Zeynep Kılıç Yazdı: Soykırımın En İltimaslı Adamları Ermeniler

01.05.2022

Hamidiye hatta Kürtler arasında eskeré Hımédiye diye anılan Hamidiye alayları yine Kürtler arsında Bav-é Kürdan (Kürtlerin babası) diye anılan II. Abdülhamit Han’ın müthiş askeri stratejisiydi.  Birinci dünya harbinden evvel Rus çarlığının doğuda ve akabinde Müslüman Osmanlıya karşı kurduğu Taşnak ve Hınçak gibi örgütlerinin olası tehditlerine karşı bölgede yoğunluk oluşturan Kürtlerden Abdülhamit Han kendi dehasıyla Hamidiye alaylarını kurar.  Böylece hem savuruk Kürtlerin gücü raptı zapt altına alınmış hem de Rus çarlığından doğudan gelecek tehdit engellenmiş.  Hamidiye alayları tabii ki durup dururken keyfinden kurulmamıştı. Doğuda Müslüman Osmanlıya karşı bir tehdit ve Ermeni-Rus örgütlenmesi vardı ki böyle bir askeri alaya ihtiyaç duyulmuş, kurulmuştur. Hatırlandığı kadarıyla bu gün nasıl insanlar IŞİD’le birbirlerini korkutuyorlarsa bir zamanlar da çocuklar samanlığa ahıra korka, korka giderlerken birbirlerini Ermenilerle korkuturlardı, kaçııııın ermeni geldi derlerdi. Ermeniler herkes için büyük kâbustu. Ermenileri kendi gözümüzle görmediğimiz için uzaktan da olsa yaptıkları yağmadan talanlardan olsa gerek onları insan sanmazdık. Onları Müslümanların dersini yüzüp postunu sap samanla dolduran cani canavar gibisinden aklımızda tahayyül ederdik hep.  Daha sonraları fark ettik ki bizim de aramızda bu ırka mensup insanlar varmış, hatta Müslüman olup yerli halka karışmış Ermenilikleri her hatırlandığında örtbas etmiş eş dostla beraber yaşıyormuşuz. Bunlar elbette ki tehcir sırasında eziyetler çekmiştir. Herhalde pamuklara sarılı sürülmemişlerdir. Yer, yer infaz edilmişler, esir alınmışlardır, nice zulme uğramışlardır. Çünkü har vurup harman savurmak esir almak ganimet, talan yağma yıkım savaşların âdetindendir. Kendileri Müslüman fakat Ermeni asıllı yaşlı babaannelerden büyüklerden duymuştuk. Birisi şöyle demişti: Bizi bir köye getirdiler kız kardeşimle küçüktük evin Kürt sahibesi o zamanlar banyo olmadığı için bizi evin bir köşesinde su giderinin olduğu yerde bakır bir leğende yıkamak için elbiselerimizi soydu, elbiselerimin arasına haçımı saklamıştım elbiselerimi giydiğimde haçımı almışlardı. Kardeşimin kulağındaki küpeleri de çıkarmadan direk kulağından söküp aldılar. Kimisi neredeyse bir asır evvel Doğu’dan,  Erzurum’dan Varto’dan gelmişler o zamanda çocukken bile okulda daktiloyu şakır şakır kullandığını söyleyen bu ve benzeri ermeni kökenli Müslüman büyüklere herkes hayretler içinde bakarken ama onlar İslam’la şereflendiğine bin şükür ederdi hatta ve hatta sabah namazında başı secdede vefat edenlere şahitlik edilmiştir.  Kendi evladı ıyallerinden belki yarım asır kadar Müslüman meskûnu olarak ezanı okuyup duran olmuştur. Birisi onlara Ermenilikten bahsetse tabiri yerinde ise adamı gebertirlerdi. Birçok Ermeni büyük aileler tarafından evlatlık alınmış miras sahibi kılınmışlar. Evlendirilmişler çoluk çocuk sahibi olmuşlar söz sahibi olmuşlar. Ayrımcılığa tabi tutulmamışlar onlardan kız alınmış kız verilmiştir. Onları genel itibarıyla beyaz kızılımsı ten renklerinden mavi, yeşil gözlerinden tanırsın. Doğuda nesebin çoğunluğu melez rengini simasını bunlardan rengini şeklini almıştır. Hatta belki de bundan dolayıdır ki asıl Kürtler mavi gözlü beyaz tenli diye bir yanlış anlaşılma da vardır. Fakat gerçekte ise Kürtlerin ten rengi daha sarımsı esmerimsi ve gözler kara kahverengimsidir. Evet, tehcir sırasında yer, yer mezalim vukuatları olmuştur. Doğuda hatta medrese talebelerinin canlı şahitlerinin aktardıklarına göre Bitlis civarında bir köyün medresesinde kalıyorduk köyün imamı bize hadin bre feqqeler (Kürtçede medrese talebesi) kuşanın tüfenglerinizi Ermenileri vurmaya gidiyoruz diye emir verdi biz iki arkadaş: biz talebeyiz biz insan öldürmeyi bilmeyiz desek de medrese hocaları tarafından gâvura karşı savaşmak cihat sayıldığından ya tüfengi alıp bizimle gelirsiniz ya da bu medreseden kovulursunuz gibi olayın bire bir canlı şahitlerinden de hikâyeler duyulmuştur. Fakat bu tek taraflı masumane başlayan bir olay değildir. Her defasından ermeni soykırımı mevzu bahis edilirken Müslüman’ın tüfenginden zulmünden bahsedilirken Rus’un-Urusun, Müslümanların sırtını evini barkını memleketini topa tutup ateşe veren, insanları koyun gibi önüne katıp süren mitralyözden hiç bahsetmezler. Ermenilerin soykırımından bahsederler fakat Ermenistan’da kırılan Müslüman Türklerin Stalin tarafından vagon, vagon orta Asya’ya Kazakistan’a Özbekistan’a oraya buraya sürülen Müslüman Kürtlerin ismi namı bile anılmaz. Savaş olmuşsa soykırım olmuşsa elbette ki bu karşılıklı çekişmelerden doğmuştur. Ya da şöyle bir mantık yürütelim Ermenileri Kürt alayları öldürmüşse fatura niye Türklere kesiliyor.. Soykırımı meşrulaştırmak hiç kimsenin haddi değildir ister bu Ermeni soykırımı olsun ister bugün Müslümanları kıyım, kıyım kıyan zamanında Hitler tarafından fırınlarda haşlanan Yahudiler bile olsun. Zulüm zulümdür. Zulmün dini, dili, rengi cinsi, olmaz olamaz.  Fakat işin çetrefil tarafı alamet-i farikan hilal ise sen kim vurduya gidersin haç ise bir asır geçse hala birileri senin hakkını arayıp senin toz duman olmuş kuru kemiklerin üzerinde siyaset devşirirler. Bu vatanda bu topraklar üzerinde yaşamasan bile birileri çıkar hamilik eder sana vatandaşlık hakkını talep ederler.  Yedi ceddin yurtdışına bağlı olsa da. Seni inisiyatif sahibi yapmak isterler. Sana yeni, yeni fermanlar biçerler çoğunluk tabanın sahip olmadığı azınlığın imtiyaz sahibi kılındığı ıslahattan, Tanzimat’tan. Bu batı membalı fermanlarla insan haklarını ihdas ederler. Sorgusuz sualsiz her kapıyı sana açarlar.  Büyük bir inisiyatif sahibi olursun orduya, yargıya, yürütmeye dahil olursun ve bir bakmışsın bir Emanuel Karasu gibi asli bir hüviyet edinirsin. Hürriyet demokrasi havariliğine soyunursun bir hararetle Mecli-si Mebusanı açtırırsın. Moderen ittihatı muttahidi peşine takarsın. Hain Nahum olursun Ali Osmaniye senaryolar kurarsın. Ali Osmaniye İslam’a biçilen yüz yıllık eceli sen kendin biçersin. Bütün bir dünyayı birbirine karşı çocukların oyuncak askerlerini oyunda konuşlandırdığı gibi birbirine konuşlandırırısın. Sömürgelerden asker toplarsın bizi, bize kırdırırsın ve mandanın kaymağını yine sen yine sen bölerek parçalayarak löp, löp yutarak midye indirirsin. Sonrasında mı sonrası anca ağa sola pislersin. Nüfus yoğunluğu üzerinden ulus devletçikler kurarsın fakat aynı nüfustan Arapları bin parselle parsellersin. Türkleri üç kıtadan bir yarım kıtaya hapsedersin Kürtleri kendi içinde dört parçaya bölersin elinden kutsalını alırsın aç, sefil, muhtaç bırakırsın. Terörize edersin oraya buraya peşkeş çekersin pimi çekilmemmiş mayınlar gibi haremlere yerleştirirsin kardeşi kardeşe düşürürsün ve hala eşitlikten, adaletten, hak hukuktan dem vurursun. Cahiliye dönemindeki Araplar gibi helvadan değil, putunu, sanemini asabi diktatörlerden, hunharlardan cuntacılardan icat edersin yeri geldi mi bunları bir ejderha gibi bir kobra yılanı gibi demokrasi sosuyla bir, bir yutarsın. Yüz yıl evvelden Ermeni soykırımına hak iddia edersin, bize insanlık dersi vermeye çalışırsın, yakın geçmiş tarihine bir utanç gibi düşen Sabra’nın Şatilla’nın Srebrenitsa’nın Irak’ın Afganistan’ın Suriye’nin Dimeşk’ın Halepçe’nin Hıms-u Hama’nın üstüne kirden karanlıktan gönlünce birer sünger çekersin. Ancak şu biline ki küfürle abad olunsa bile zulümle abad olunmaz, zulümle abad olunamaz…

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Zeynep Kılıç’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.