Zeynep Kılıç Yazdı: Avarlı Hacı Murat

08.04.2021

Nakşi tarikatına bağlı İmam Mansur’un başlattığı mücadele gazavat (Ruslar buna müridimiz derlerdi) sonrasında inisiyatif alan Kafkasya’nın ikinci imamı Hamzat, halefi Kafkas kartalı Şeyh Şamil ve yaveri Avarlı Hacı Murat… Kafkasya istiklalinde ve istikbalinde ün ve namları Rus’u Urus’u hayrete bırakan övülesi rehberler… Tolstoy’un kaleminden yazılan destansı er, erler… Bir Rus yazar Hacı Murat’ı niye anlatırdı ki. Sevgiden mi ya da saygıdan mı? Yazarın bundan murat ettiği neydi, bundaki sır ve tılsım neydi? Sırf edebiyat olsun diye mi Hacı Murat yazıldı, okundu?  Hacı Murat, Tolstoy’un yazmış olduğu esere hem isim veren hem de eserin başkahramanıdır. Tolstoy’un Hacı Murat’tan kastı kimsenin dillendirmediği bir hakikati Hacı Murat’ın gizli kalmış yönünü nesnel bir şekilde ve edebi bir dil ve biçimde ima etmek istemesidir. Hacı Murat Kafkasya’nın Avar hanına bağlı olup İmam Mansur’dan sonra İmam Hamzat’ın izinden giden Nakşi koluna bağlı Şeyh Şamil’in yaveridir. Hacı Murat, Hamzat’ın suikastına giriştiği için Rusların ilgisini çekmişti. Hacı Murat daha sonra hatalarından dolayı (Hamzat Suikastından dolayı Şeyhle arasının açılması)  pişmanlık duymuş ve hatalarına tövbe etmiştir. Yıllarca şeyhin naipliğini yapan ve harp hiledir desturu bağlamında Hacı Murat, Ruslara iltica edecek ve onların emniyetini kazandıktan sonra, mükemmel Rus silahlarıyla mücehhez bir ordu teşkil edip Şeyh Şamil’in üzerine yürüyecek ve bu silahları Şeyh Şamil’e takdim edecekti. “Olayın aslı buydu; ama bunu Rus kaynaklarının yazmaları mümkün değildi. Tolstoy ise “Hacı Murat”ı, bu gerçeği bildiği için yazıyordu. Hakikati açıkça söylemiyordu; ama satır aralarında Rus kaynaklarının da birer aldatmaca olduğunu belirtmekten geri kalmıyordu.  Hacı Murat (kan davasından dolayı Şeyh’e düşmanlıkla) yanlış lanse ediliyordu.

Rus generallerinden kimisi Hacı Murat’ın samimiyetine inanmasa da geçici de olsa Hacı Murat’ı elinde bulundurmanın faydalı olacağını bundan istifade edecekleri niyetiyle onu yanlarında bulundurmayı istemişler. Ve antlaşmaya göre Ruslar Hacı Murat’ın ailesini Şeyh Şamil’in elinden kurtaracaklardı. Hacı Murat da Şeyh’e karşı Ruslarla, kızıl orduyla işbirliği içinde olacaktı. Vorontzov, (Rus General) Hacı Murat’ın bu vaziyetini Rus Çarına rapor etti. Fakat Çernişev (Vorontzov’un tersini düşünen Rus general) Rus Çarına, Vorontzov’un her zaman kendi milletinin zararına olarak dağlıları koruduğuna, onlara karşı gevşek olduğuna, yanlış siyaset takip ettiğine, Hacı Murat’ı Kafkasya’da bırakmakla bu yanlışların en büyüğü olduğuna inandırmak istiyordu. Ne var ki Çernişev kendi kafasında kurduğu bu plan uygulamaya girmedi. Hacı Murat bir süreliğine Ruslara sığınır. Antlaşma yapılır. Fakat planı tutmaz Kafkasya’da şartlar daha da şiddetlenince Rusların baskı ve zulmü giderek artınca gel zaman git zaman Hacı Murat da bu siyasi/askeri taktikten sıkılır ve Ruslardan kurtulmak isteyerek kaçmaya çalışır. 

