Şakir Diclehan Yazdı: Seçim Analizi -II-

25.05.2023

14 Mayıs 2023 Pazar günü yapılan ve ikinci tura kalan başkanlık seçimiyle ilgili çok şey konuşuldu.  Bilen ve bilmeyen, uzman olan ve olmayan birçok kişi, konuyla ilgili görüş, düşünce ve duygularını bile getirmeyi bir yükümlülük olarak gördüler.

Altı yüz yıl sürmüş bir İmparatorluğun sahibi milletin gelenekleri ve tarihin imtihanını başarıyla vermiş kurum ve değerleri olmuştu elbet. Ancak görünen o ki, en gelenekçi toplumlarda bile görülmeyen toleranssız dokunulmazlıklar icat edilmiştir günümüz politika hayatında.

Paskal’ın: ” Bütün insanların, doğaları gereği birbirinden nefret ettiği, sevgi ve hayırseverliğin aldatmaca ve sahte bir görüntü olduğu, çünkü temelde bunların nefretten oluştuğu” şeklindeki ifadesinde, ne kadar gerçek payı vardır? Bu durum, açık ve seçik olarak çok iyi bilinmemekle beraber, toplumda coşkularımız, bağlılıklarımız, ihtiraslarımız ve umutlarımız çöktüğü zaman nefret başlar.

Ülke insanı, bugün siyasi partilerin kullandıkları dil ve izledikleri politika yüzünden iki kampa ayrılmış bulunmaktadır. Büyük umutların pençesine kapılan kişiler, pervasızlaşmış, gerekirse inandıkları parti lider ve savundukları düzeni sürdürmek için, “celladına aşık” bir anlayışla duygularına yenik düştükleri görülmektedir.

Yapılan son seçimde iki kavramın öne geçtiği ve bunların istismar edilerek politikada kaullanıldığı açık bir şekilde görülmektedir. Birincisi, inançla ilgili kavramlar, diğeri ise örtülü bir ırkçılık perdesi altında yürütülen milliyetçilik söylemidir.

İnsanlar, bir kitle hareketine katılmaya hazır duruma geldikleri zaman, sadece belirli bir öğretisi veya programı olan harekete değil, etkili olan herhangi bir harekete katılabilecek duruma gelmiş demektir.

Bütün kitle hareketleri, taraftarlarını aynı tip insanlar arasından çektiğine ve aynı düşünce tarzındakilere hitap ettiğine göre, şu sonuçları çıkarabiliriz.

1- Tüm kitle hareketleri, birbirinin yerini tutabilir. Bir kitle hareketi kolayca kendini başka bir kitle hareketine dönüştürebilir.

2- Hemen hemen tüm kitle hareketleri, birbirleriyle rekabet halindedir ve birinin kazandığı taraftar, diğerleri için bir kayıptır. Böyle durumlarda, liderler, militan bir milliyetçiliğe soyunarak ya da sloganlardan öteye geçmeye dini söylemlerle propaganda yapmakta ve kitleleri yönlendirmeye çalışmaktadırlar.

Tarihte kitle hareketinin durdurulması, o hareketin yerini almak üzere başka bir hareketin başlatılması görülmektedir Bir sosyal devrim, dini veya milliyetçi bir hareketi teşvik ederek durdurulabilmiştir ancak. Mevcut düzeni benimseyen ve onu olduğu gibi korumak isteyenlerin bu isteklerini liderler, bir takım ütopyalarla  kitleleri oyalamaya çalışmaktan sakınmazlar.

Politika, hayat tarzının ve dünya görüşünün giderek kimi yerde dinin yerini alma eğiliminde olduğu görülmektedir. Kitleler, şartlanmakta ve bu şartlanmalar bir politik görünüm ve içyapısında iken, ona verilen önem ve anlam yüzünden, büyülenmiş topluluklar, çılgın saldırılara veya tutkulara itilmektedir. Bu çılgınlıklar, uzun bir süre akılla ve sabırla sürdürülemezler. Politikanın en kötü yanı, onun planları, bir kader gibi izlenmekte, kitleler de onu Tanrısal buyruklarmış gibi uyumaktadır.

İki çeşit umut vardır. Bu umutlardan birincisi, patlayıcı bir madde gibi etkisi olandır, diğerinin ise, etkisi disiplin ve sabır telkin edicidir. Aralarındaki fark, onlardan birincisinin hemen sonuç verecek nitelikte olması, ikincisinin ise uzak gelecekte gerçekleşecek bir umut olmasındandır.

Öyle görünüyor ki toplum birincisini seçmekte ve bunu dile getiren liderlerin söylemlerine kulak kabarmaktadır.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Şakir Diclehan’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.