Yusuf Yavuzyılmaz Yazdı: Konya’da Katliam

01.08.2021

Konya’daki katliam her halükarda ve hiçbir mazerete sığınmadan lanetlenmelidir. Temelinde ırkçı tutum var ve cinayet bundan dolayı işlenmiş ise çok daha hassasiyetle üzerinde durulmalı, katile ve destekçilerine en ağır cezalar verilmelidir. Çünkü Irkçılık insanlık dışı sapkın bir ideolojidir. Konya’daki olayın temeli adli bir anlaşmazlığa dayanırken, katledilenlerin Kürt olmak üzerinden tehdit edilmesi ırkçılık boyutunu ortaya koyuyor. Tarafları Türk ve Kürt olan adli olayların kolaylıkla Kürt karşıtlığına dönüştürülmesi önemli bir sorun olarak görülmelidir.

Terörle ilgili eleştiri yaparken, terör örgütü ile halkı birbirinden ayırmak gerekir. PKK terörünü haklı olarak eleştirirken bunun üzerinden yürüyerek ve genelleştirerek Kürtlere karşı nefret oluşturacak söylemden uzak durmak gerekir.

Öte yandan, PKK terörüne karşı çıkan her eleştiriyi Kürtlere dönük eleştiri olarak kabul eden yaklaşımın tuzağına düşmemek gerekir. Çünkü onların amacı PKP ile Kürt halkını özdeşleştirerek PKK’yı eleştirinin dışına taşımaktır. PKK terörünü eleştirmek Kürt halkını eleştirmek değildir. PKK eleştirisinin Kürt halkına nefret oluşturduğunu iddia etmek ise PKK ile Kürt halkını eşitleyen bir zihin yapısının ürünüdür.

            Toplumda etnik milliyetçiliğin yayıldığını, bunun işaret ettiği tehlikelere vurgu yapmak ve milliyetçi politikaları eleştirmek başka; her adli olayı ırkçılığa dayandırmak başkadır. Irkçı sebeplerle işlenen cinayetlere ise en ağır cezayı vermek gerekir.

Toplumda başka nedenlerle çıksa da olayın etnik soruna dönüşme ihtimali, toplumdaki ırkçı nefretin yaygınlığı ile ilgilidir. Bu davranış biçiminin nasıl ve ne şekilde yaygınlaştığını sağlıklı bir şekilde analiz etmek gerekir.

Öte yandan ırkçılık ve milliyetçilik, karşı milliyetçiliği beslemekte, nefret karşılıklı olarak yükselmektedir. Irkçılığa, ayırımcılığa, ötekileştirmeye karşıymış gibi görünerek ırkçılık ve ayırımcılık yapmak yaygın hale gelmiştir.

Irkçılık, ontolojik köken olarak bir etnik grubun diğerinden üstün genetik özellikler taşıdığını savunan bir düşünce biçimidir. Bu anlamda sorun insanlık tarihi kadar eskidir. Kur’an insanın yaratılış konusunu anlatırken, Şeytanın isyanına yer verir. Şeytan ontolojik kökenini gerekçe göstererek insandan üstün olduğunu iddia eder ve Allah’ın emrine karşı gelir. İşte kendi kökenini diğerlerinden üstün özellikler taşıdığını iddia eden herkes bir anlamda Şeytanın öğretisini izliyor demektir.

            Irkçılık düşüncesini “eşit yurttaşlık” anlayışının ortadan kaldıracağını savunmak sosyolojik verilere uymuyor. Almanya, Amerika, Avusturya ve Hollanda’da eşit yurttaşlık var. Ancak bu durum ırkçılığı ortadan kaldırmaya yetmiyor. Amerika’daki zenci ayırımının anayasal olarak ortadan kaldırılması nefreti ortadan kaldırmıyor. Kuşkusuz eşit anayasal yurttaşlık önemlidir. Ancak bunun sorunu çözeceğini iddia etmek doğru değil. Çünkü ırkçılığın birçok faktörü var. Irkçılık düşüncesiyle kolay baş edilememesinin temelinde yatan faktör, sorunun hukuksal olmaktan çok zihniyet sorunu olmasından dolayıdır. Dolayısıyla hukuksal engelleri ortadan kaldırmak ve cezaları etkin hale getirmenin yanında ırkçılığı besleyen zihin yapısıyla da mücadele etmek gerekir.