Düşman nara ve çığlıklarla birlikte yaklaşıyordu. Hacı Murat bu kez de sol böğründen yaralandı. Hendeğin içine uzanarak yine gömleğinden bir parça kumaş koparıp yarasına bastırdı. Bu ikinci yaranın öldürücü olduğunu anlamıştı. Gözü önünde hayatının önemli parçaları canlanmaya başladı. Anılların biri gidip bir diğeri geliyordu. Birinde kesilmiş ve sarkmış yüzünü bir eliyle tutarken diğer eliyle de düşmana aman vermeyen Ebununsal Han’ı görür gibi oldu. Kurnaz yüzlü Vorontzov’un yumuşak sesini duyar gibi oldu. Daha sonra karısı Safiyat, oğlu Yusuf ve yıllardır birlikte akından akına koştuğu Şeyh Şamil canlandı gözünde. 

Bir rüya görmüş gibi gözünün önünden geçmiş olan tüm bu Anıllar onda ne bir acıma ne de bir korku uyandırıyordu. Şu an hayatının en önemli dakikalarıydı. Önceki yaşadıkları bunun yanında hiç de önemli değildi. Ölümle defalarca burun buruna gelmiş, fakat bu denli yaklaşmamıştı. Henüz dengesi bozulmamış, ayakta durabiliyordu. Son bir gayretle doğrulup kendisine doğru gelmekte olan askere ateş etti. Eline hançerini alıp hendekten çıktı. Topallayarak ağır ağır yürüyordu. Dört bir yandan üzerine kurşun yağdırıldı. Vücuduna saplanan kurşunlar onu sarsarak yere devirmiştir. Onun devrildiğini gören milislerden birkaçı üzerine doğru koştu. Daha ölmemişti. Yeniden kıpırdadı, tıraşlı kafası kanlar içindeydi. Yavaş yavaş doğrularak ayağa kalktı. Öylesine korkunç bir hali vardı ki koşanlar olduğu yerde kaldılar. Fakat bu onun son ayağa kalkışıydı. Bir iki sallandı ve yüzükoyun yere kapaklandı. Artık kıpırdamıyordu. Fakat hala çevresinde olanları duyabiliyordu. Hacı Ağa (Rus müttefiki) onun devrildiği yere gelip kamasını eline alarak tıpkı bir leş kargası gibi üzerine çullanmıştı.  Kafasına inen kamaları çekiç darbeleri gibi hissetti. Kim, niçin vuruyordu bilemedi. Gövdesiyle son bağlantısı da o darbeler altında kesilmişti. Artık kıpırdamıyordu.  Fakat hala çevresinde olanları duyabiliyordu. Artık hiçbir şey duymuyordu. Çiğnenip doğranılan vücut artık onun değildi. Sırtına basan Hacı Ağa iki kama darbesiyle başını ortadan ayırdı. Çevrenin yeşilliği, Hacı Murat’ın başından fışkıran al kanlara boyanmıştı. Hacı Murat ve adamlarının ölüsü Hacı Ağa, Ahmed Han, Kar-genov ve milisleri tarafından dört bir yandan sarılmıştı. Şimdi patlamalarının ürkütüp susturduğu bülbüller de yeniden şakımaya başlamıştı. Birinin sesi oldukça yakından geliyordu. 

“İşte, sürülmüş tarlanın ortasında ezilmiş olan devedikeni bana bu ölümü hatırlamıştı…” 

Meryem ana dikeni olarak da bilinen devedikeni teşbihinden kasıt Kafkasya’dır, (Cacasus/Kakejya) Kafkas halkıdır. Dağlıdır yabanıldır; fakat kendine hastır, özgündür… Haşindir, çetindir dağılmaya dağıtılmaya gelmez, bulaşılmaz… Hırçındır; ezmeye ezdirilmeye direnç gösterir, başkaldırır, direnir… Ezilirse; dağıtır, ezilirse acıtır ve ezdirilirse kanatır… Renk cümbüşüdür, solmaz soldurulmaz, soldurulursa zifiriye bulaşılır, karanlığa duçar olunur…

Fakat işte her zamanki gibi yeniden kamp, zindan ve ölüm üçayaklı Mezalim sehpası… Nice kızıl sehpa Urus’tan Laçine, Çin’den Maçin’e… Yıllarca kurulu kalacaktı bu sehpa… Bu kızıl sehpayı kıracak bir el yok mu? Diye feryat edilecekti… Ey Allah’a inananlar ne duruyorsunuz. Kalkın ter kokulu yataklarınızdan. Bırakın birbirinize karşı sahte tebessümleri. El ele, gönül gönle verin. Daha dün atalarınızın, atlarının terini silen dinsiz ecnebi uşakları bu gün sizi orak ve çekice köle yapmak istiyorlar. Onlara fırsat vermeyin, vermeyin şunlara/onlara fırsat…

 

Zeynep Kılıç’ın Tüm Yazıları

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir