Yusuf Yavuzyılmaz Yazdı: Wagner Krizi

03.07.2023

Prigojin’in kurduğu Wagner’in neden olduğu kriz, tahmin edilen derinliğe ve etkinliğe ulaşmadan çözüldü. Öte yandan, Wagner krizi dolayısıyla yaşanan süreç çok sayıda soruyu da gündeme taşıdı.

1- Wagner’in kurucusu Prigojin, Putin otoriter rejimini yıkmak ve Rusya’da açık demokratik rejim kurmak isteyen bir demokrat mı?

2- Wagner’in kurucusu Prigojin, Rus milliyetçisi mi, yoksa vatan haini bir provokatör mü?

3- Rusya’da yaşananlar ile 15 Temmuz darbe kalkışmasın benzerlikleri var mı?

4- Paralı askerlerin en büyük riski daha çok para veren devletler tarafından kolayca satın alınma ihtimalleri değil midir?

5- Rusya’da yaşananlar sistem içi bir hakimiyet kavgası mı, yoksa dış destekli Putin yönetimini devirme planı mı?

6- Rusya’ da yaşananlar paralı askerlerden kurulu orduların isyana son derece açık olduklarını, bu yüzden bu orduların devlet için son derece sakıncalı olduğunu gösterir mi?

7- Rusya’da yaşananlar, Rusya’yı yıkmak isteyen vatan haini, Batı ajanı birinin ihaneti midir?

8- Rusya’da yaşanan isyan, NATO’nun Putin rejimini yıkmak için kurguladığı senaryonun Putin tarafından etkisizleştirilmesi midir?

9- Rusya’da yaşanan Putin’in Ukrayna’dan çekilmesi için kurgulanmış bir senaryo mu?

10- Rusya’nın Ukrayna saldırısında kullandığı paralı askerinin isyanı sonucu birbirine girmesi nasıl açıklanabilir? Bu skandalın salt otoriter rejimlerde mümkün olacağı iddiası doğru mu?

Wagner, hapishaneden çıkan beş bin civarında katil, hırsız, uyuşturucu kullanmaktan yükümlü kişilerden oluşuyor. Dolayısıyla bu tür militer yapılanmalar yapıları itibarıyla sorunlu yapılardır.

Tarih boyunca örnekleri görülmesine karşın, Wagner sistemini dünyanın başına bela eden ABD’dir. Özellikle sitemden kaçırılarak yapılacak operasyonlarda bu tür yapılanmalar kullanılmaktadır. ABD, özellikle sınır ötesi operasyonlarda genellikle operasyon yapacağı ülkelerin içinden veya üçüncü ülkelerden oluşturduğu militer yapıları kullanmaktadır.

Wagner yapılanması, emperyalist ülkelerin diğer ülkelerde yaptığı operasyonlarda kullanılan büyük çoğunluğu eski suçlulardan oluşan katillerden oluşan bir silahlı kuvvettir.

Türkiyeli entelektüeller istisnası olsa bile Wagner krizini yorumlarken, Rusya otoriteryenliği ile Batı emperyalizmi arasında salınan bir noktada durdular.

Kuşku yok ki Wagner, tarih boyunca önemli bir sorun alanı olan, rejimlerin en pis işlerinin yaptırıldığı, ülkeye değil aldığı paradan başka hiçbir değere sadakat göstermeyen, çoğunlukla da eski hayatlarında suça bulaşmış tiplerden oluşan profesyonel bir güvenlik şirketidir. Bu tür oluşumların herhangi bir ideal uğruna devrim yapmaları oldukça zordur. Çünkü bir devrim yapacak ahlaki ilkeleri ve idealleri yoktur. Bu yapıları var eden halka dayanmaları ve adalet arayışları değil, rejimlerin para karşılığı çıkarlarını korumaktır. Bu yüzden isyan halkın hemen hiç katılmadığı bir kalkışmaya dönüştü.

            Öyle görülüyor ki, Wagner yapılanmasının geleceği üzerine Putin tarafından alınan karardan haberdar olan Prigojin, süreci engellemek üzere son kozunu oynadı.

Batı egemen sisteminin arasının iyi olmadığı Putin’i devirmek ya da zayıflatmak için Rusya’da bir iç ayaklanma hayali yarım kalmış gözüküyor. Ukrayna Savaşında aktif olarak öncü görev yapan Wagner’in bu isyan hareketi Rusya için bir zaaf yaratır mı? Ya da şöyle soralım: Zaten Ukrayna’dan çekilmek isteyen Putin rejimine bir imkân sunar mı? Bu sorulara şu an için cevap vermek oldukça zordur.

Eğer Wagner olayını Rusya’da Putin otoritesini zayıflatacak bir kalkışma olarak kabul ediliyorsa bilinmelidir ki, günün sonunda Putin eskisinden çok daha güçlüdür.

Kuşku yok ki, hak, hukuk, adalet ve demokrasi arayışı için Putin sistemi bir örnek olamaz. Çünkü Putinizm, merkezi otoritenin her şeye hâkim olduğu muhalefetin kendine çizilen sınırlar içinde kaldığı, liderin otoritesine dayalı bir rejim önerir.

Denetlenmeyen gücün sorun üretme kapasitesi yüksektir. Bu tür iktidar yapıları sorunludur.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Doç. Dr. İkbal Dürre’nin 25 Haziran 2023 Rudaw kaynaklı analizinde “Ukrayna savaşında Wagner’in bakanlıktan daha başarılı olduğunu, bu yüzden de Prigojin’in prestijinin arttığını, Şoygu ile Prigojin arasında bir prestij ve kıskançlık savaşı başladığı” iddiasını nasıl değerlendirmek gerekir? Kuşku yok ki, dile getirilen bu iddia da doğru olabilir. Sorun ne olursa olsun Prigojin ile onu kullanan güçler arasında bir anlaşmazlık ortaya çıkmıştır. Bu anlamda konu büyük ölçüde sistem içi bir yetki çatışması olarak tanımlanabilir.

Rusya’da yaşananlar paralı askerler konusunu yeniden düşünmeyi gerektiriyor. İkinci ve daha önemli bir konuda devletin sürdürdüğü operasyonlarda yasadışı güçleri kullanma eğilimidir. Suriye örneği bunun için yeterince öğreticidir.

Türkiye’nin geçmişinde de, özellikle Güneydoğu bölgesinde PKK terörüne karşı, paralı asker statüsünde olmada da, çeşitli örgütleri kullanmıştır. Bu örgütlerin bir bölümünün askeri üstlerde eğitim gördüğü iddiası kuvvetli delillerle ortaya konmuştur.

Abdullah Çatlı’dan Yeşil’e kadar Türkiye’nin karanlık yıllarında çok sayıda isim bu çatışmalarda yer almıştır. Bu isimlerden bazıları devletin denetimi dışına çıkarak farklı yollara sapmışlardır. Bu noktada devleti hukukun sınırları içine çekmekten başka bir çare yoktur. Hukuk devletinde yetkisini hukuktan almayan ve denetime açık olmayan hiçbir yapının bulunmaması gerekir.

Bu noktada mücadele hukuk devleti ve açık toplum oluşturma üzerinden yürütülmelidir.

Yusuf Yavuzyılmaz’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.