Yusuf Yavuzyılmaz Yazdı: Abdüllatif Şener ve Siyasal Pragmatizm

26.06.2023

Abdüllatif Şener’ in, 14 Mayıs milletvekilliği seçimlerinde CHP milletvekilliğine aday gösterilmemesinin ardından, CHP’den istifa etmeden, son derece kritik olan seçimin ilk turunda, Kemal Kılıçdaroğlu’na değil de Sinan Ogan’a oy vermesi ahlaki anlamda tartışma konusu olmuştur. Aslında bu davranışta ahlaki bir sorun olduğu ortadadır.

Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci durunda geçersiz oy kullandığını söyleyen ve CHP’den istifa eden Abdüllatif Şener, kendisi hakkındaki tartışmayı daha da alevlendirdi. Ancak ilginç olan şu ki, Abdüllatif Şener’in oy kullandığı sandıktan geçersiz oy çıkmamıştır. Şener’in geçersiz oy kullanma iddiasının gerçek çıkmaması, onun açısından çok daha sorunlu bir açıklama olmuştur.

Gelinen süreçte Abdüllatif Şener, tutarsız davranış biçimiyle kendini tüketen bir siyasal figüre dönüşmüştür. Kamuoyunda aday yapılmadığı için Kılıçdaroğlu’na oy vermediği anlayışı, Şener’in siyasal geleceği için önemli bir handikaptır. Öte yandan, Şener’in davranışı değişik toplum kesimlerinin bir araya gelerek yeni bir siyaset dili oluşturma gayretlerine de büyük darbe vurmuştur. Çünkü bu bir araya gelişin başka hesaplar için olduğu anlayışını beslemiştir.

Şener’in tutarsız davranışları üzerinden dindarları eleştirmek de yapılmaması gereken bir tavırdır. CHP çevrelerinde böyle bir tavrın varlığını da görmek gerekmektedir.

Şener’in tavrını toplumsal mutabakat arayışlarının doğru olmadığı şeklinde yorumlara yol açması, bu yolda yürüyenler için kuşkusuz olumsuz olmuştur. Bu tavır, ortaya çıkan diyalog zeminini zorlayan bir hareket olarak siyasal tarihteki yerini aldı.

Başından beri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüttüğü siyaset biçimine tepki gösterenler, Abdüllatif Şener üzerinden yürüyerek, CHP işbirliği yapan SAADET, DEVA ve GELECEK partileri üzerinde de aynı baskıyı kurmaya çalışacaklardır. Bu çevreler, tıpkı Abdüllatif Şener gibi onlarında belirli menfaatler karşılığında bu işbirliğini sürdüklerini zamanla farklı siyasal tavır geliştireceklerini ileri sürüyorlar. Bu anlamda SAADET, DEVA ve GELECEK partililerin üzerinde olacaktır tüm gözler. Bu yüzden bu partilerin üzerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu’nun hedeflediği projenin test alanı onlar olacaktır.

Hiç kuşku yok ki, siyasal anlayışlar zamanla değişebilirler. Bireyler önceki düşüncelerinden yeni düşüncelere dönebilirler. Kişilerin samimi bir şekilde eski savunduklarından farklı noktalara gitmesi normal karşılanmalıdır. Burada sorun bu sürecin, doğal bir fikri değişim sonucu değil, belirli menfaatler karşılığında yapılıyor olmasıdır. Elde edeceği politik bir pozisyon için, tavırlarını değiştirenler, kuşku yok ki, değerleri araçsallaştıranlardır.

Öte yandan bir siyasal aktörün bir alimin ve aydının düşüncelerinin zamanla değişimi anlaşılabilir bir durumdur. Bu noktada önemli olan değişimin ne yönde seyrettiğidir. Çünkü çok sayıda insan hayatının belli bir döneminde köklü değişimlere muhatap olmuştur.

Değişimini hak, adalet, iyilik düzleminde gerçekleşmesi önemli bir durumdur. Çünkü değişim, olumlu yönde seyredebileceği gibi olumsuz yönde de seyredebilir. Öte yandan değişim kendi başına pozitif bir değer de değildir. Önemli olan değişimin hangi yönde ve ne amaçla gerçekleştiğidir.

               Özellikle, siyasetçilerin parti değiştirmesi genellikle olumsuz örnekler olarak toplumun önündedir. Ancak tüm parti değiştirenlere aynı gözle bakmamak gerekir. İçinde bulunduğu partide beklediğini bulamayan ve menfaatini önceleyerek ayrılan kişilerin parti değiştirmesine sıklıkla rastlanabileceği gibi, bulunduğu partinin başlangıçtaki ilkelerden uzaklaşarak otoriter bir noktaya varması da ayrılma nedeni olabilir.  Bundan dolayı her parti ve fikir değiştirenleri dönek, hain olarak tanımlamamak gerekir.

               Parti, fikir, örgüt veya anlayış değiştirmenin bir iç hesaplaşma değil de menfaat karşılığında yapıldığının ortaya çıkması, kuşkusuz olumsuz ve ahlaki açıdan kabul edilebilir değildir. Maalesef Abdüllatif Şener böyle bir tartışmanın öznesi olmuştur.

               Kriz dönemlerinde siyasal pragmatizm, bir ahlaki tavır olarak, ön plana çıkar. Ahlaki ilkelerin yerine bireysel çıkarların ön plana çıktığı durumlarda daha çok Abdüllatif Şener vakası yaşanacaktır.

               Türkiye siyaseti açısından en olumsuz gelişme, Abdüllatif Şener üzerinden gidilerek, değişik siyasi kesimlerin ortak siyaset anlayışı geliştirme arayışının budanması ihtimalidir. Türkiye siyaseti, böyle bir siyasal pragmatizme mahkûm olmamalıdır.

Yusuf Yavuzyılmaz’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.