Zeynep Kılıç Yazdı: Yasin Börü Filmi / Hak-Hukuk-Adalet Sirkülasyonu

08.05.2023

Bir haber sitesinin sosyal medya sayfasında Yasin Börü katliamının film versiyonu verilmişti. Katliam filmleşirken arada bir olayın yaşandığı gerçek görüntüler de es geçilmiyor. Gerçek olaydan gerçek kareler yansıtılıyor. Filmin en acıklı sahnesi Yasin Börü’nün babasının morgda Yasin’in cenazesini tanıyamamasıdır. En acıklı tablo ise bu tanıyamamazlık karşısında Yasin’in annesinin uyarısı üzerine babasının Yasin’i dizden aşağı bacağında bir benle tanıması ise tam sahabe döneminde yaralarıyla tanınmaz hale gelen şehitleri hatırlatır bize. İşin başka bir esrarengiz boyutu ise katliam yaşanmadan az evvel eve sığınanları korumak için defalarca ev sahibesi polisi eve çağırıp adres vermesidir. Fakat enteresan olan istifini bozmadan emniyet müdürünün cigarasını yakmaya devam etmesidir. Tam bu görüntülerle kalbimiz yerinden fışkırmaya çalışacak gibi olurken hoppala Trabzon’da bu kez Hür Dava Partisinin elemanları linç edilmeye çalışılıyordu. Emniyet bu sefer bıraksa nerdeyse ikinci bir Yasin Börü vakası rahatlıkla yaşanacaktı.  Ama bu kez holiganları aratmayan Türk asıllı aşırı milliyetçilerin eli ile.

Emniyet müdürü bütün içtenliği ile topluluğu yatıştırmaya çalışıyor. Ama adamlar sanki etten duvar örmüş polislerin üzerinden uçuyorlar, standa asılı olan Türk bayrağını söküp almaya çalışıyorlar. Görmeyen de satandakiler bayrağı rehin almış sanır. Polis tüm çabasıyla kalabalığı geri itiyor, emniyet müdürü bireysel olarak teker teker kişileri muhatap alıp dinliyor, seviyor okşuyor. Canım cicim diyor fakat nafile bu sefer uluyorlar sonra istiklal marşını okuyorlar, satandakiler de eşlik ediyorlar. Kalabalık stanttakilerle göz göze geldiklerinde yine hırçınlaşıp duruyorlar. Tamam hiç kimse sütten çıkmış ak kaşık olmazsa da yahu adamlar sanki PKK bayrağını mı astı bayrak asıyorlar alıyorsunuz. İstiklal marşı okuyorlar kızıyorsunuz. Ne yani dağa mı çıksınlar istiyorsunuz. Çocuğun biri emniyet müdürüne, müdürüm benim Türklüğümü tanımayan, bayrağımı tanımayan adamla ben..

Emniyet Müdürü insanlar arasına kin ve düşmanlık yaratıyorsan ve bu insanlar zarar görüyorsa…Bakın şiddet önemlidir.

Genç: Ben şiddet mi yaptım vurdum mu?

Müdür: Bak bu topluluk her an farklı hale gelebilir böyle tutup da hedef göstermeye gelmişsin buraya. Kıralım, dökelim öyle bir şey yok. Anayasal hakları vardır. 298 kanunun uygulanmasına bakarım. Genç: kanunun sadece 298 kanunundan ibaret değil ben vatandaşlık kanununa bakarım. Müdür: sen anayasayı okudun mu. Okudum ben yıllarca KPSS’ye çalıştım. Van’a dönüp baktığımızda parmaklar havada zafer işaretleri ile platformda Van halkını selamlıyor İmamoğlu eşi ile birlikte..

