Sait Alioğlu Yazdı: Yeni Bir Sürecin Başında Türkiye Siyaset Sahnesine Özet Bir Bakış -3

02.02.2023

“…muhalefete de sorular sorulabilir, parlamenter sisteme geçmek için ne/neler yapılıyor; söylem ve eylemler var olan iktidarın karşı çıkışlarına göre, tepki bağlamında mı oluşturuluyor, yoksa var olan hakikati de dikkate alarak, özgün ve “kendine özgü” bir minvale mi yürüyor/yürütülüyor?

Dilimiz döndüğünce, iyi bir iktidara sahip olmak, uygun bir yönetim sistemini oluşturmak ve gönenç içerisinde hep birlikte yaşamak için, elimizi taşın altına koyma şartıyla sorularımız “makul ve anlaşılır” bir cevap bulsun diye soru sormayı sürdüreceğiz, Kısacası, “kimse dışarıda kalmasın.”

Yeni bir sürece girilirken, altılı masa, birkaç gün önce, masayı oluşturan altı partinin genel başkanlarının katıldığı toplantıda “mutabakat metni” kamuoyuna deklare edildi.

Bu serinin ikinci yazısından yukarıya alıntıladığımız “son” cümleyi şu ifadeyle bitirmiştik: “Kinse dışarıda kalmasın.”

Elbette, dünyada yaşayan ve yaşadığı hayatın şeksiz, şüphesiz öznesi olan insanın, dini inancı başta olmak üzere, inancıyla paralel yürüyen ve bizim açımızdan fıtratından kaynaklanan haklarını kullanma konusunda, devletin o hakları garanti altına alma adına bir anayasa oluşturması gerekir. Gerçi, bize de sirayet ettiği oranda, hak adı altında, fıtratla alakası olmayan tali mevzuların da anayasal güvence altına alınması istenmektedir. Şimdilik bunu geçiyoruz.

Başta anaya metinleri olmak üzere, siyasiler tarafından, işin uzmanına hazırlatılıp kamuoyuna deklare edilen her metnin ya tümden, ya büyük oran da,ya da kısmen kabul göreceği gibi, bunun tam tersinin olması da mümkündür.

Her ne kadar ilkesel olarak ve gayet iyi niyetle “kimse dışarıda kalmasın” demiş olsak da, metinlerin tümü, çok kişiyi memnun etmeyecektir. Bu hep böyle olmuştur.

Bir tek partinin hazırlayıp kamuoyuna sunduğu metin bazlı beyannamelerin, kamuoyunda ilgi görüp görmemesi, işin esprisine uygun olarak, sonuçtan memnun kalınmış olsa da, olmasa da pek bşir anlam ifade etmez.

O parti, iktidarda ise, bir metni beyan etmesi karşılığında, kamuoyunda nasıl karşılanıyorsa, ona yönelik ilginin, iktidar sürecinde yapıp ettikleri ile bir ilintisi vardır diye düşünülebilir.. Kısacası, millet ona karnesini, notunu vermiştir; olumlu, olumsuz; başarılı, ya da başarısız addedilerek…

Toplumdaki konumu açısından, muhalefette olduğu halde,potansiyel iktidar adayı bir partinin, kamuoyundaki karşılığı da, onun muhalefet,özellikle de ana muhalefet saflarında ortaya koyduğu performans ile alakalıdır.

 Bunların dışında, HDP örneğinde olduğu üzere, kendi meşruiyetini pek de çözülmemiş bulunan Kürt sorunundan alan ve Kürt toplumu nezdinde, var olan sorundan kaynaklanan mağduriyetlerin yaşanmasına bağlı olarak, o siyasi kadro tarafından beyan edilen hususlarda –taraftar ve karşıt-ilgilisi nazarında bir anlam ifade eder.

Bunun dışında, ne salt iktidar cephesinin, ne ama muhalefet cephesinin vb. değil de kendilerini olası iktidara kilitlemiş bulunan ve farklı siyasi cenahlardan gelen altı partinin, tam bir yıldır ay be ay yapmış oldukları birliktelik toplantılarının bir hülasası olan ve kamuoyun sunulan “mutabakat metni” ile ilgili birçok yorum yapıldı, yapılacak ve aynı zamanda seçim gününe kadar da yapılmaya devam edecektir.

