Zeynep Kılıç Yazdı: Gulam’ın (Delikanlının) Rabbinin Adıyla Ashabı Uhdud

01.11.2021

Burçlarla dolu göğe andolsun. Vaat edilmiş güne (kıyamet) andolsun. Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki (müminleri yakmak için) hendek kazıp içinde alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir. O vakit ateşin etrafında oturmuş müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Onlar müminlere ancak göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah’a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah her şeye şahittir. Şüphesiz mümin erkelerle mümin kadınlara işkence edip sonra da tövbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır. İman edip salih amel işleyenlere gelince onlar içinde ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır. Şüphesiz Rabbinin yakalaması çok çetindir. (Buruc 1/12)

Buruc süresinde geçen ayetlerde Ashabı Uhdud’a işaret edildiği tefsir edilir. Uhdud’un anlamı iman edenleri yakmak için ulûhiyet (ilahlık/tanrılık) taslayanlar tarafından kazılan hendeklerden geldiği söylenir. Ashabı Uhdud’un hikâyesi Ahmet bin Hanbel’in, Suheyp’ten, naklettiği hadiste şöyle bahsedilir. Bu hadise göre Mekke müşrikleri inanlar üzerinde baskıları artırınca Peygamberimiz Uhdud ashabının hikâyesini şöyle anlatmıştır: Bir zamanlar Hükümdarın birinin ünlü bir büyücüsü varmış. Zaman ilerledikçe büyücü hükümdara yaşlandığını ve yerine geçecek çalışkan bir genci eğitmek için kendisine getirmesini talep eder. Hükümdar yaşlı büyücüye çalışkan, zeki bir genç verir. Aynı zamanda hükümdarın bir tane rahibi de var sarayında. Gel zaman git zaman bu gencin ilgisi büyücüden çok rahibe kayar. Fakat rahiple nasıl fırsat bulup zaman geçireceğini bilememiş. Rahip ona ailen seni sorduğunda büyücünün yanında olduğunu büyücü seni sorduğunda ailenin yanında olduğunu söylemesini tembihlemiş. Böylece delikanlı, rahiple daha çok zaman geçirmiş. Fakat delikanlı genç, yaşlı büyücünün mü ya da rahibin mi doğru yol üzere olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu, şüphe içindeydi. O aralar garip bir hayvan yüzünden insanlar evlerine tıkanmış dışarı çıkamıyorlardı. Delikanlı genç eline bir taş alarak ey Rabbim eğer katında rahip daha hayırlıysa doğru yoldaysa bu taşla bu hayvanı öldürüver diye dua ederek taşı hayvana fırlattı. Taşı atar atmaz hayvanı öldürür. Ve böylece hakikati öğrenip sevinir. Delikanlı genç hikmette ilerledi. Hastaları Allahın izniyle iyileştirir, sağırları işittirir, dilsizleri dile getirir, kör gözlerin açılmasına vesile oluyordu. Sarayda bulunan kör, ama adamın birisinin gözlerini iyileştirmişti. Hükümdar ona kim gözlerini iyileştirdi diye sordu. Adam rabbim dedi. Hükümdar senin benden başka rabbin mi var? dedi. Adam evet benim de senin de rabbin olan Allah’tır. Hükümdar adama işkence eder adam delikanlı genci hükümdara haber eder. Hükümdar hemen sarayındaki delikanlıyı çağırtır. Sen hastaları iyileştirecek, sağırları işittirecek, dilsizleri konuşturacak kadar büyü ilminde ilerledin.  Delikanlı ben kimseyi iyileştirmedim onlara yalnızca Aziz ve Celil olan Allah şifa verdi dedi. Hükümdar ben mi dedi delikanlı genç yok hayır dedi. Hükümdar senin benden başka rabbin mi var? dedi. Delikanlı benim de rabbim senin de rabbin olan Allah, dedi. Hükümdar onu da aldı ona işkence etti.  Bunun üzerine Delikanlı genç, hükümdara rahibi haber etti. Rahip getirilince ona dininden dönmesi emredildi. Rahip dininden dönmedi bunun üzerine hükümdar testereyi rahibin başına koyup onu ortadan ikiye böldü. Kör adam da dininden dönmeyince hükümdar onu da ikiye ayırdı.  Genç delikanlıya da dininden dön denildi dönmediği için hükümdar onu bir toplulukla dağın başına gönderdi dininden dönmezse eğer dağdan atmalarını istedi. Adamlar onu dağın tepesine götürdüklerinde delikanlı genç: Allah’ım onlara karşı beni dilediğin şekilde koru, diye yalvardı. Bunun üzerine dağ yerinden oynadı, titredi ve gelenlerin hepsi aşağı düşüp öldüler. Delikanlı genç bir yolunu bulup hükümdarın yanına çıka geldi. Hükümdar arkadaşların nerde onlara ne oldu diye sordu. Delikanlı genç onlara karşı Allah bana kâfi geldi dedi.  Bunun üzerine hükümdar onu bir başka grup adamlarıyla sandala bindirmelerini ve eğer dininden dönmez ise denize atmaları için gönderdi. Delikanlı yine aynı duasıyla Allah’a yalvardı ve adamların hepsi denizde boğuldu. Delikanlı bir yolunu bulup yine hükümdarın huzuruna çıka durur. Hükümdar yine sorar arkadaşlarına ne oldu, nerdeler? diye. Delikanlı onlara karşı yine Allah bana kâfi geldi.  Delikanlı, hükümdara dönüp benim söylediklerimi yapmadıkça bana karşı galip gelemezsin dedi. Hükümdar neymiş o dedi. Bütün insanları yüksek bir yerde toplar beni de bir hurma kütüğüne asar sonra eline bir ok alır ve delikanlının, gulamın (gencin) rabbinin adıyla deyip atarsın. Hükümdar böyle yaptı ve delikanlı gencin Rabinin adıyla deyip oku attı ok delikanlı gencin yüzünden gözü ve kulağı arasına denk gelip saplandı. Ve delikanlı genç elini yüzüne koyarak orda şehit oldu. Bu ibretlik olayı gören halk biz delikanlının, gencin rabbine iman ettik dediler.  Bunun üzerine hükümdar her tarafa çukurlar kazdırıp iman eden herkesi ateşle dolu çukurlara attırıyordu. O sırada bebeği ile birlikte bir kadın getirildi ateşe atılmak üzereyken kadının (bu kadının isminin Maşite olduğu da söylenir) tereddüt etmemesi için bebeği Allah tarafından dile geldi. Anneciğim sabr et sebat et muhakkak ki sen hak yol üzeresin hak yoldasın, dedi. Ve ateşe atıldılar. Bebek ve annesi..

https://inzardergisi.com/Arsiv/inzarCD/InzarYIL_01/SAYI_02/19_AshabUhdud.htm

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Zeynep Kılıç’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.