Ne mutlu bana, sevgili dostlarım ne mutlu bana Vanlılar. Bu güneş. Bu güzel güneş Van’da ülkemize bir başka doğar. Van’ın sokaklarını gezerken sekiz on yaşındaki çocuklardan liseye giden gençlere varıncaya kadar sokakta beni çevirip yürekten içten kalpten elimi tutup bir şey istemiyoruz Ekrem abi biz adalet istiyoruz demelerini hiç unutmuyorum, hiç unutmuyorum. Hak hukuk adalet sesleri tezahüratlar altında ayyuka çıkıyor. Birileri adaletin Ekrem’i de olmaz Selahaddin’i de olmaz derken adaletin büyüğü de olmaz küçüğü de olmaz Yasin’i de olmaz deseydi iyiydi. Tezahüratlarda birileri ‘bi roh bi dem bi din ya Saddam’ dercesine dişe, diş kana kan seninleyiz Öcalan sloganları attı, durdu.

Aynı benzer tezahüratlar 5 Mayıs’ta (Péncé Gülané) yeşil sol partisinin düzenlemiş olduğu mitingde de atılmaya çalışıldı. Miting Mardin Kızıltepe otogarında başladı. Otogar, Kızıltepe halkının gösteri ve olayların örgütlenmesinde küçük bir taksimi andırsa da otogarda gizli mahalle baskısını andırır gibi hayırsever işverenler tarafından meydana büyük bir otogar camisi, kurulduğu doğrudur. Bütün bu partinin mitinglerinin aksine miting bir ayetin okunmasıyla başlandı. Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte her şeyi görmekte (Nisa 58)

Ayetin okunmasıyla mitingde yıllardır süregelen bir gelenek bozulmuştu. İyi güzel de ayeti okuyan da ayeti yanlış okuduğunu itiraf ediyordu Dinleyenler de zati anlamıyorlardı ayetin mealini. Çünkü yabancıydılar belli ki en azında disa disa em diye tempoya durmak kadar bile anlamamışlardı ayeti kerimeyi. Fakat adettende olsa cılız bir âmin sesleri de yükselmedi değil. Ezan okunurken sözlere ara verildi.  Azadi partisinin mensubu adam ayet okuyor millet jin jiyan azadi diye haykırıyor. Adam bila we bi diné Xüda ne xapinin. Evana néziki hezar sali go milleté Kürt bi navé müslümantiyek şaş bı deste Müslümané şaş téne talankırin téne virankirin.  Bunlar bin yıla yakındır yanlış bir Müslümanlıkla, yanlış Müslümanların elleri ile Kürtleri talan ediyorlar, viran ediyorlar. Zannımca Osmanlının yıkılışı yüzyılı aşkındır. Bu bin yıl dediği İslam hangi İslam oluyor ucu hangi sahabeye dayanıyor. Doğrusu merak etmedim değil. Kürt ve Kürdistanı itibar etmeyenler rağbet etmeyenleri gece gündüz başları secdede olsa Allah’ın tabiriyle onlar münafıktırlar, onlar zalimlerin temsilcisidirler diye, eğri doğru hepimizi münafıklardan ilan etti nerdeyse. Tam bunları haykırırken ezan sesi sustular susmak adettendi galiba ama olsun gene de hürmet ettiler diyelim. Fakat spiker ıskalamıyor iyi bir çepik istiyor gene ezan sesi kayboluyor. Suriyeli alimlerden Recep Tayyip Erdoğan’a oy verin fetvası çıkarken Yeşil sol mitinginde konuşan adam din, diyanet adına Kılıçdaroğlu’na oy istiyor. Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklersiniz desteklemezsiniz bu siyasi bir inisiyatif hakkıdır.

Sahiden adaletin Peygamberi bize gelseydi Kurana göre Allaha göre, hâddin hak, hukuk, adalet için en azından Yasin Börü için olmazsa da Selahattin Demirtaş, Öcalan için oyunuzu Kılıçdaroğlu’na mı kullanın diyecekti. Fakat Allah muhafaza Allah’ın dinine iftira atmaktan daha zalim kim olabilir ki.

