Şakir Diclehan Yazdı: İstanbul Sözleşmesi ve Koparılan Gürültüler

29.06.2022

İçinde bulunduğumuz zamanı ve çağı idrak etmek, insanımızın, bütün benlik ve varlığıyla insanlık kürsüsüne rakipsiz olarak yerleşecek ve getirdiği mesajla, insanı yeniden bir uçurumun kenarından döndürecek bir bilinç ve birikime sahip olması gerekirken toplum, politikacılar tarafından o kadar ayrıştırıldı ve parçalara bölündü ki, kimse aklı ve mantığıyla hareket etmiyor artık.

          Yüzyıllarca Batıya karşı değerlerini can bahasına koruyan, insan vücudundan bir set olarak dinin sağlam hisarı ödevini gören, onu 20. Yüzyılın ateş siperlerine kadar getiren ve dıştan ne kadar baskıyla ezilmek istenirse istensin içinden arı duru hakikat aşkını yaşatan halk, bugün bin bir parçayla darmadağın edilmiştir politikacılar tarafından.

          İstanbul sözleşmesi diye ne savunanların ve ne de karşı çıkanların bilmediği bu düzenlemenin Batı dünyasının bir eseri olduğu kuşkusuz… Batı, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de başarıya ulaşmak için alternatifleri ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

          Bu ülkenin temel hayat tarzını, düşünce tavrını, değerlerini, gelenek ve göreneklerini bin yıl biçimlendirmiş olan ve hala bütün canlılığıyla yeni bir alternatife gebe olmasına karşın inanç ve idealleri, Cumhuriyetin ilk yıllarında Batıdan alınan kanun ve düzenlemelerle alt üst olmuş durumda…

          Batıdan alınan Medeni kanunu kimse irdelemezken onun basit tezahürleri olan bir takım antlaşmalara gürültü koparmaya neden oluyor. Örneğin İsviçre medeni kanunu nasıl yazılmışsa, tıpatıp aynen tercüme edilmiş ve aynen alınmıştı

          İsviçre medeni kanunu genellikle Mukaddes Kitaba atıfta bulunur. Mukaddes kitap denilen kaynak, İncil’dir kuşkusuz… Bütün maddelerin açıklanmasında o maddenin Mukaddes Kitap’ın hangi sayfasına, hangi maddesine dayandığını dair atıflar vardır. Bugün eski yazıyla yazılmış metne baktığımızda bu durum açıkça görülür.

          Medeni denilen kanun, Batının Mukaddes Kitabına yani İncil’e dayanıyor. Evlenme, boşanma, miras ve benzeri işlerde referans hep bu tarz üzere uzayıp gidiyor. Ülkemiz insanı sadece bir ağacı görüyor ve arkasında duran kocaman bir ormanı görmüyor…

          Dinin, tarihte eşine rastlanmayacak tarzda politikleştiği günümüzde, 17 Şubat 1926 tarihinde İsviçre Medeni kanunu örnek alınarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe konan 743 sayılı kanunu görmüyor ya da görmek istemiyor… Varsa yoksa İstanbul Sözleşmesi…

          İnançla, umutla, aşkla ve kültürle donatılması gereken gençlik, bir telden, halk başka bir telden ve politikacılar da bambaşka bir telden çalıyor… İnsanlar, bu orkestrayı seyredeyim derken, kişiliğini ve kafasını, politikacılara ve basit politikayla meydanlarda nutuk atan çapsız liderlerine teslim etmiş durumda…

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Şakir Diclehan’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.