Şakir Diclehan: İdealist Bir Nesil Yetiştirmeyen İktidarlar

26.07.2023

Nesillerin yetişmesi ve kültürle donanması için sosyolog ve pedagoglar, 25 yılık bir zaman dilimini esas alırlar. Bir neslin idealist ve inançlı yetişmesi için bu zaman dilimine ihtiyaç olduğu çok açıktır.

Necip Fazıl, kendisi hakkında bir yargıya varırken ve bu gerçeğe değinirken: “Köksüz ve başıboş liberallerin, kanser virüsü siyonistlerin, iç tahrip ajanı devrimcilerin ortaklaşa düşmanı olduğu ve sistemli şekilde âdeme (yokluğa) mahkûm ettiği, okuma kitaplarından ismini kazıdığı fakat buna rağmen meltemler, ürpertiler, zelzeleler sermeyi ve etrafına çelikten bir gençlik hisarı çekmeyi gaye edinmiş ve tam 44 yıl (sene 1983) tek derece yön değiştirmemiş belalı adamım ve bedbaht olduğum kadar mesudum!” der. Demek ki bir neslin yetişmesi için en az 25 yıllık bir zaman dilimine ihtiyaç vardır. Üstad, bu durumu şöyle açıklıyor:

 “Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!

Üst kat: Elinde tespih, ağlıyor babaannem,

Orta kat: “Mavs” oynayan annem ve âşıkları,

Alt kat: Kız kardeşimin “Tamtam” da çığlıkları;

Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;

Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim!”

Nesiller arasındaki uçurumu bundan daha güzel tasviri ve açıklaması olamaz.

“Üç katlı evin alt katında 25’likler, orta katında 50’likler, üst katında 75’likler birbirini boğazlayan ve kötüleyen nesillerle çatırdadığı bu efsanelik iklimde…”

Üstad: “Benimsenme imkânını kendisine hazırlayan bizzat devlet değildir. 25’lik ve 50’lik iki nesil arası, köprü nesil vaziyetinde selim akıl ve duygu sahiplerinin kurmuş olduğu bir toplumdur.” Diyerek bir gerçeği dile getirir.

Tek parti döneminde tek tip insan yetiştirmek için 1950 yılına kadar hükümet elinden geleni yapmıştır. Fakat 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti (1950-1960) ve arkasından gelen hemen hemen iktidarlar, idealist ve yeni bir nesil yetiştirmek için bir girişimde bulunamamıştır ne yazık ki…

Konuyla ilgili olarak Sezai Karakoç, ilginç bir anekdot anlatır. “Bir gece de, Laleli Kahvesi’nde otururken, genç Demokrat Parti milletvekillerinden ve eski Diyanet İşleri Başkanı Hasan Hüsnü Erdem’in oğlu Sadık Erdem geldi. Konuşma arasında Menderes’in kendisini gençlik işlerine bakmakla görevlendirdiğini, tanıdığımız ve tavsiye edebileceğimiz öğrenciler varsa onlara burs sağlayabileceğini söyledi. Ben, memur olmama rağmen, genç olmanın verdiği ateşlilik ile sert konuşup, geç kaldıklarını, üniversite gençliklerini kaybettiklerini, üniversite gençliğinin çoğunluğunu Cumhuriyet Halk Partisi hesabına Milli Türk Talebe Federasyonu’nun yönlendirdiğini olsa devlet federasyona külliyetli yardımda bulunduğunu, federasyonun karşısında olan talebe teşekküllü Milli Türk Talebe Birliği’ne yapılan yardımınsa çok az olduğunu birkaç burs vermek ile bir yere var olmayacağını Atı alan Üsküdar’ı geçtiğini zaten Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) gençliğinin karşısında bulunan gençlerin idealist gençler olup bir menfaat beklemediklerini manen desteklemelerini bile yeterli olacakken bundan bile yoksun bırakıldıklarını acı bir dille ifade ettim.  Sadık Bey üzüldü, bu görevi bile nice kişilerin engellemesi ile ancak bu zaman aldığını belirtti. Parti için mücadeleler, gerekli kişilerin zamanında devreye girmesine engel olmuştur. Ne yazık ki, o gece dediklerimden sonradan bir bir çıktı, Hatta ihtilalde Sadık Bey de tutuklanıp müebbet hapse mahkûm oldu. Hapishanede evlenmesi, Hürriyet tarafından “Sevginin Gücü” gibi ifade değiştirilip uzun boylu bahis konusu yapıldı.”

O günden bugüne hep aynı durum devam etti ve gerçek anlamda hiçbir parti ve iktidar, idealist, inançlı ve derdi olan bir gençlik  yetiştirmediği gibi yetişmesi için bir ortam da hazırlamadı ne yazık ki..

Bugün İslam âlemi, mertlikleriyle hükümdarlara meydan okuyan o dev şahsiyetleri ve o coşkulu kahramanlarını kaybetmiştir. Arap Yarımadası ve diğer Arap ülkelerindeki yabancı nüfuzu ve siyası hegemonya öyle acı bir gerçektir ki Müslümanlar için kıyametin kopması kadar korkunçtur. Müslümanlar, adeta yeryüzünde sürgün hayatı yaşamaktadırlar.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Şakir Diclehan’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.