Yine, bir hakkaniyete bağlı olarak “kimse dışarıda kalmasın” dedik, demesine, ama eğer bu metin üzerinde eksik bırakılan  ve tümden unutulan mevzular metne dahil edilmeyecek ise, yani anayasa metinde kendine “uygun” bir yer de bulamayacaksa, bu şu anlama gelir ki, hiçbir toplumsal sözleşme, öyle zannedildiği gibi toplumsal kesimlerin tümünü memnun etmeyecektir.

Altılı Masa’nın açıkladığı metinde –eğer ileride yeniden bir düzenleme yapıl(a)mayacaksa- büyük oranda çok kişiyi pek ilgilendirmeyecek ekonomik ve birçok teknik içerikli konu hariç, toplumsal kesimler için kimlik türü konulara dair belirtilenlere bakıldığında, yukarıda da değindiğimiz üzere, eksiklikler kendini göstermektedir. Bu konular, en başta var olan Kürt sorunu üzerinden, bir biriyle ilintili olup Kürt toplumunu ilgilendiren konular hiç yer almamış.(Bu konu anayasa metninde de yer olmayacak mı?)

İzlenmesi düşünülen dış politika konusunda, gerek devletin ta baştan beri, gerekse de AK Parti iktidarının, büyük oranda devletin uyguladığı politika ile başa baş giden ve özellikle de Kıbrıs adasında yaşayan Türk nüfus ile ilgili olarak dile getirilen ifadelerin ne anlama geldiği açıklıktan uzak duruyor.

Burada “ver kurtul” politikası mı geçerli olacak, yoksa iki toplumun asla bir arda yaşayamayacağı gerçeği göz önüne alınarak Kıbrıs’ın kuzeyi, garantörü Türkiye almak üzere şimdikine benzer, ama şimdikinden de gayet iyi bir konumda temellenerek mi var kılınacaktır?

Metne bakıldığında, tamamen “ver kurtul” düşüncesi pek görünmüyorsa da,  bu konuda, Batı’dan yana tavır alıcı liberal bir dille Kıbrıs’ın –pek bir sorun çıkmasın diye- gözden çıkarılması söz konusu.

İnşaallah yanılıyoruzdur.

Merinde, kamuoyunda genel kabul gördüğü üzere sadece, Saadet Partisi’nin, tekrardan uygulanmasına karşı çıkıp da, masayı oluşturan diğer beş partinin bir nevi alemet-i farikası olan “İstanbul Sözleşmesi”nin, bu mutabakat metninde yer almayışını hayra mı yormalıyız?  Buna şimdilik kaydıyla bir şey demeyeceğiz anlaşılan.

***

Açıklanan metinden önce, iktidar tarafından sürekli olarak “seçimler zamanında yapılacak” türü sert ifadeler ve seçimlerin öne çekilmesine yönelik muhalif söylemlerden kaynaklanan tartışmalar sonuçta, bizzat Erdoğan’ın seçim tarihinin 14 Mayıs olarak belirtilmesiyle birlikte sona erdi. Gerek iktidar ve gerekse de muhalefet seçimlere “Yeter! Söz Milletindir!” sloganıyla girecek. Tamam, bu slogan DP tarafından dönemin CHP’since, yani tek parti yönetimi”ne karşı kullanılmıştı. Ama bu kez iktidarda CHP yok,  onun yerine 22 yıldır iktidarda bulunan AK Pati var.

Tamam, gönül isterdi ki, her zaman söz milletin olsun, ama ya millet, söylenen ve devam ettirilen bu söz üzerinden iktidara “dur!”,muhalefete ise,”geç!” derse ne olacak? Yetmiş yıl önce sağın zaferine işaret eden bu söylemin, bu kez, muhafazakâr bir iktidara karşı, sağın bazı unsurlarını da yanına alan Kemalist solun zaferini ilan etmek olursa, AK Parti cenahı sonucu nasıl karşılayacaktır?

NOT: Mutabakat metniyle ilgili müstakil bir yazıyı daha sonra kaleme almayı düşünüyoruz…

Devam edecek…

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Sait Alioğlu’nun Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.