Sonrasında mikrofonu eline alan konuşmacı Kürt halkına Kürtçe seslendi. Az bir kısımdan sonra Türkçeye çevirdi bunun da şerhini yaptı mesaj yerine ulaşsın istiyorum o yüzden Türkçe konuşuyorum dedi. Mardin Türkçesi ile gırtlaktan konuşarak. Akp’nin ilçe başkanlığını yapan kaymakamlar, vali bunun hesabını verecekler diye devlete hükümete yüklenirken aşiretleri de es geçmedi. Tam bu sıra on binler biji serok apo diye haykırıyordu.

Burada aşiretler maşiretler yok en büyük aşiret Kürt halkıdır ve Kürt halkının partisidir. Burada aşiret ayaklarıyla halkımıza giderek yanıltmak isteyenlere asla ve asla yüz vermeyin bu bir mücadeledir. Akp’ye veya başka partiye oy vermek günahtır, haramdır diyorum diye açıklamalarda bulundu. Günah ve haram mevzusu elbette siyasi bir mevzu değil teolojik bir mevzudur. Diğer meseleye gelince konuşanın evet ezeli hatta ebedi hasım olabildiği kafası hoş aşiret olabilir buna kimsenin diyeceği yok bu ailevi bir durumdur. Ama genelleme yapıp öyle aşiretlere yüklendi ki sanki kendisi aşiret görmemiş, aşiretlerden değilmiş, gibi konuştu. Evet aşiretlerin eksisi, artısı tartışmaya açık olsa da. Hâlbuki Kürtlerde aşiret mensubu olmak bir soyluluk nişanesidir ve Kürtlerin ekseriyeti aşiretlerden olmadır. Kürt gelenek, örf ve adetlerinin en saf haliyle taşıyıcısı bu aşiretlerdir denilebilir. Zira aşiretlerin yol ve yöntemi jön Türkleri adım adım takip eden neredeyse her hal ve hareketlerini kopyala yapıştır yapan yeni Kürt oluşumlarından, jön Kürtlerin kadrolarının yol ve yönteminden apayrıdır denilebilir.

Bu bağlamda doğu illerinde yeni seçilen aday listelerinin geneline baktığımızda merkez solda ya da Yeşil sol partiden seçilen adayların hem Kürt halkına hem Türk halkına hem de Kürt kültür örf ve adetlerine yabancı olup, atanmış bir kayyum kadar icraatı olmayıp halka yabancı olan kadrolardan oluşabiliyor. Bunlar direk kendi partilerinin atanmasıyla seçilirler ki Mardin örneğinden olduğu gibi yurt dışından ithal olanlara da rastlanılır.

Merkez sağa baktığımızda adayların siyasi bir strateji olarak da olsa Kürt siyasi hareketi içerisinde birebir rol alanlardan Kürtlük meselesine uzaktan yakından ilgili olan adaylardan seçilmediği serzenişi dile getirilmektedir. Oysa Kürt halkının bizzat kendi içinden çıkan Kürt gelenek ve görenekleri ile büyümüş hemhal olmuş hem bölge halkıyla hem de kendi devleti ve milleti ile barışık üniversite-medrese okumuş, gezmiş, görmüş aklıselim özellikleri üstünde taşıyıp, polemiksiz, halka da hakka da hizmette hazır olduklarını dile getiren namzetlerin varlığı ender de olsa aslında yok da değildir.  Devletle Kürt solu arasında yıllarca sıkışıp kalan halkın asıl aradığı ve kendisine yakın bulduğu namzet de bu tür temiz bir CV’ye profile sahip namzettir. Devletin güvendiği aday da bu adaydır milletin, halkın da sırtını yaslayabileceği aday da bu adaydır. Kürtlere karşı ikinci planda olma algısını böyle temiz profiller üzerinde Kürt tarihinde ilk defa kırmak büyük bir başarı ve azim işidir. Bu olay şüphesiz Kürt halkı adına da sevindiricidir ve yabana atılmaması gerekmektedir diye düşünülmesi gereken tüm siyasi çıkarların üstünde hassas bir meseledir..

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Farklı Bakış’ın bakış açısını yansıtmayabilir.

Zeynep Kılıç’ın Tüm Yazıları

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.