İslam ve modern hukukun temel ilkesi şudur: Suç bireyseldir, bir kişi suç işlediğinde ailesi, akrabaları ait olduğu etnik grup suçlanamaz. Bir kimsenin işlediği suçtan dolayı ailesini, aşiretini sorumlu tutarak ötekileştirme ve düşmanlaştırma Anadolu kültüründe yaygın olan bir ilkel hukuk örneğidir. Kan davası bu ilkel linç kültürünün uzantısıdır.

            Konya’daki vahşeti değerlendirenlerin çoğunluğu hangi kelimeleri kullanırsa kullansın, içinde yetiştikleri kültürün “kolektif suçlama” kodlarının dışına çıkamıyor, bilinçaltındaki inancın esiri oluyorlar.

            Her olayın toplumsal ve hukuki yönü vardır. Olayları sağlıklı analiz edebilmek için iki yönü de analiz etmek gerekir. Hukuki yön faillerin yakalanarak adalete teslim edilmesi ve gerekli cezayı almalarıdır. Toplumsal / sosyolojik yön ise olayın arka planındaki sorunlu zihniyet yapısını çözümlemektir.

            Öte yandan terörü ve PKK’yı eleştiren herkesi Kürtleri eleştiriyor kategorisine koymak, bilerek ya da bilmeyerek Kürtler ile PKK’yı eşitleyen bir sosyolojinin inşasını yardım etme amacını taşıyor.

            FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerin olayları kendi ideolojileri doğrultusunda manipüle etmelerinden doğal bir şey olamaz. Bizim ise hukuku işaret etmemiz, etnik milliyetçiliğe karşı durmamız, toplumdaki farklılıkları derinleştirmemek hedefimiz olmalı. Etnik nefreti körükleyen dilden ve davranıştan uzak durmak gerekir. Konya katliamını yorumlayanların birçoğu bu tuzağın içine düşmüş görünüyor.

            Öte yandan toplumda yükselen milliyetçiliğin bizim gibi çok etnisiteli ve farklı inanç gruplarının yaşadığı imparatorluk geleneğinden gelen bir toplum için ne kadar tehlikeli olabileceğini de kabul etmek gerekir. Bu yüzden yaşanan olayları milliyetçi dili kışkırtarak yorumlamanın kimseye faydası yok. Etnik nefreti, ırkçılığı çağrıştıran her yorumdan uzak durmak gerekir. Biz bu ülkede kardeşliğin sözcüsü olmalıyız. Bir kişinin başka bir kişiyi katletmesi nedeni ne olursa olsun kabul edilemez. Çünkü kişi kişiyi yargılayıp ceza veremez.

Bir sorunu gerçek nedeni dışında değerlendirme ve yönlendirme ahlaki bir sorundur. Ne yazık ki, çok sayıda kişi olayı kendi ideolojisi doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyor

Eğer bir kişi arada hiçbir anlaşmazlık yokken birini sadece Kürt olduğu için öldürüyor ise bunun savunulacak hiçbir yönü yoktur. Ülkede Tarafları Türk ve Kürt olan binlerce adlı olay yaşanıyor. Her olayı Türk- Kürt çatışması ile ilişkilendirmek doğru değil. Ayrıca bir kişi etnik kökeninden dolayı öldürülüyor ise bu asla kabul edilemez. Ülkemizde böyle bir çatışma fayının aktif olduğunu da kabul etmek gerekir.

            Konya katliamında karşımıza çıkan bir önemli sorun da olayları değerlendirirken ideolojik önyargılarımızın esiri olmamızdır. Sosyal olayların çok faktörlü olduğun gerçeğinden yola çıkarak indirgemeci ve genellemeci bakışın tuzağına düşmemeliyiz. Konya’daki katliam bir yönüyle iki aile arasındaki anlaşmazlığa dayanırken, katillerin kullandıkları tehdit dili ırkçı nefretin devam eden süreçte olaya eklendiği görülüyor.

            Yapmamız gereken, toplumda yükselen ırkçılığın yaratacağı tehlikelerin bilincinde olarak gerekli önlemleri almak, ayırımcı dil ve davranışlardan uzak durmaktır.

Yusuf Yavuzyılmaz’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir