Zeynep Kılıç Yazdı: Buna Ne Demeli

15.12.2021

İnsanoğlu sigaya çekmelidir kendini başkasını çekmeden evvel. Ölmeden önce ölün dercesine. Yaşamayı bildiği gibi ölmeyi de bilmeli. Kirlenmeye can attığı gibi temizlenmeyi de adet, huy edinmeli. Hata işlediğinde tövbe eşiğini aşındırmaktan taviz vermemeli. Nefsi lavame ile ilenmeli ki cenabı hakkın  ‘la uksimu’ yok kasem etmem, etmem ki ila kendini kınayan nefis üzere. Allahuekber bu nasıl helezondur bu nasıl bir döngü ki kınayıcının nefsi noter onaylı yeminleri gölgesinde bırakıyor. Kınıyor, kırılıyor, dökülüyor ama bilmiyor küllerinden doğup doğup büyüyecek Rabbinin şanına lisanına mazhar olacak. Bazen insan kınamayı bilmeli önce kendinden başlayarak kendiyle konuşmalı rabbiyle konuşurcasına, sitem etmeli arınırcasına. Ve demeli ki ben sana çok kırıldım ey kalbim müstakimin istikametinden rotasından çıktığın için, sana gücendim sana yenildim ey kalbim. Ve ey rolünü şaşıran elim ayağım. Ya veyli demelisin eyvahlar olsun bana demelisin o güne ki ağzın mühürlenecek elin kolların konuşacak haline, ahvaline şahitlik edecek. Yaveyli, yaveyli gülüyoruz ağlanacak halimize. Her neysen her kimsen ey kalbim beni bu gün çok yordun çok kırdın dizginlerin elimden çıkmış bir küheylan gibi yerden yere savurdun beni… İyisi mi ben bugün sana çok kırgınım ey kalbim mümkünse bu gün sen bana hiç dokunma hiç bulaşma..

Ve ben bu gün sana çok kırgınım ey kalbim

Kahverenginden kaderine de

Kırgınım sana ben bugün evet evet

Ben olmayan bize, biz olamayan bana da kırgınım

Bize bizden gayrı dost olana da

Ondan ayrı gayrı olana, olanlara da herkese hepimize topumuza

Ve haydan gelip  huya gitmeyi bilmeyene de kırgınım

Bana ne ben bu gün sana çok kırgınım ey kalbim

Yorgunum,  firakım, ırağım ben  bana ve ben bize

Kırgınım ben, ne kabına sığabilen bu kalbe

Ne arş-u alaya ne ne ruy-u zemine

Biçare desinler bigane desinler ne yani

Ceketinin fiyakası mı bozulacak

Bozulsun bozulunca Ebu Turabın

Deli divane  desinler ne çıkar

Deli dedikleri değil miydi el emin olan Peygamber

Divane dedikleri divanına durmuş bir avuç cengaver

Bir Seyfullah bir Esedullah bir Haydar-ı kerrar

Kükrer hala sesleri şah-ı Resulun otağında

Civanmertçe kuşatırlardı cengi dört bir tarafında

Bedir de Uhutta  Hendekte  mahmuzlanmış şaha kalkan atlarla

Hadi mecnun sansınlar seni ne çıkar ya da Leyla

Bilemezler yükseliyor ki bir vaveyla

Geceyi gündüze katan üryan bir habercinin nidasında

Kus bin Saide’nin kızıl telalığında

Ey insan ey insanlar geliyor gelmekte olan yaklaşıyor yaklaşan.

Sana kızmışımdır bu gün ey kalbim

Bir Musa’dır belki çatmışsındır Adem’e kadere, kaderine çatarcasına

Kalemi kaldırılmış sayfası dondurulmuş olan levh-i mahfuzun

Siğaya çekmek istemiştir çekmiştir ya da hizaya nefs-i emarenin

Sen ancak bu kadarsın ve sen ancak ve ancak cürmün kadar yer yakarsın

Yaksaydın ya, o küçücük cüssenle o devasa cehennemi

Bir İbrahim gibi bir bostan bir gülistan gibi 

Bana ne bugün sana çok kırgınım ey kalbim

Kelebekler gibi yanmadın  ya dosttan rahmandan gelen müssahar bir ateşin

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Zeynep Kılıç’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir