Zeynep Kılıç: İnsan En Büyük Kalemin Çizdiği Nakış

05.06.2023

Zannımca medya konusunda bu tespit ünlü bir araştırmacın tespitidir. Araştırmacının şu ilginç tespiti şöyleydi aya çıkış, keşif ve ayın ilk defa televizyonlara verilişini insanlar başlarını çevirseler de hemen yanı başlarındaki ayı çıplak gözle görebilirlerdi hem de zahmetsiz aracısız.

Fakat onlar ne yaptılar pencereden değil ayı medyanın etkisinden kalarak cezbine kapılarak ayı kendi pencerelerinden değil de televizyon ekranından seyretmeyi tercih ettiler.

İşte maalesef medya araçları tarafında her şeyin allanıp pullanıp önümüze, servis edildiği algılarımızı şekillendirdiği bir dönemde yaşıyoruz.

Lafı fazla dolandırmadan nasip kısmet işi diyelim çoğu vatandaş gibi bize de yıllardır ülkemizin hatta dolaylı yollardan da olsa başka halklara da yönetimde etkimizin olduğu bürokrasinin tepesi yönetimin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisine müşahit olmak görüp seyretmek nasip oldu.

Şehir tam bir hükümet kadın gibi eli maşalı, dominantı. Havasından mı suyundan mı biraz kasvetli, suratı biraz asık, tepeden bakarcasına bir o kadar girift, bir o kadar gri olsa da birden boşandığında rahmet vadilerinden bir ab-ı hayat arındırıyordu tüm kirlerden doğayı yeşili pürü pak.

Bu tür hissiyatla ve bir türlü çözemediğim sürekli kendimi İstanbul’da mıyım diye algıda karışıklıklar yaşadığım bir Ankara soluklamasından sonra o herkesin gözü üzerinde olduğu meclisi aliye de misafir konuk olduk.

Önce danışman rehber eşliğinden kapılar önümüze bir, bir açılırken pek bilemediğim meclis koridorlarında televizyon ekranlarına yoğunlaşmış insan kümeleri arasına daldık simaları belli idi ama isimlerini hatırlayamadım birçoğunun.

Haliyle katı, sert bürokrasinin doğası belli ki loş biraz eski demode olmuş sanki biraz tarih kokan koridorlarına yansımıştı meclisin.  Misafir konukların turuncumsu koltuklarını ilk defa bu kadar yakından görebilmiştim eh işte dedim medyanın beni yanılttığı kadar değil diye iç geçirmedim değil.

Şahsen ben meclisin içini yani yemin törenin yapıldığı yeri bizim şark odalarının anaca bi iki misli kadar büyük gördüm.

Tabiki de gidip görmediğim için izlenimlerim sözlerim saray da saray diye çokça eleştiri konusu olan Beştepe ve külliyeden dışarı çünkü ben anca gezip gördüğüm meclisi aliniz için konuşabiliyorum şu an.

Her neyse galiba benim beklentim çok yüksek o kadar fena da değil diye geçsem işin garip yanı bir tarafa bunlar o kadar mühim olmasa gerek bunlar fiziki teferruatlar ancak gazi meclisi yabana atmamak gerek havası ağır basıyordu.

İnsani teferruata gelince hakikaten Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği tarihi konuşması gibi Meclisi alinizi teşkil eden zevat yalnız Türk değil yalnız Kürt değil, yalnız Çerkez, Laz  değil hepsinden mürekkep ansır-ı İslamiyedir sözü şöyle bir etrafa baktığımda meclisi alinizi teşkil eden zevat yalnızca cumhur ittifakı değil yalnızca millet ittifakı değil aynı şekilde kırmızı soldan Yeşil sola, Yeniden refahtan, Gelecekten,  Deva, Saadet partililere Hüda Para kadar hepsinden mürekkep bir anasırı insaniye gibiydi.

Farkına varmadan tam karşımızda Devlet babanın meclisin en yaşlı üyesi olarak meclisi yönetirken sesini fark ettiğimde bir ara ses televizyondan geliyor sandım sonrasında ince sesi ile bir tarafta meclisin en genç üyelerinden Rümeysa Kadak diğer tarafta kapalı bir bayan vardı.

