlânın yerleşmesine önderlik etmiştir. Batı tesirindeki Türk edebiyatının kaynağını teşkil eden Fransa’nın hâlihazır edebiyat ve edebiyatçıları, ünlü yazarları tanıtılmış, verilen bibliyografya yazıları ile de pek çok İslâm ve Türk eserlerinin tanıtılmasına çalışılmıştır.

Günlük bir gazete olmasına rağmen edebiyat dünyasını çok iyi takip etmiş, basılan her tür eseri okuyucularına tanıtmıştır. İkdam, ziraat, sanayi, fen, tıp ve sağlık konularındaki makaleleri ile ilmî bir gazete olduğunu göstermiştir. Kadınlar için ayırdığı, sohbet sütunlarında da kadının toplumdaki yeri, okutulması, eğitilmesi konusunda önemli yazılar yayınlanmıştır. Günlük bir gazete olan İkdam’da yazıların çeşitliliği ve kalitesi dikkat çekicidir. “Karilerimizden Gelen Mektuplar” başlığı altında yayınladığı yazılar ile de sadece halkı bilgilendirmekle kalmamış, aynı zamanda halkın sesi olmuştur. Yazar kadrosu çok çeşitli ve güçlüdür.

Abdullah Zühdü ve Vecîhî, hikâye, roman ve tercümeleri ile gazetenin en renkli ve sürekli simalarındandır. Ali Kemal Paris’ten gönderdiği yazılar ile, Halit Ziya, Hüseyin Rahmi, Samipaşazâde Sezâi hikâye ve yazıları ile, Necip Asım, Hüseyin Daniş, Bahaî ilmî, edebî, tarihî yazıları ile, M. Nuri Şeyda, Rauf Yekta musiki meselelerine dair yazılarıyla, Salih Zeki bilimsel yazıları ile gazetenin birinci derecedeki yazarlarıdırlar. Gazetenin dili zamanına göre sadedir. Bir okuyucudan gelen mektupta “Arapça ve Farsça Kelimeler yerine Türkçe kelimelerin kullanıldığı gazete yazılarınızı zevkle okuyorum, bu yolda devam edin.” denilmektedir.

KAYNAKÇA

Ahmet Cevdet (Oran), İkdam, 1 Muharrem 1312 / 5 Temmuz 1894 Akyüz, K. (1969). Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, Türkoloji Dergisi, 2. bs., C. II, S. 1, Ankara, Ankara Üniversitesi Basımevi. Beysanoğlu,. Şevket (Haz.). (1980). “Yirminci Asrın En Mühim Müessesesi Gazetedir.” Ziya Gökalp, Makaleler IX, Yeni Gün- Yeni Türkiye- Cumhuriyet Gazetelerindeki Yazılar, İstanbul, Kültür Bakanlığı Yayınları: 359, Ziya Gökalp Serisi: 15, s. 125-128 Buttanrı, M. (1997). İkdam Gazetesi Üzerinde Bibliyografik Bir İnceleme (1894-1900), Ankara, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Devellioğlu, F. (1962)..Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara, Doğuş Ltd. Şti. Matbaası. Hilmi Ziya Ülken, H. Z. (1990). 1901-1974 Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, 5. bs., İstanbul, Ülken Yayınları. İkdam, (1894, 1895, 1896, 1997, 1898, 1999, 1900 yılarında yayınlanmış 1975 sayısı). Dersaadet. İnuğur, M. N. (1982). Basın ve Yayın Tarihi, İstanbul, Çağlayan Kitabevi

Kabacalı, A. (1998). Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Matbaa ve Basın Sanayii, İstanbul, Cem Ofset. Kabacalı, A. (2000). Başlangıcından Günümüze Türkiye’de Matbaa, Basın ve Yayın, İstanbul, Literatür Yayınları. Nuri Yüce, N. (1989). “Ahmet Cevdet”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, C. II, İstanbul, s. 55-56 Oral, F. S. (1968-1970). Türk Basın Tarihi, İki cilt, I. Kitap 1788-1922; II. Kitap 1919-1965, Ankara, Oral Yayınları. Perin, C. (1974). Tarih Boyunca Düşünce ve Basın Özgürlüğü, İstanbul, Remzi Kitabevi. Sevük, İ. H. (1944). Tanzimat’tan Beri Edebiyat Tarihi I, 6. tab, İstanbul, Remzi Kitabevi. Şapolyo, E. B. (1969). Türk Gazetecilik Tarihi ve Her Yönüyle Basın, Ankara, Güven Matbaası. Tanpınar, A. H. (1967). XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul, 3. bs., Çağlayan Kitabevi. Tokgöz, A. İ. (1993). Matbuat Hatıralarım, II. C., Hz. Alpay Kabacalı, İstanbul, İletişim Yayınları, s. 125-250 Topuz, H. (1996). 100 Soruda Başlangıçtan Bugüne Türk Basın Tarihi, İstanbul, Gerçek Yayınevi. 98

—————————————–Not: Bu yazı, Yolcu Dergisi 86. Sayısında(2017) yayınlandı.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Sait Alioğlu’nun Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.