 

Eshab-ı kehfin uykudan uyanıp hakikati görüp gözlerine inanmamaları gibi bir haleti ruhiyeye düştüm kaldım. Peşimizden gelen güvenlikler canlandı gözümde, amfilerde, tuvaletlerde, otobüslerde başlarını açan kızlar her şey bana tuhaf şaka gibi geliyordu.

Bütün bu eksi artılara rağmen kendi kendime dedim hey gidi koca meclis şimdi senin bir yanın Sadi’nin gülistanı olmalıydı himmetten, hikmetten mest olan bir yanın Mevla’nın aşkı şems gibi alev, alev tutuşan pervaneler gibi zerreden küreye yek ahenk içinde emre amade olup akıp deveran eden.

Bir taraftan Yunus olacaktı kendini sigaya çeken bir tarafın Cezeri çağlar ötesi bilimi aşılayan diye yazarken bi baktım Cumhurbaşkanı Şeyh Edebali gibi insanı yaşat ki devlet yaşasın dedik Yunus Emre gibi yaradanı severiz yaratandan ötürü dedik Ahmed-i Hani gibi insan en büyük kalemin çizdiği nakıştır dedik.

Bugün de aynı hikmet ışığının izinden gidiyoruz. Bugün de aynı idealleri aynı ilkeleri savunuyoruz. Bugün de tüm Türkiye’ye Hacı Bektaş’ın Yunus Emre’nin pir Sultanın, Mevlana’nın Ahmed-i Haninin sevgi dili ile sesleniyoruz diye mesaj veriyordu.

Daldım daldım nerdeyse açıkçası ağlayacak gibi oldum gene hey Behlül-i divane ayakların dünyaya bassın ukbanın yolu dünyadan geçiyor diye kendimi dalgaya verdim.

Migrenin baş döndürücü etkisi meclisin heyecan ve hararetini bir arada yaşayınca olsun azimle gene kendimi toplamaya çalıştım ve yine meclise yoğunlaşmaya çalıştım.

Yapıcıoğlunda bir hamas edası sezinlesek de kravatlı hali ile kurallara riayet etti insanların korkularının aksine yemin metnini pürüzsüz okudu. Yenişehirlioğlu Tahsin bey gibi Abdülhamit dizisinden fışkırmışçasına şiir gibi dane, dane okudu yemin metnini. Yeşil soldan Mardin Milletvekili George Aslan ile hemşeri olduğumu sanki yeni fark etmişim. Özgür özel yemin edince bir alkış koptu. Bülent Arınç’ın oğlu sesiz sedasız geldi okudu yeminini yerine geçti. Yeşil sol parti gerildi ise de Gergerlioğlu sükûnet içinde okudu yemin metnini. Diyarbakır eski baro başkanı rahmetli Tahrir Elçini eşi Türkan Elçi yine bir o şekilde yemin metnini gereğince okuyup usulünce yerine geçti. Mardin’den Rahmetli Fehim Adak’ın oğlu babasının ruhunu meclise taşımıştı sanki. Ailesi de bir o kadar onun gibi heyecanlıydı.

Böyle tarihi anlara şahit olmak ister istemez hatıralara duygulara kapılıp tarihi anlara sürükleyip götürür insanı. Spontane de olsa bu kadar kısa süre içinde yani takriben bir kırk dakika veya bir saat içinde ne kadar da renkli sahnelere denk gelmişim. Meclis hakikatten koltuklarından çok insanları bakımından daha da çok renkliydi İlleri günlerde elbette bu renk ve çok seslilik demokrasinin gereği meclise yansıma ihtimali çok yüksektir. Fakat bunun her zamanki gibi kavgalı, yumruklu, dövüşlü, yıkıcı değil de birlik ve beraberliğimizi daha çok perçinleyici ve pekiştirici daha çok yapıcı ve yol gösterici olması temennisi ile… Çünkü ülkenin şuan için her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe çok sesliliğe büyümeye ve ayakları üzerinde dimdik durmaya ihtiyacı olduğu bir dönemden geçiyoruz geçmekteyiz umarım ülkece daha nice güzelliklere şahit olacağız..

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Zeynep Kılıç’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.